Gazete REDDemirtaş tahliye edilir mi?

Demirtaş tahliye edilir mi?

Demirtaş’ın ve diğer tüm siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşması hukukun değil gücün ve AKP iktidarının o gücü ne şekilde kullanmak isteyeceğinin bir çıktısından başka bir şey değildir.

  • MUSTAFA SEDAT KILIÇ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun hukuki değil siyasi olduğuna ve derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.

Bu durumda, Demirtaş tahliye edilir mi edilmez mi tartışmalarına girmeden önce bir gerçeğin altını çizelim: Şimdi, AİHM kararına yaslanarak “Bu kararın ardından, hukukun olağan işlediği bir ülkede Demirtaş derhal serbest bırakılmalıdır” türünden laflar edip beklentiye girmek, Demirtaş’ın tutukluluk sürecinde başından beri yaşananlara gözlerini kapatmak, kararın uygulanması için AKP iktidarından medet umar hale düşmek ve böylelikle hukukun AKP’nin tapulu malı olduğunu bir kez daha kabulle, bundan sonraki hukuk ihlallerinin normalleştirilmesine katkı vermek anlamına gelir.

Demirtaş’ın ve diğer tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmayabileceği ihtimalini akıldan çıkarmadan, soğukkanlı biçimde, bırakılmaz ise her ne yapılması gerekiyor ise onu yapmanın imkanları üzerine kafa yormak, hazırlıklı olmak gerekir.

Daha önce bu yapılmadığı için Demirtaş ve diğer siyasilerin keyfi tutukluluğu yıllardır devam ediyor, siyasi tutuklamalar ve baskıların dozu artıyor.

Demirtaş’ın tutuklanması ise başlıbaşına, en az tutukluluğunun dört yıldır sürdürülmesi kadar sorunlu ve şimdilerde unutulmuş bir diğer konudur. İşin bu kısmı, dokunulmazlıkların kaldırılması ile başlayan ve ayrıca ele alınması gereken daha ayrıntılı ve ağır bir yazının konusudur. Unutulmamalıdır.

Hukuki bir kararın yerine getirilmesi talebinin muhatabı iktidar değildir. Bu konuda iktidarı muhatap alıp ondan hukuk, reform, normalleşme dilendikçe, bütün bunların iktidarın tekelinde olmasına ve öyle kalmasına meşruiyet kazandırılmış olur. Bu, bir şeyleri değiştirme iddiasından ve sorumluluğundan uzaklaşmanın da en konforlu yoludur. Bunları iktidardan dilenmek yerine, Erdoğan’ın kendisini hukuk mekanizması yerine koyup yargı dağıtarak, talimatlar vererek işlediği suçu teşhir etmek ve bir mücadele geliştirerek keyfi uygulamalardan kaçınması konusunda zorlayıcı olmak gerekir.

Malum, haklar verilmez, alınır.

Hukuki bir kararı yerine getirmesini bekleyerek Erdoğan’a yargısal bir güç atfetmekten vazgeçip, işlediği suçu hatırlatmak ve kayda geçirmek daha yerinde bir tavırdır. Ötesi, bir zahmet iktidardan hesap soracak bir örgütlenme/mücadele inşasına girişmektir.

Bu hatırlatmadan sonra, AİHM’nin kararının uygulanıp uygulanmayacağını merak eden herkesin gözlerini çevirdiği AKP’ye baktığımızda, kararın yayınlanmasından saatler sonra sadece AKP sözcüsü Ömer Çelik’in mırıldanmasına rastlıyoruz. Ömer Çelik, “Gerekçeli kararı hukuk sistemimiz değerlendirecektir. Hukuk sistemimizin değerlendirmesine göre bir yaklaşım üretilecektir” demiş.

Bu açıklamanın süratle Türkçeye kazandırılması gerektiğini düşündüm ve çeviriye koyuldum. Kısa bir çalışmanın ardından, açıklamayı “Demirtaş’ı siyasi kararla rehin tuttuğumuz doğrudur. Tahliye kararı çıksa bile bu gerçekleşmeden yeni bir dava ile tutmaya devam edeceğiz”diye çevirdim.

İlk cümleden eminim. İkinci cümleyi yanlış çevirmiş olmayı ümit ediyorum. Velhasıl, elde var iki senaryo:

DEMİRTAŞ TAHLİYE EDİLİR. NASIL?

Geçenlerde, AB’ye üyelik konusundaki kararlılığını hatırlayan Erdoğan için “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi” AB ile AKP arasında, her iki taraf için de aşılması imkansız bir takozdur.

Erdoğan için bu takoz üzerinden AB’ye göz kırpmak, nasılsa imkansızlığından emin olduğu bu göstermelik taleple, iflah olmaz liberal tayfayı harekete geçirip içeriye “normalleşiyoruz” mesajı vererek, içi boş reform söylemiyle oluşturulan, piyasaların da çok sevdiği o “iyimser hava”yı üç gün daha uzatmaktır.

Doğalgaz bulunduğu yalanı unutulur unutulmaz altın rezervi bulunduğunu üfüren AKP’nin, finans piyasalarını ayakta tutmak için naylon da olsa “iyi haber” üretmeye çok ihtiyacı var.

Doğrusu, mevcut ekonomik sistemde kumar çarkı gibi dönen finans piyasalarının iktidardan beklediği de bu ve biraz daha fazlası.

Damat Berat’tan sonra oluşturulan yeni ekonomi yönetimiyle beraber estirilen reform söyleminin yüzü suyu hürmetine, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının yayınladığı son raporlarda “lafla buraya kadar, biraz da eylem” çağrısına, Merkez Bankası PPK toplantısında 150 bp faiz artışı ve Demirtaş’ın tahliyesi ile karşılık verilebilir.

Üst üste çakıştırılabilecek bu iki hamle ile, yakılan reform ateşine iki odun daha atılarak iki hafta daha kazanmak mümkün olabilir.

Gündeme düşecek olan “İyi de, eksi elli küsür milyar dolar rezerv ve bu kadar cari açıkla bu iş nereye kadar?” sorusunun üstü, “tahliye edilen Demirtaş şimdi ne yapacak, HDP’de taşlar yerinden oynayacak mı?” türünden magazinel tartışmalarla örtülebilir.

HDP ve Demirtaş’ın birlikte eritilmesi için binbir yaygara koparılırken, SETA’nın üfürükçüleri “Demirtaş içeride dört yıl kalmayı kendisi tercih etti” diyerek AKP’yi sorumluluktan sıyırmak için yırtınadursun, Erdoğan yanında duran herkesi her an ters köşe yapabilecek hamlelere girişebilir.

Nasıl?

DEMİRTAŞ TAHLİYE EDİLMEZ. A, NASIL AMA YA?

Erken seçim türü geyik motifleriyle süslü gündemimize “ilk seçimde gidecekler” inanmışlığıyla sarılıp iktidarın oyalama taktiklerine omuz veren kesimlerin heyecanını bir yana bırakalım…

Artık bu memlekette seçimin hiçbir şekilde gerçek bir seçim olamayacağını görmemiz gerekiyor. Eğer ekonomide bir kırılma yaşanacak olur da, halkı kendi etrafında konsolide etmek amacıyla AKP yine bir taktik olarak seçime ihtiyaç duyacak olursa, ancak kazanmayı garanti edeceği bir seçim tiyatrosunu sahneye koyacağını kavramazsak, gerçekçi hiçbir tartışma yürütemeyiz. Bu konuda artık uyanmak için, arkamızda bıraktığımız 7 Haziran – 1 Kasım 2015 seçim deneyimlerine bir göz atmak kafi.

AKP açısından, böyle bir taktik seçim için bile Demirtaş’ın tutukluluğunun devam etmesi gerekir ve bu da yetmez. HDP’li belediyelerin neredeyse tamamının gasp edildiği, başkanlarının tutuklandığı şu konjonktürde Kürt oylarının devşirilebilmesi için Osman Öcalan’la görüşmelerin erkenden başlatılması da bir şey ifade etmiyorsa, Kürt siyasilere verilen yirmi otuz yıllık cezaların, izlenecek siyaset açısından bir gösterge sayılmasında fayda var.

AKP, durumu anlamamız için daha ne yapsın? Demirtaş’ı tahliye edip tekrar mı tutuklasın?

Tabii ya!

Demirtaş’ın tahliyesine karar verilir ancak el altında tutulan yeni bir iddianame ile dışarı çıkarılmadan tekrar tutuklanması talebi, reform aşığı romantik liberallerin suratında patlar. Bundan da, “kesin bize bir mesaj vermek istedi” şapşallığıyla AKP’nin peşi sıra koşmaya devam edecek olan bu arkadaşların değil, “ilk seçimde gidecekler” saflığında olan vatandaşların ve AKP’ye dönüp “Demirtaş yalnız değildir, derhal salıverilsin” diyerek hukuku AKP’den beklerken yine onun hukuk üzerindeki tahakkümüne meşruiyet kazandıran, bunu normalleştiren tayfanın çıkaracağı dersler olabilir.

Ancak, AKP’den hukuk çıkmaz. Onu, er geç kuracak olan da yine bizleriz. Unutulmasın.

Demirtaş’ın tahliyesi meselesi, her iki durumda da hukukun bir gereği olarak değil, Erdoğan’ın aslında hiç de yeni olmayan taktiklerinin bundan sonraki adımı olarak değerlendirilecektir. Tahliye edilmesi, Türkiye’yi normalleştirip bir hukuk devletine dönüştürmeyecek, edilmemesi de reform sarhoşu kesimlerin ayılması için yeterli olmayacaktır.

Demirtaş’ın ve diğer tüm siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşması esastır. Ancak, sol muhalefet iktidar ile bilek güreşine girecek cüsseye ulaşıp onu devirene kadar bu konu hukukun değil gücün ve AKP iktidarının o gücü ne şekilde kullanmak isteyeceğinin bir çıktısından başka bir şey değildir.

Bu nokta, artık bütün bir memleketin özgürleşmesi için eşiktir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

RED Sosyal

24,556BeğenenlerBeğen
17,805TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil ama artık vakit, bugüne kadar...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına yazının sonundan ulaşabilirsiniz.) Muhammed Raşid Erol’un...

Yaşasın çocuklar!

Tedavisi olan hastalıktan çocukların öldüğü ülkede, vatandaşın vergisi saray yapımına harcanıyor. SMA gerçeğini en yalın biçimiyle ancak böyle anlatabiliriz. DİDEM BERKES Arel, Erkan, Eymen, Hasan,...

Bir devrin sonu

Beyinciğin biri Cumhuriyet’e reklam arası demişti hani. Aslında farkında olmadan gerçeği on ikiden vurdu! CEM ASLAN Kanal İstanbul’un Trakya’daki birliklerin ikmalini zorlaştıracağı için Trakya’nın...

RED Arşiv