Gazete REDÇökmek, Danaos’un Kızları, Oligarşi

Çökmek, Danaos’un Kızları, Oligarşi

Çökmek kelimesi çöp kelimesiyle akraba. Herkes kendi içinde birikmiş çöpleri temizlemeli zira herkesin içinde maalesef bu virüs var, aşısını da birlikte bulmalıyız.

  • BORA ERCAN

Artık gündelik yaşamda ilk anlamının dışında kullanımı geçerlik kazanmış bir kelimedir çökmek. Sözcüğün argo anlamı ana akım dile dahil olmuştur. Dilin toplumsal ve siyasal olaylarla dönüşümüne birebir tanıklık noktasındayız.

Türk Dil Kurumu, Dil Derneği gibi kurumlar ve sözlük yazıcıları sözcüğün yeni anlamını kitaplarının yeni basımlarına ya da online sözlüklerine eklerler mi?

70’lerde ilkokula başlayan birçok insan gibi ben de okuma yazmayı öğrendiğimde politik terminolojiyi duvar yazılarından çözmeye başlamıştım: Katil Oligarşi!

İlkokul çocuklarında soyut düşünce yoktur, bu nedenle benim için de oligarşi bir yönetim biçiminden daha çok birini öldüren katil bir insandı. Bugün oligarşinin kullanımı eskisi kadar yaygın değil. Özellikle, Rusya örneğinden sonra, oligark sanki daha çok kullanımda, böylelikle kavram somut haliyle daha bir ortada var olurken doğrudan ve dolaylı olarak yok etmeye de devam ediyor. Çocukken yanlış anlamamışım.

Oligarşi kavramını ilk olarak Aristoteles kullanmış, oligos az, küçük anlamında, arkhi de yönetim.

Dolayısıyla azınlık iktidarıdır oligarşi.

Kavram, Fransızca üzerinden 1570’den itibaren yaygınlık kazanmış. Oligarşi, yönetimi rızayla değil zorla elinde tutar. Bu zorlama ekonomik güçle gerçekleşir. Oligarklar, oligark olabilmek için halka ya da başkalarına ait olan mülklere ‘çökerler’.

Normal şartlar altında parasal olarak zengin olmanın bir yükseliş grafiği vardır, çökme yoluyla bu grafikteki artış üstel olarak kendini gösterir, birden inanılmaz rakamlar dolaşır ortalıkta.

Bu parasal gücün ekonomik güç olduğunu söyleyemeyiz. Zira bu şekilde kazanılan paralar da o parasal gücün korunabilmesi için sağlık, eğitim, bilim yerine güvenlik önlemlerine aktarılır.

Böylece her iktidar kendi toplumsal sınıflarını oluşturur. Bu sınıflar üzerinden kendini var eder. Ekonomik işleyiş de sınıf politikalarından bağımsız değildir. En alttakiyle en üsttekiler arasındaki fark gittikçe artar. Parasal güçle eğitimden mimariye, ekonomiden sağlığa kadar her yere dahil olur iktidar. Bilim, sanat, kültür bir yandan iktidara hizmet ederken iktidar da kendi bilimini, sanatını, kültürünü oluşturma çabasındadır. Örneğin, yeni üniversiteleri iyileştirmektense var olanlar üzerine ‘çökülür’.

Savunma Sanayi Başkanı profesör ünvanlı bir kişinin son günlerin şaibeli bir otelinde kalması, kalabilmesi ve bunda bir beis görmemesi karşı karşıya olunan durumun vahametidir. Oligarşi kurumlaşmış, bilinçli bir politikayla kurumlaştırılmıştır.

Kısacası devlet bürokrasisi artık eskisi gibi değildir. Naiflik, dürüstlük eski bir film tadındadır. Her bir bürokrat kendi egemenlik alanı içinde kralsı yetkilerle donanır. Ülkedeki il, ilçe sayısı kadar mülki amir, bu amirlerin yardımcıları, danışmanları, şoförleri, korumaları, çakarlı araçları, akrabaları var. Protokol bitmez. Müftülük, rektörlük, dekanlık, savcılık, belediye başkanları… kim bilir neleri atlıyorum. Hakimler, savcılar, ordu komutanları, emniyet müdürleri…

Denebilir ki, olmasın mı?

Olsun, zaten vardılar, varlar. Ancak günümüzde gelinen nokta aşırı yetkilerle kural tanınmaması. Kurallar neden herkese eşit değil. Neden emniyet şeridi çakarlı araçlarıyla ayrıcalıklı kişilere ait? Neden herhangi bir bürokratın kapısında onlarca koruma polisi var? Ekonomik işleyişte neden şeffaflık yok?

Bu modelleme her geçen gün daha da şekilleniyor, hızla artıyor. Yeni kurulan yapılarla halk parçalara ayrılıyor. Bu döngünün içinde bulunan, döngünün bozulmasını istemeyen, döngünün nasıl kırılacağını bilemeyen, şükreden, lanet okuyan, kaçabilen, kaçma hayalleri kuran…

Artık kim okulumu bitireyim, ülkeye, insanlığa bilim, sanatla hizmet edeyim diye düşünür? Ya vale olacaksın ya kayyım!

Emeğiyle çalışan, var olan her bir yurttaşın basitçe sorması gereken sorular bunlar. Soruyu sorduk, yanıtı nerede? Yanıt, sorunun kaynağını görerek çözüm üretmekte.

Oligarşi maalesef içimize, köyümüze, ailemizde de kendine yer buluyor. İnsanlar kötü örneğe çekilir ve hemen taklit etmeye başlarlar. Bir ülkede bu çok kadar çok yaşadışı işin olmasının başka bir anlamı var mıdır? Hapishanelerde yer yok ve yeni hapishane inşaatları devam ediyor. Örneğin, adalet sarayının ya da hapishane inşaatının ihalesinin hiç rüşvetsiz, tertemiz olabileceğine dair inancımız yok. Öyle olmuş olsa bile, ne yazık ki bu inancı kaybettik.

Oligarklar ormanlara, derelere, dağlara, denizlere, ovalara çöküyor. Arkalarına silah gücünü alarak. Şaşırmıyor, tepki vermiyoruz, kanıksadık. Var olanı koruyamıyoruz. Çünkü maalesef komşunun tavuğu komşuya kaz görünürken komşu komşunun bahçesinin bir metrekarelik alanına çökmek için de fırsat kollayan çok insan var. Küçük esnaf kaldırıma, kaldırımın önündeki yola çöküyor.

Çökmek kelimesi çöp kelimesiyle akraba. Herkes kendi içinde birikmiş çöpleri temizlemeli zira herkesin içinde maalesef bu virüs var, aşısını da birlikte bulmalıyız.

Mitolojik hikayede Danaos’un masum kızları eşlerini öldürdüğü için cezalandırılarak yer altına kapatılır. Yer altında akan bir ırmaktan küçük bir havuza su taşımalılar ki o havuza girdiklerinde suçları affedilsin.

Yalnız ellerindeki testiler su sızdırmaktadır. Su küçük havuza gelene kadar biter. Küvet hiçbir zaman dolmaz. Dolamaz. Fakat onlar çaresizce taşımaktadır.

Aynı eylemlerin, aynı düşünce yönteminin farklı sonuçları vermesi beklenemez. Bugün toplumun durumu biraz da buna benziyor. Herkes kendine su taşırken testiyi farkında değil. Birçok insan da testinin su sızdırdığını söylüyor, gösteriyor. Hatta testileri birlikte tamir etmeyi öneriyor.

Hepimiz kendi testimizdeki delikleri kapatalım, birbirimizin testisinin çatlaklarını tamir etmekte birbirimize el verelim, yoksa yer altından çıkış yok!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

RED Sosyal

24,556BeğenenlerBeğen
17,805TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil ama artık vakit, bugüne kadar...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına yazının sonundan ulaşabilirsiniz.) Muhammed Raşid Erol’un...

Yaşasın çocuklar!

Tedavisi olan hastalıktan çocukların öldüğü ülkede, vatandaşın vergisi saray yapımına harcanıyor. SMA gerçeğini en yalın biçimiyle ancak böyle anlatabiliriz. DİDEM BERKES Arel, Erkan, Eymen, Hasan,...

Bir devrin sonu

Beyinciğin biri Cumhuriyet’e reklam arası demişti hani. Aslında farkında olmadan gerçeği on ikiden vurdu! CEM ASLAN Kanal İstanbul’un Trakya’daki birliklerin ikmalini zorlaştıracağı için Trakya’nın...

RED Arşiv