Gazete REDÇarkın senin olsun!

Çarkın senin olsun!

Bir gecekondunun tam orta yerinden çatlıyor duvar. Çatlağı evin annesinden başka kimse görmüyor. Dikiyor gözlerini tavana. “Kışın gelmesi yakın bugün yarın başlar yağmur kar, ne yapmalı da korumalı çocukları bu soğuktan?..”

  • ÖZGE DOĞAR

Ne yapmalı; evin babası da annesi de gündelik işlerde. O da bir gün varsa diğer gün yok… Birinin elleri beton koksa diğerinin çamaşır suyu, birleşmiyor ikisinin elleri bir türlü evin çatısını yaptırmaya.

Evin annesi söyleniyor arada sırada, “Bir iş tutturamadın” diye kocasına. Biliyor elbette bir iş tutturmak kolay değil. E, birazda ekmeği havada yakalamak gerek, kocası yapamaz ki öyle şeyleri… “Öğrensin diye söyleniyorum” diyor büyük oğluna, oğlan da aynı huyda aslında… Bilmiyor dalavereyi, satamıyor elindeki mendilleri oğlan.

“Her şeyin bir kuralı var da bu kural hiç mi dostluktan paylaşımdan haktan namustan geçmez be kardeşim” diyor baba içinden. Daha geçen gün arkadaşının çocuğu hasta diye vermemiş miydi elindeki işi arkadaşına. Ya peki arkadaşı ne yaptı? İlk fırsatta kovdurmamış mıydı onu işten?! Dememiş miydi, “Ben iki işi de yaparım, ona gerek yok” diye, üstelik yüzüne baka baka…

Karısı haklıydı, elindeki işi vermeseydi, yapabileceğini görmeyecekti patron. O da, “Yaparım Ahmet’in işini” diyemeyecekti.

Böyle de yaşanmaz ki ama; insan güvenmeden nasıl yaşar üstelik arkadaşına. Başkasının çocuğunu düşünürken kendi çocukları ne halde…

Ahmet yine de kızmadı, hayıflanmadı, üzüldü tabii ama kendine değil asla, arkadaşına kızdı. Kendine, iyilik yapan birine vuracak kadar acizleştiği için onu bu noktaya getiren düzenin çirkefliği için, aç bir kurt gibi vicdanını unutmuş insanlar için üzüldü.

Karısının yüzüne bakabildiği için gülümsedi Ahmet. Çocuklarının alnına “Yoksulduk ama hak yemedik” diyecek bir gelecek bırakabileceği için gülümsedi.

Böyle bir ortamda onurlu bir yaşamı seçtiği için mi kızıyordu karısı? Kızsın, anlar bir gün mutlaka. Kuyu kazmakla yükselenler kendi kuyularında boğuluyor zaten, düzen bu, böyle büyüyor çarkın dişlisi.

O da söz vermişti kendine, bu ne olduğu belirsiz düzenin adamı olmayacak, vicdanını satmayacaktı. Satmadı da…

Bir sabah karısı önüne koyarken bir parça ekmekle peyniri patronun çırağı çaldı kapılarını.

– Patron seni istiyor, sen daha iyi yapıyormuşsun, gelip başlayacakmışsın hemen, dedi.

Karısı, “İlahi adalet” dedi.

Kendisi, “Herkes her işi yapamaz, herkesin ustalığı başka, açgözlülükle karın doymaz, illa çalışacaksın” dedi.

Karısı ne derse desin, kendisi ne düşünürse düşünsün, bildiği bir şey vardı; emeğin önüne hiçbir çark geçemezdi. Senin olsun çarkın ne olduğu belirsiz dünya…

Adam ertesi gün çatlak duvarı ve evin tavanını yaptırdı.

Karısı sevinmişti içten içe kendisinden başka kocası da görmüştü demek çatlayan duvarı…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

RED Sosyal

24,556BeğenenlerBeğen
17,805TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil ama artık vakit, bugüne kadar...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına yazının sonundan ulaşabilirsiniz.) Muhammed Raşid Erol’un...

Yaşasın çocuklar!

Tedavisi olan hastalıktan çocukların öldüğü ülkede, vatandaşın vergisi saray yapımına harcanıyor. SMA gerçeğini en yalın biçimiyle ancak böyle anlatabiliriz. DİDEM BERKES Arel, Erkan, Eymen, Hasan,...

Bir devrin sonu

Beyinciğin biri Cumhuriyet’e reklam arası demişti hani. Aslında farkında olmadan gerçeği on ikiden vurdu! CEM ASLAN Kanal İstanbul’un Trakya’daki birliklerin ikmalini zorlaştıracağı için Trakya’nın...

RED Arşiv