Gazete REDDSİP’in de dahil olduğu ‘şebeke’yi açıklıyoruz!

DSİP’in de dahil olduğu ‘şebeke’yi açıklıyoruz!

Kendisine Devrimci Sosyalist İşçi Partisi diyen ve Fethullahçı ajanların cirit attığı, son olarak da Berat Albayrak’ın posta kutusundan çıkarak “en tepeye” yani Pensilvanya’ya bağlı olduğu belirtilen “fonlama aktivistler” topluluğunun gerçek yüzünü çok önceleri yazmıştık. Bunlar, emperyalist fonlardan geçinen bir avuç asalaktan oluşuyor ve “aktivizm” dedikleri şey o fonları alabilmek için türlü kılıklara girdikleri iktidar/emperyalizm yancılığı. Aydınlıkçıların zıt kutbu bunlar. Aşağıda kısaltarak yayınladığımız yazı, RED Dergisi’nin 42. sayısında Alper Erdik imzasıyla yayınlanmıştı. Ama daha önemlisi, “şebeke”nin yuvalandığı kurumlardır. Yazının hemen akabinde RED tarafından derginin aynı sayısında yayınlanmış olan o ajan yuvalarına yer veriliyor. Bizi en çok üzen ise, bunların kendilerine Hrant Dink’i bile alet etmeleridir. Hrant Dink’in katilleriyle kol kola girmiş olan bu utanç şebekesini teşhir ediyoruz!

red42kapakStar yazarı Bekir Berat Özipek, neden “Hrant’ın hatırası, bütün çeşitliliğiyle, liberali, sosyalisti ve İslamcısıyla, gözlerinde adaletin ışığı parlayan gençleri bir araya getiriyor ve onların olağanüstü bir olgunluk ve medeni bir dille konuşup tartışabilmelerini mümkün kılıyordu,” diye yazıyor? Nedeni Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi ile 3H Hareketi’nin Ankara’da düzenlediği ‘Katili Tanıyoruz, Adalet İstiyoruz’ başlıklı panelin ev sahipliğini DSİP’in yapması imiş… Kendisine sosyalist diyenlerin, Hrant Dink’in katledilmesi olayında, Emniyet’in içindeki Fethullahçı yapının, suikastın planlanışı ve sonrasında delillerin karartılması konusunda ciddi bir rolü olduğuna dair emareleri görmezden gelip, AKP’nin Ergenekon davası ile derin devleti çökerttiğini iddia eden liberallerle aynı zırvaları papağan gibi tekrarlaması, medeni bir olgunluk mudur, yoksa yalakalık mıdır? Özipek, medeni olgunluk diyor!.. (…) TSK’nin içinde ABD’den hoşnutsuz olan, ‘Avrasyacılık’ gibi alternatifleri savunan kesimlere ve kendini anti-emperyalist addeden tüm kişi ve kurumlara yönelik olarak seyreden Ergenekon sürecinde; bu unsurlara soğuk savaş stratejileri ile ‘asimetrik, psikolojik’ vs. şekillerde saldıran Taraf gazetesinin ‘iki numara’sı Yasemin Çongar’ın eşinin CIA ile ilişkili olduğuna dair belgeler ortaya kondu. Yine, bu gazetenin, 2007 başında devletten yüksek miktarda alınan ‘teşvik’lerle (4 trilyon liranın üzerinde para) kurulduğu da belgelendi. Operasyonların, gazetenin kurulmasından kısa bir süre önce başlatılması ve bu yayın aracılığı ile meşrulaştırılması da, artık bizim bir iddiamız olmaktan çıktı, her şey alenileşti. (…)

roni_darbeliBunların bir kısmı, bir kampanya düzenliyor örneğin; ‘nefret suçları’ ile ilgili. Tanıtımın yapıldığı internet sitesinin başlığı şu: “Irkçı ve etnik ayrımcılık, İslamofobi ve antisemitizm karşıtı bir site…” Yahudilere düşmanlık güdenler, İslamcılar olduğuna ve bu İslamcılar şu an iktidarda olduğuna göre; AKP’nin doğrudan hedef tahtasına konması gerekmez mi bu kampanyada? Dahası, bu kampanyayı George Soros’un vakfı finanse ediyorsa, “Farklı etnik ve dini grupların birlikte yaşadığı yerleri siyasal açıdan karıştıran, istikrarsızlaştıran bu spekülatör, neden Türkiye’de ‘barış ve kardeşlik’ için para harcıyor?” diye sorgulamaz mı hiç kimse?.. Yok… Yazının başında, bunların epeyce kârlı işler olduğunu ve bu işlerle meşgul olanların iyice pişkinleştiğini söylemiştik. Onlar, TDK’den özel bir sözlük yaptırmışlar kendilerine; içinde onur, haysiyet, insanlık vb. sözcüklerin bulunmadığı…

Daha fazla söze gerek yok. Aşağıda özel olarak seçilmiş altı kurum ve onlarca isim var. ‘Şebeke’nin küçük bir fotoğrafı. ‘Yeni sol’cular, onların yakın akrabaları, İslamcılar, liberal ‘solcu’lar, saf liberaller, ‘devrimci sosyalist’ler; yabancı vakıfların fonları aracılığı ile ve kalın bir ‘zincir’le birbirlerine bağlanıyor ve biz bu ‘zincir’i neredeyse yorumsuz biçimde sunmaya çalıştık. Kendilerini Allah’a değil ama ‘büyük insanlık’a havale ediyoruz…

AÇIK TOPLUM VAKFI

Soros’un Açık Toplum Enstitüsü, 1 Ocak 2009’dan bu yana, ülkemizde, çalışmalarını vakıf adı altında sürdürüyor. ‘Nedendir bilinmez’, vakfın yetkilileri ısrarla mütevelli heyetleri, yönetim ve danışma kurullarının tamamen yerli olduğunu söylüyor. Yeni süreçteki fon dağıtımı ile ilgili olarak da, vakfın sitesinde, şu açıklama yer alıyor: “Vakıf, AB-Türkiye üyelik süreci, reform, kadın hakları, eğitim, bölgesel farklılıkların giderilmesi, sivil toplumun güçlenmesi gibi öncelikli ilgi alanlarına giren girişimleri proje veya kurum ölçeğinde kısmen desteklemektedir. Açık Toplum Vakfı, kendisine sunulan ve danışma kurulu değerlendirmesi ve yönetim kurul onayı sonucunda desteklenmeye değer görülen bir projenin toplam bütçesinin 1/3’ünü destekler. Kalan desteğin, başka kuruluş ve kaynaklardan sağlanması beklenmektedir.” Açık Toplum Vakfı’nın, son dönemde desteklediği projelerden iki tanesi, hem söylem hem de yürütücüleri açısından, diğerlerine göre, şu an bizim için daha önem arz ediyor. Bunlar, Sosyal Değişim Derneği tarafından gerçekleştirilen ‘Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl, 10 Örnek’ ve ‘Nefret Suçları İzleme Geliştirme Atölyesi’ projeleri. (İçlerinde DSİPçiler, bilumum YetmezAmaEvetçi ve liberal ‘solcu’ var.)

roniSOSYAL DEĞİŞİM DERNEĞİ

Amacı,”İhtilafl arın diyalog ve barışçıl yollardan çözülmesi, Her türlü şiddetin ve ayrımcılığın ortadan kalkması, Sivil toplumun karar alma süreçlerinde söz sahibi olması için… kendi öncelik alanları içinde savunuculuk, kampanya, araştırma, eğitim, lobi ve benzeri çalışmaları yürütmektir,” gibi ‘ezber’ şeyler olan dernek, yukarıda belirtilen projeleri, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi ile birlikte yürüttü. Finans kısmında ise, Açık Toplum Vakfı’nın yanı sıra, Hollanda İstanbul Konsolosluğu’ndan da ‘yardım’ aldı. (Proje ile ilgili bilgi için: nefretme.org) Derneğin yönetim kurulu, Cengiz Alğan (Başkan) (Aynı zamanda DSİP üyesi), Zeynep Atamer (Başkan Yrd.), F. Levent Şensever (Sekreter) (Aynı zamanda Durde! ‘aktivist’i), Erkin Erdoğan (Sayman) (Aynı zamanda DSİP üyesi), Derya Kılıçalp’ten (Petrol Ofisi ve Garanti Bankası’nın ana sponsor oldukları, Sabancı’dan Koç’a pek çok sponsoru bulunan, Soros’un da desteklediği Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda proje koordinatörü) oluşurken; danışma kurulunda ise Baskın Oran, Aydın Engin, Ayşe Hür (Taraf yazarı), Cengiz Aktar (eski AB ve BM çalışanı), Zeynep Tanbay (Ufuk Uras’ın eşi), Bağış Erten, Kerem Kabadayı, Sefa Kaplan bulunuyor.

ULUSLARARASI HRANT DİNK VAKFI

Medyadaki nefret söylemlerine dair başka bir çalışma da, Hrant Dink Vakfı’nca yürütülüyor. Nefretsoylemi.org adresinden tanıtımı yapılan proje; Avrupa Komisyonu, Demokrasi ve İnsan Hakları Avrupa Aracı, Friedrich Naumann Vakfı ve Global Dialogue tarafından destekleniyor. Vakıf, 2007 yılında, “Hrant Dink’in hayallerini, mücadelesini, dilini ve yüreğini yaşatmak amacıyla” kurulmuş ve “Diyalog, barış ve empati kültürünü geliştirmeyi tüm faaliyetlerinin temeli olarak” tanımlıyormuş. Vakfın tüm idari kurullarında vitrin olarak Hrant’ın aile fertleri bulunuyor. Bunların dışında görevli olan kişiler ise, İbrahim Betil (Toplum Gönüllüleri Vakfı adına George Soros’la bizzat görüştüğünü ve para yardımı aldığını beyan etmiştir. National Endowment for Democracy adlı kurumla ilişkileri sağlamdır. Oradan da ‘bağış’ almaktadır. Kendisi hakkında Fethullah Gülen sitesinde şu ifadeler yer alıyor: “Sistemin sağlıklı işlediği bir ülkede yaşasaydık, madalya verilirdi böyle insanlara… Bu ülke çocuklarından yıldızlar üretmeye çalışan bir İbrahim Betil’e mesela, ülke toprağına sevdalı bir Hayreddin Karaca’ya ve tabii ki orada, taa Amerika’da, memleket hasretiyle yanan Fethullah Gülen’e…”), Betül Tanbay (Zeynep Tanbay’ın ablası), Oral Çalışlar (Yönetim kurulu asil üyeleri); Sibel Asna (A&B Halkla İlişkiler şirketinin sahibi) , Zeynep Taşkın (Yönetim kurulu yedek üyeleri); Ali Bayramoğlu (Denetim kurulu asil üyesi); Şafak Pavey (Denetim kurulu yedek üyesi); Fethiye Çetin, Cengiz Aktar, Cem Özdemir (Danışmanlar). Hrant Dink Vakfı’nın sayıca çok fazla olan destekçileri işe şunlar: Chrest Vakfı, Gülbenkyan Fonu, Heinrich Böll Stiftung Derneği, Global Dialog, F. Naumann Vakfı, Avrupa Birliği, Hollanda Konsolosluğu, Tower Travel, Aktif İleti. Burada bir not düşmekte yarar var: Hrant Dink’in öldürülmesi başlı başına vahim bir olaydır. Ne var ki, Hrant Dink’i sahiplenecek olan, dünyanın her tarafında dökülen kanlarda payı olan Avrupa Birliği, ırkçı Hollanda devleti falan değil, her kökenden Türkiyeli emekçilerdir.

HEINRICH BÖLL STİFTUNG DERNEĞİ

Derneğin sitesinden aktarım: “Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Bürosu’nun geçmişi, 1994 yılına dayanıyor. Türkiye Bürosu bu tarihten beri demokratikleşme, insan ve azınlık haklarının korunması, ekolojik esaslara uygun sürdürülebilir kalkınma ve kadın-erkek eşitliğinin geliştirilmesine yönelik girişim ve çalışmaları destekleme ve teşvik etme gayretindedir… Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin çalışma alanları; demokratikleşme, sürdürülebilir kalkınma, kadın-erkek eşitliğinin geliştirilmesi, Türkiye-Almanya diyaloğu/Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu ve uluslararası ilişkilerin geliştirilmesidir.”

Bu derneğin, çeşitli projelerdeki ortaklarından birkaç örnek vermek gerekirse; Kaos GL, Diyarbakır Barosu, TESEV, Bianet, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Küresel Eylem Grubu ve Küresel BAK’ı sayabiliriz.

Son olarak, Erkin Erdoğan ismini zikredip geçelim. Sosyal Değişim Derneği’nin saymanı olan Erdoğan; geçen yıldan beri, Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin proje koordinatörü ve DSİP üyesi.

FRİEDRİCH NAUMANN VAKFI

Vakfın Türkiye’deki çalışmaları, fnst-turkey.org sitesinde, şöyle anlatılmış: “Friedrich Naumann Vakfı bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Vakfın belirlemiş olduğu ilkeler içinde en önemlisi liberalizmin vazgeçilmez öğesi olan özgürlüğün teşvik edilmesidir.

Vakıf 1991 yılından beri Türkiye’de faal olup, ofisimiz 2002 yılında Ankara’dan İstanbul’a taşınmıştır. Türkiye, Almanya, NATO ve Avrupa için jeostratejik önem arz eden bir ülke olup coğrafi konumu nedeniyle Kafkasya ile yakın ilişkileri olan bir enerji nakil ülkesidir. Buna ek olarak, Romanya ve Bulgaristan’ın AB’ye katılımı Türkiye’yi birliğin coğrafi sınır komşusu yapmıştır. Bu nedenle, Vakfın Türkiye’de liberalizmin ilkeleri ve demokrasinin geliştirilmesi gibi konularda yürüttüğü etkinlikler ayrı bir önem kazanmıştır.”

Vakfın, ‘partner’leri ise şunlar: TESEV, ARI Hareketi, İstanbul Politikalar Merkezi, Liberal Düşünce Topluluğu, Rekabet Derneği, İstanbul Valiliği. Geçen ay, biri köpek olmak üzere, toplam 12 kişilik bir grup halinde, TEKEL işçilerini protesto eden 3H Hareketi ise, vakıfla ilişkili, vakfın sürekli katkılarına mazhar olan bir diğer oluşum.

dsip_darbe‘DEVRİMCİ’ ‘SOSYALİST’ ‘İŞÇİ’ PARTİSİ

Üyelerince, ‘Aşağıdan sosyalizm’, ‘Reform değil, devrim’, ’Devrimci parti’ gibi ilkelerle birlikte anılan bu ‘parti’; yine bazı üyeleri ve icraatları ile kurum listemizde ‘assolist’ olarak kendisine yer buluyor. Sosyal Değişim Derneği’nin başkanlığını yürüten ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi ‘aktivist’i olan Cengiz Alğan, DSİP’in MK Üyesi. Yine, Sosyal Değişim’in saymanı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin proje koordinatörü ve de Türkiye Sosyal Forumu’nun üyesi olan Erkin Erdoğan da DSİP’li.

DSİP’in de, yanda sıralanan kurumların olduğu gibi, birçok dostu var. Bunlar, partinin sitesinde şöyle sıralanmış: Küresel Eylem Grubu, Küresel BAK, Darbeye Karşı 70 Milyon Adım, Antikapitalist Öğrenciler, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi, Hrant’ın Arkadaşları, Sesonline…

‘Parti’nin gazetesi Sosyalist İşçi’de, Nazlı Ilıcak’la birlikte ‘darbe karşıtı’ eylemler düzenleyen ‘70 Milyon Adım Koalisyonu’ için şu ifadeler kullanılıyor: “Darbe karşıtı bu platformu başından itibaren ayakta tutan üç örgüt var: DSİP, Genç Siviller ve Mazlum-Der.

DSİP, geçtiğimiz ocak ayında, 3H Hareketi ile birlikte epeyce anıldı. Zira Ankara’da, 3H ile Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi’nin birlikte düzenlediği ‘Katili Tanıyoruz, Adalet İstiyoruz’ başlıklı panelin ev sahipliğini bu ‘parti’ yaptı…

RED Dergisi, Sayı 42, Mart 2010

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,346BeğenenlerBeğen
17,473TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol