Çin iklim değişikliği konusunda yalan söylüyor

Birleşmiş Milletler İklim Raporu’na rağmen Çin Tibet’te değişiklik yapmayı reddediyor.

Çin’in lideri Xi Jinping, Çin Halk Cumhuriyeti’ni Tibet’i kilit bir unsur olarak göstererek “ekolojik bir medeniyet” gibi sunmaya çalışıyor. Ancak Çin’in Tibet Platosu üzerindeki politikaları, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Hükümetler Arası Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan son raporunda, detaylandırılan zararlı etkileri daha da artırıyor. Örneğin, baş gösteren bir su krizine rağmen Çin, Tibet nehirleri üzerinde büyük miktarda hidroelektrik barajları ve elektrik şebekeleri inşa ederek ilerliyor.

IPCC, gezegenin yüzleştiği kritik meseleler hakkında en yetkili açıklamayı sunan raporunu, 25 Eylül 2019’da New York’taki BM İklim Eylemi Zirvesi’nde bir araya gelen dünya liderlerine açıkladı. Zirve sırasında, dünyanın en büyük sera gazı yayıcısı olan Çin emisyonlarını azaltmak için somut bir adım atmaktan kaçındı. İlk adım olarak sıcaklığın 1,5 ° C’nin üzerine çıktığında oluşacak iklim değişikliğinin, oluşmasını önlemek için 2018 IPCC raporunda belirtilen kurallara uygulaması gerekiyordu.

Çin’in Tibet’e erişim konusundaki kısıtlamaları, uluslararası bilim insanlarının diğer kritik meselelerin yanı sıra, nadiren bağımsız araştırmalar yapabildikleri veya kapsamlı hidrolojik verileri ve iklim ile buzul kaybı arasındaki karmaşık etkileşimin detaylarına, nadiren ulaşabildikleri anlamına geliyor. Böylece, dünyanın “üçüncü kutbu” olan Tibet’in değişen iklimi hakkında diğer iki kutuptan çok daha az araştırma yapma imkanı oluyor.

Yeni BM raporu, Tibet’i iklim değişikliğinden kaynaklanacak korkunç riskler konusunda uyardı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, BM İklim Eylemi Zirvesi’nde liderleri emisyonlarını azaltma, kömür santralleri inşa etmeyi durdurma ve fosil yakıt sübvansiyonlarını sonlandırma konusunda yeni taahhütlerde bulunmaya davet etti. Ancak, başta Çin olmak üzere, büyük kirleticilerden hiçbiri BM genel sekreterinin iklim vaatlerini yükseltme çağrısına uymadı.

2015 yılında Paris’teki küresel iklim değişikliği konferansından bu yana, Çin, 2030’da başlamaya ilişkin bir teklifi dışında, emisyonları azaltma konusunda belli bir taahhütte bulunmadı.

Çin, dünyanın en büyük sera gazı vericisidir ve yurtiçi ve yurtdışındaki eylemleri küresel sera gazı emisyonları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Fosil yakıt tüketiminin artması, 2018’de Çin’in CO2 emisyonlarında yaklaşık yüzde 2,3 oranında bir artışa neden oldu. IPCC Özel Raporu Küresel Isınma, ısınmanın bu seviyeyle sınırlı olması durumunda, kömürün enerji sektöründen 2050 yılına kadar çıkması gerektiğini tespit etti, Çin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde kömürü azaltma çabaları bunun için kritik öneme sahip olacak.

Çin’in en büyük 50 kentinden biri olan Qinghai eyaletinde bulunan Xining’i, çevreleyen ağır sanayi tesisleri, Tibet minerallerini, petrolü ve gazı çok az kuralla işleyen, en yüksek karbondioksit yayıcı bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Tibetli pastoralistlerin(hayvancılık-dağ hayvancılığı) dışlanması iklim değişikliği konusundaki hassasiyeti arttırıyor. Sonuç olarak, asırlar boyunca, zorlu yüksek irtifa ortamını ustalıkla yöneten Tibetli pastoralistler, şimdi Çin politikalarının olumsuz etkisinin yarattığı yıkıcı iklim etkileriyle karşı karşıya.

Çin hükümeti, Tibet’in engin meralarının tahribatı için Tibet göçebelerini suçlarken, IPCC ve dünyanın her yerindeki uzmanlar – Çin’de de dahil olmak üzere –bu fikre katılmıyorlar, çünkü pastoralistlerin topraklarından kitlesel olarak çıkarılmasının, yerli halkın ve hayvan sürülerinin hareketliliğine aşırı derecede zarar verdiğine dair bilimsel bir fikir birliği olduğunu belirtiyorlar. IPCC’nin 8 Ağustos 2019’da yayımlanan “İklim Değişikliği ve Arazi” raporu, Çin’in Tibet’teki politikalarının Tibet göçebe çobanlarının iklim değişikliğine karşı kırılganlığını arttırdığını belirtiyor.

Yerel ve yerli bilginin önemine dikkat çeken Eylül ayında yayınlanan IPCC raporu, Hindistan’la Tibet’i sınırlayan bir bölgede yaşayan Ladakh halkını örnek gösteriyor. Ladakh halkı, buzdan kuleler yapıyorlar böylece genç bitkiler, ilkbaharda sulanmaya ihtiyaç duydukları zaman, buzul kuleler eriyerek bitkilerin su ihtiyacını karşılıyor.

Çin’in politikaları, Tibetli pastoralistlerin peyzaj restorasyonundaki dünya çapındaki deneyiminin, coğrafyaların rehabilite edilmesine yardımcı olabileceği bilgisini kabullenmek yerine dışlıyor.

Kaynak: Uluslararası Tibet Kampanyası ile 7 Ekim 2019, IPCC raporu 2019

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here