Gazete REDEbru Timtik sizin için de öldü salaklar!

Ebru Timtik sizin için de öldü salaklar!

“Anlayın lütfen; onlar çürümüş ve hatta kokuşmuş bu hukuk sistemini size “yargılanma” diye satmaya kalkışmayı reddettikleri için ölmeyi tercih ettiler…”

  • SEDA ZOBAROĞLU

Çağdaş Hukukçular Derneği avukatlarından Ebru Timtik adil yargılanma talebiyle başlattığı ölüm orucunun 238’inci gününde ardında derin bir üzüntü, büyük bir öfke, kimilerine göre sevinç, kimilerine göre “neden hayatta kalıp mücadele etmedi ki?” gibi soru işaretleriyle dolu “sitem” duygularıyla aramızdan ayrıldı dün akşam…

Timtik’in ölüm haberini duyduğumda kendisiyle tanışmamış olmama rağmen “benim haklarım için de öldü o” diye geçirdim içimden.

Anlamayanlara, onları “terör örgütü üyesi” olarak görenlere “aslında sizin için de öldü o, tamam mı salaklar!,” diye bağırıyordum evde  gözyaşlarımı tutamazken.

Hani “yapısal reformlar yapısal reformlar, neymiş bu yapısal reformlar?” diye sırıtan birileri vardı ya; onlar gibi “neymiş bu adil yargılanma” diye soracak olanlara kendimce kısaca izah etmeye çalışayım bana göre olan durumu:

ÇHD avukatlarının savunmada olduğu bir “cezaevinde işkence sonucu ölüm” davasını takip ediyordum gazeteci olarak.

Kalabalık bir basın mensupları grubu olarak adliye önünde duruşma saatini beklerken yanımızda konuşlanmış, aralarında sivillerin de bulunduğu kolluk kuvvetlerinden bir kişi yanıma yaklaşıp “bir saniye buraya gelebilir misin?” dedi . “Hayırdır inşallah” diyerek yanlarına gittiğimde bir anda beni bir çember içerisine alarak, “sen bu davayla niye bu kadar ilgileniyorsun acaba merak ettik” diye sordular. Ben de “niye olacak, işimi yapıyorum tabii ki” diye cevap verdim.

Soruyu soran polis eliyle duruşma saatini bekleyen meslektaşlarımı  işaret ederek, “hee, öyle mi, peki orada duran arkadaşların neden senin kadar ilgilenmiyor peki bu konuyla?” diye sorunca, “bilmiyorum, belki ben onlardan daha çalışkanımdır, onlar işlerini yeteri kadar iyi yapmıyorlardır” diye cevap verdim.

Sivil  güldü, “hımm peki öyle olsun” gibi bir şeyler söyledi, ben de hızla döndüm arkadaşlarımın yanına.

Bakın, burada size yaklaşık 11 yıl önce sadece işinin gereğini layıkıyla yapmaya çalışan, amacı gerçeğin ortaya çıkmasından başka hiçbir şey olmayan normal bir haberci kadının başına gelen küçücük bir “üstü kapalı” gözdağı verme hikayesinden söz ediyorum, hem de adliye önünde…

Sonra ne mi oldu?

Sonrasında gerçeğin ortaya çıkmasında mesleki olarak tatmin edici bir başarı elde ettim, ancak en büyük ödülü yaklaşık bir ay kadar sonra işten kovularak almıştım!..

Yeni bir işe başlayabilirdim fakat acı gerçeği önceden sezinlemiştim: Bizim gibi gerçeğin peşinde koşanlara bundan sonra “merkez medyada” geçit verilmeyecekti ve ben yalan ya da sansürlenmiş haber yapmaktansa ölmeyi tercih ederdim.

O nedenle yapılacak ilk şey bana göre aktif haberciliği bırakmak ve bedeli ne olursa olsun kendime başka bir yol çizmekti, öyle de yaptım.

Fakat o ÇHD avukatları benim gibi sıradan bir habercinin mecbur hissettiği bu yolu tercih edemezlerdi. Bir kuruma bağlı olarak çalışma zorunlulukları olmadığından, kendileri için yarattıkları alanda mücadeleye devam edebilirlerdi, ettiler ve ediyorlar da.

Ben başıma gelen o “küçücük gözdağına”  karşı bu gibi davalarda avukatlık yapan o hukukçu insanların başına onca yıldır neler gelmiş olabileceğini tahayyül etmek bile istemiyorum.

O nedenle gerçeği saklamaktansa ölmeyi lafta değil, gerçekte tercih edebilen bu insanlara sırf kendiniz üzülüyorsunuz diye kızmayın, onları anlayın diyorum.

Ve verilecek hiçbir gözdağına karşı benim o gün bana “örnek” gösterilen meslektaşlarım gibi sadece “izleyici” olarak kalmayın diyorum. Ben kalmadım, kalmam. Onların bizim için ölmelerini isyan addeder, ölümlerine sevinenlere inat umudu yeşertmeye çalışırım.

Mesleğiniz ne olursa olsun fark etmez; bakkalsanız çürük yumurta, manavsanız bozuk meyve, fırıncıysanız küflü ekmek satmaya zorlanmak gibi bir dayatmaya karşı çıkmak gibi yani.

Anlayın lütfen; onlar çürümüş ve hatta kokuşmuş bu hukuk sistemini size “yargılanma” diye satmaya kalkışmayı reddettikleri için ölmeyi tercih ettiler.

İşte adil yargılanma talebi budur. Umudu asla kaybetmemek üzere; hepsini saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ebru Timtik ve hak arayışında ölen tüm şehitler gerçekten ölümsüzdür!

Yaşam umuduyla…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol