Gazete REDDevrimcinin devrimciyi anlatması

Devrimcinin devrimciyi anlatması

Geçtiğimiz gün kaybettiğimiz Ümit Yavuz’un gençlikten gelen bir anıyı, polislerin önce vurup yaraladığı, daha sonra işkenceyle katlettiği Devrimci Yolcu Ayhan Alan’ı anlattığı yazısını yayınlıyoruz. Her iki devrimciyi anmak için…

    • ÜMİT YAVUZ

Sevgili Ayhan ALAN…
Okaliptüs ağaçlarını 150 yıl kadar önce Avustralya’dan ülkemize getirdiler. Bataklık alanları kurutmak için. Yaprakları toksin dolu olduğundan sadece koalaların besinidir. Koalalar buna göre evrimleşmiştir. Yapraklarını başka hiç bir canlı yemez. Bazı ağaçlar çok kalın kabuklar yaparak gövdesini zararlılara karşı korurken, okaliptüs kabuğunu sürekli yenileyerek kendisini korur. Gövdesine yazabilirsiniz. Yarar, yaralayabilirsiniz. İçinden ok geçen kalpler çizebilirsiniz. Ne kadar derin çizerseniz çizin sonunda ağaç kabuğunu yenileyerek sizin izlerinizi siler.

1980 yılının bahar aylarıydı. Mersin’in dışından tren yolu üzerinde yürüyorduk. Biz dört yoldaş. Çilek mahallesi üzerinden önce Yenipazar, sonra Siteler’e ulaşacaktık. Üstümüz başımız bir dünya dolu. Avadanlıklarımız var. Ana yollara çıkamıyoruz. Sağımız solumuz kesilmiş narenciye bahçelerinin mezarlarıyla doluydu. Kesilen bahçelerin ağaç köklerini, odun yapmak için yoksullar kazmıştı. Geriye adeta yaralanmış toprakta çukurlar kalmıştı. Göz alabildiğine çukurlar. Portakal bahçeleri mezarlıkları…

Uzaktan gördük. Bize doğru yine dört kişi geliyordu. Gözlerimiz, ellerimiz tetikte. Yakınlaştık. Birbirimizi tanıyacak kadar. Gördüm O’nu. Sarışın güleryüzüyle. Yeni terleyen bıyıkları ve sakallarıyla.

Ayhan Alan

Pozcu çocuğuydu. İçel apartmanında oturuyorlardı. Bizler Dumlupınar Lisesi arkadaşlarıydık. Ben 6 fen D’de iken O 5 Edebiyat C’de idi sanırım.

Yanımızdakilerden biraz uzaklaştık. Utangaçça sarıldık birbirimize. Sarışın kokuyordu sanki. Sigara ikram etti bana “hala içmiyorum” dedim.

Bazen kavgalarımız olurdu okulda. Farklı ekiplerin liderleriydik.Yine de içimizde aynı yolun yolcusu olduğumuzu bilirdik içten içe.

Sert adamlardık. Adam olmak sert olmak sanıyorduk belki de. Ne bileyim öyle olacağını. Daha sıkı sarılır, içime katardım. Parçam yapardım.

7 Ocak 1981 yılında Tarsus’un okaliptüs Karabucak ormanında çatışmaya girmişler. Yaralı yakalanmış. İddialara göre yaralı iken işkence sonucu hastane yolunda son nefesini vermiş. Nefesini almışlar.

Birlikte çatışmaya giren Mustafa ÖZENÇ 20 Ağustos 1981 tarihinde Adana ceza evinde idam edildi. Arkasında unutulmaz bir veda bırakarak.

“Mevsim ilkbahar sıcak bir yaz olsa da
gece gündüz farketmez ben herzaman hazırım
adımın yazıldığı taş bile yıkılsa da
kalmamış da olsa şu dünyada mezarım
hatırlayıp tek canlı gelmese başucuma
o müjdeyi ben doğadan alacağım.
nasırlı ellerce yaratılan o görkemli bayrama
hiç kimse farketmeden ben de katılacağım….(Mustafa ÖZENÇ-İdam edilen bir devrimci)

Küskünüm, kızgınım okaliptüs ağacına.

Ayhan’ı koruyamadı. Kendini yenilerken Ayhan’a bu fırsatı vermedi. Ne zaman bir okaliptüs yaprağını parmaklarımın arasında ezsem, koklasam, hep sarışın kokar benim için. Ayhan kokar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,980BeğenenlerBeğen
16,900TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol