Gazete REDDevleti budalalar yönetse…

Devleti budalalar yönetse…

Budala Buda Bu Dala Konar mı ya da Devlet Meditasyonla Yönetilir mi?

  • BORA ERCAN

Buda bir budalaydı. Kelime oyunu yapmıyorum, ciddiyim. Budala, abdalın çoğulu demek, yani bir tür derviş. Abdal ise bedel ödeyendir. Yani, arının kahrını çekip, balın kıymetini bilen. Diğer bir yandan da aptal kelimesi çıkmış ortaya, budalanın gündelik anlamı gibi. Bu özel ve güzel kelimeler zamanla anlam kaymasına uğramış, oysa hepsinin kökü aynı: ‘bdl’. Olumlu anlamları ortadan kalkmış bugün, ne yazık ki olumsuz anlamlarıyla varlar.

Buda ise aydınlanma demek olan Sanskrit ‘budh’ kökünden geliyor. Aydınlanma insanın dünyasal çelişkilerden, çatışmalardan arınması ve huzur içinde ‘ölmesi’ anlamına gelir.

Nirvana sönmek demektir, samadhi zihnin ulaşabildiği en zirve yer. “Ben aydınlandım, guru oldum” diye ortada dolaşan şarlatandan bol bir şey yok günümüzde. Bu doğal, çünkü o kadar karanlık dönmelerden geçiliyor ki insanlar gerçeklik algılarını yitirerek bir ilahi kurtarıcı arıyor. Böylece şeyh uçmuyor mürit uçuruyor. Bu nedenle üzerinde durulması, incelenmesi gereken şeyhlik kurumundan öte müritlik kurumu.

Herkes teslim olmaya çok meyilli.

Buda ünlü Kalama Sutta’sında inanma, der: Bir şeye çok insan inanıyorsa, o konu çok eskiyse, hocan söylemişse, kitaplarda yazıyorsa vs… inanma. Bunun devamını da getirmeli zira insan kendine de inanmamalı.

Deneyim ve bunun farkındalığı önceliklidir. Gelin görün ki, insanın kendiyle olabilmesi, kendini işlemesi zor, bu nedenle bir takım aracıların çıkması ve mutluluk, pozitiflik dağıtması söz konusu. Bunun alıcısı çok, sloganı da var: happiness is business! Yani mutluluk ticari bir iştir. Bu kadar yapay, zoraki mutluluk ortamının da ister istemez ‘toksik pozitiflik’ oluşturması kaçınılmaz. Konu, mutlu olmak değil farkında olmaktır.

İnsan da toplum da yıllar içinde birikir. Bilinçli, eksenli bir evrimleşme süreci bir birey için tekamüldür. Kamil insan olma yolu emekle var olmaktır. Bunu sadece abdallar, budalalar söylemiyor mesela Maslow da söylüyor. Nitekim, ihtiyaçlar piramidinin son basamağı kendini gerçekleştirmedir, yani anlam arayışının bir yere varması…

Bu, şüphe yok ki insanın doğal var oluşudur.

Dedelerimizle bütün bunlar üzerine konuşabiliriz ya da konuşabilirdik ancak onlara ‘kişisel gelişim’ desek pek de bir şey anlamazlar. Açıkçası bunca yıldır bütün bu işlerin içinde olmama rağmen ben de anlamıyorum, neden anlamadığımı nihayet anladım çünkü konu ‘personal development’ın bire bir Türkçeleştirilmesiydi. Bizde ve her kültürde zaten var olanın yeni bir dil ve paketle sunulması birçokları için oldukça çekiciydi ama benim için itici. Bu nedenle bu ifadeyi hiç kullanmadım.

Geçtiğimiz günlerde bir politikacı ‘devlet meditasyonla yönetilmez,’ dedi. Daha önce hiçbir siyasetçinin bu kelimeyi zikrettiğine tanık olmadım. Anlaşılan salgın hastalık döneminde iyice yaygınlaşan ‘kişisel gelişim’ işleriyle birlikte ‘meditasyon’ da ister istemez insanların günlük diline girmiş, kavramın ne olduğu tam olarak bilinmese de meditasyon ortalıkta daha fazla görünür, ulaşılır olmuş. İfadeyi söyleyen siyasinin algısında muhtemelen hayal, sihir, yalan gibi anlamlar yüklenmiş meditasyon. Oysa, meditasyon odaklanmadır! Uçmak, yüzergezer olmak değil, köklenmektir. Hayal aleminde dolaşmak hiç değil gerçeğin dibine gitmek, derinine inmektir.

Meditasyonun temelinde Budacı anlamda nefes yatar. Nefesin ‘yerli ve milli’si olmaz. Nefes bütün yaşayan varlıklarladır. Yaşamla birliktedir. O zaman rahatlıkla denebilir ki devlet meditasyonla yönetilir. Hatta kendisiyle sorununun farkına varan, bunu çözmeye çaba gösteren hayatla da sorununu çözer, böylece Meclis’te ya da sokakta kafasını kıracak insan aramaz, farklılıklara saygılı olur, doğaya karşı hassaslaşır, bir ağaç kesilse kendi kolu kesilmişçesine hisseder bunu ve kolunu korurmuşçasına korur ağaçları…

Sonuç olarak, bu politikacı belki bilinçli belki de bilinçsiz bir şekilde bu kelimeyi söyleyerek bir ilgi çekti. Piyasa ve reklam kuralları gereği başarılı oldu çünkü insanlar tam olarak anlayamadıklarına inanmaya daha çok eğilimlidir.

Öte yandan, hayırlısı diyelim, bir ‘farkındalık’ da olabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,018TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol