Gazete REDCadısın! Suçun insanlık tarihi kadar eski….

Cadısın! Suçun insanlık tarihi kadar eski….

Kadınsın! Üstelik sorguluyor, araştırıyor ve doğrunun peşinden gidiyorsun…Suçun insanlık tarihi kadar eski. Vay haline düşünen kadının, “Cadısın Sen!”

Beynimizin fonksiyonları arasında düşünmek, algılamak, araştırmak, sorgulamak ve öğrenmek de var, öyleyse…

Bunları yaparken bir cinsiyet ayrımı, ırk ayrımı ya da herhangi bir ayrım beynin düşünmesini, sorgulamasını, dünyaya ve yaşadığı topluma karşı bir düşünce geliştirmesini engeller mi?

Felsefe Tarihinde, felsefe kürsülerinde, felsefe ders kitaplarında neden hep erkek filozoflar var, kadınların düşünme yetisi yok mu, kadınlar düşünmekten kaçmışlar mı yoksa bilinçli bir tutum mu bu?

Oysa gerçek farklı

Felsefe tarihine baktığımızda bulabildiğimiz 44 tane kadın filozofa rastlanıyor. Ama bu kadın filozofların hiçbiri okullarda ne ders olarak okutuluyor ne de isimleri felsefe tarihinde geçeçiyor. 

Bunda kadınların kısmi olarak erkek muadillerine göre daha çekingen bir tavır izlemeleri neden olarak gösterilse de çekingen olmalarındaki nedenler toplumun ve inançların kadınları ikinci plana itmesi…

Felsefenin kökleri olarak kabul edilen Yunanda sosyal yapı üçe ayrılıyordu. Yurttaşlar, sonradan gelmiş yabancılar ve köleler. Sadece yurttaşların oy verme hakkı verdi ve kadınlar oy kullanamıyorlardı. Kadının dış işlerini ise köleler yapardı. Pazar alışverişi yapabilen politika ve dünyayla ilgili soruları sorabilen kadınlara Hetaira (fahişe) deniyordu. Hetairalar eğitim yönünden diğer kadınlardan çok çok üstünlerdi, sorguluyorlar, konuşuyorlar ve düşüncelerini açık açık ifade edebiliyorlardı. Bunlar arasında en önemli hetaira, Aspasia’dır. Aspasia, Sokratesin de akıl hocası olarak kabul edilir. Aspasia’dan önce Pythagoras’ın okulundan çıkmış Theano bilinen ilk kadın filozoftur. Bunlarla ilgili bilgileri kendileri yazılı metin bırakmadıkları için haklarında yazılanlardan bulabiliyoruz.

Theano, Pythagorasla evlendikten sonra kızlara ahlak bilgisi ve düzen dersleri vermiş kocası öldükten sonrada okulun başına geçmiştir. Dönemin özelliğinden etkilenmiş olmalı ki kadınların öncelikli işlerinin ev içi faaliyet olduğunu söylemiştir.

M.S 4. Yüzyılda Roma’da yoğun bir Hiristiyanlaşma faaliyeti vardı. O dönemde Hypatia kadın filozof olarak karşımıza çıkıyor. 13.ciltlik aritmetik kitabi yazmış ve astronomiyle ilgileniyordu, Platon felsefesini savunan Hypatia kilise tarafından sevilmedi.

DÜŞÜNCELERİ UNUTULDU

Zaten felsefeyle uğraşanlar sorgulayıcı ve araştırmacı kişilikleri nedeniyle sevilmezken felsefeyle uğraşan kadın bir pagan olduğundan otoritelerce bir gün okula giderken saçından tutulup çırılçıplak soydurulup İskenderiye’de dolaştırıldı. Eti kemiklerinden ayrılıp şehrin ortasında yakıldı.

Hypatia tarihe filozof olarak anıldıysa da düşünceleri bu cinayetten sonra unutulmuştur.

Ortaçağda ise skolastik felsefe erkeklerin işiyken mistik konularla kadınların uğraşmasına karışılmamıştır. Daha önceki dönemlere göre kadının ticaret yapması sosyalleşmesi biraz daha fazla artmışsa da yine de kadın din otoriteleri tarafından hoş karşılanmıyordu.

Rönesans’ta adından bahsettiren kadın filozof Aragon’dur. Aragon düşünceleri yüzünden Cadı ve fahişe olarak suçlanmaktan kurtulamamıştır. Diğer dönemlerde de kadının sosyal hayatında değişiklikler olsa dahi kadına bakış çok büyük farklarla değişmemiştir. Düşünmek sadece erkeğin işi olarak görülmüş. Fikirlerini özgürce konuşup tartışabilen kadınlar alay ve namus konusu olmuştur.

Kadının toplumdaki görevi Sanayi devrimiyle bir anlam kazansa dahi haklarını mücadele ederek almak zorunda kalmış. Bu haklar çoğu zaman kısa süreli olmuştur. Düşüncelerin cinsiyet ayrımına maruz kalmadan özgürce tartışılan felsefi günler diliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,097TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol