Bu ‘sandık sevdası’ bitecek!..

Okumakta olduğunuz yazı, RED Dergisi‘nin Haziran 2019 tarihli 103’üncü sayısından alınmıştır. Derginin tamamına e-dergi olarak PDF formatında ulaşmak için: TIKLAYIN

1. “Martın sonu bahar değil, hiç kimse hayal görmesin” diye yazıyordu, seçimden önce yaptığımız değerlendirmede. “Gerçekleşecek olan bir seçim değildir; iktidar, iktidar olmanın tüm avantajlarını kullanarak bir çeşit mutlaki monarşi haline dönüşmüştür ve tamamen eşitsiz koşullarda, muhalefeti bir kum torbası gibi kullanarak, tüm medyanın yarattığı yaygara eşliğinde, baskıyla, tehditle kendini yeniden onaylatma müsameresine hazırlanmaktadır” diye devam etmiştik. Dahası var: “Solun seçimleri takip edecek dönem için bir mücadele hazırlığı olmaması, birleşik bir savunma hattı kuramaması, dahası bu yönde bir plan önerisinin bile ortaya atılmamış olması gerçek anlamda bir skandaldır.” Ve dahası: “Hiçbir kampanya seçim sonrası vermemiz gereken mücadeleye dair gerçek bir hazırlık planından söz etmemektedir.” Nihayet: “Uyarıyoruz: Seçim sonrasında yaşayacağımız saldırı sürecine hazırlanmalıyız. Birleşik bir savunma hattı kurmalıyız…”

2. Seçimin ardından AKP, aralarında İstanbul’un da bulunduğu pek çok önemli kentin belediyesini kaybetti. Haklarını teslim etmek gerekir ki, bunda CHP örgütünün sandıklara sahip çıkma ve ıslak imzalı tutanakları alıp kayda geçmedeki ısrarının belirleyici bir payı var. Öte yandan seçim öncesinde yaptığımız uyarı tam bir kesinlikle doğrulandı. Seçim havası bir miktar soğutulduktan sonra YSK tarafından İstanbul seçimlerinin tekrarlanacağı açıklandı. ‘Gerekçe’ diye sunulan 250 sayfalık laf kalabalığının tek bir anlamı vardı: Yargı tamamen Saray’ın kapısına bağlanmış, tüm devlet kurumlarında keyfi idare sağlamış olan Saray bir çeşit mutlakiyet rejimi tesis etmişti. Islak imzalı tutanaklara sahip çıkan CHP’nin barutu bu noktada tükeniyordu. Daha önce HDP’nin kazandığı belediyelerde mazbatalar sudan bahanelerle ikinci sıradaki AKP’lilere aktarılırken ses edemeyen CHP, İstanbul Büyükşehir Belediyesi elinden alınırken de sadece alçak sesli serzenişlerde bulundu ve hukuksuzluğa boyun eğdi.

3. Yaşadığımız süreç, düzenin kendisi için de ‘anormal’ bir süreçtir. Güç kaybettiği anda tepetaklak olacağını bilen bir muktedirin ve onun varlığından beslenen bir asalak sürüsünün, tüm devlet gücüyle demokratik kazanımlara, özgürlük kırıntılarına saldırdığı bir gericilik döneminden söz ediyoruz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sokak ortasında linçten kurtulduğu, mafyozların devlet kuvvetini arkalarına alarak tehditler savurduğu, muhalif gazetecilerin ağır biçimde darp edildiği bu süreç, İslami-faşist fikriyatın sokaktaki karşılığının da adım adım oluştuğunu gösteriyor. Devlet yapısına hakim olmuş, sokaktaki lümpeni muhalefeti ezmek için kullanan bu kuvvet sandıkta yenilemez.

4. Ne yazık ki, bu kaygı verici manzara içinde işçi sınıfı kuvvetleri son derece cılız ve dağınık. Dahası, yediği onca şamara rağmen, en vahimi, kazandığı belediye elinden alınmasına rağmen, diğer yanağını dönmekte ısrar eden bir ‘ana muhalefet partisi’ ile muhatabız. CHP halkın öfkesini sandığa hapsetmekte ısrarlı. Zira CHP kitle hareketinden korkuyor; bundan 6 yıl önce sokaklara dökülen milyonlarca insanın, üstelik bu ülkenin aydın birikimini temsil eden halk kitlelerinin öfkesini ‘seçimle kurtuluş’ vaat ederek yatıştırmaya çalışıyor.

5. İstanbul seçimlerinin tam bir hukuksuzluk sergilenerek yenilenmesi karşısında tüm muhalefet sokağa dökülmeli ve bu hukuksuzluğa engel olmalıydı. Sandıkta AKP ve yardakçıları kendi meşruiyet sorunlarıyla yalnız bırakılmalıydı. CHP ve müttefikleri bunu göze alamadı. Unuttukları bir şey var: Hukuksuzluğu bir kere kabul eden, hep kabul eder!.. Ne yazık ki sosyalist sol da bir sokak mücadelesini hazırlama iradesinden, gücünden, enerjisinden yoksun bir görüntü sergiliyor. Bu durumda biz, kendimizden menkul bir boykot çağrısını anlamsız buluyoruz. Sandığa gidip oyunu veren versin ama herkes bilsin ki bu iş sandıkta çözülmeyecek. En nihayet gelip çatacak olan o büyük hesaplaşmaya hazır olalım. Bunun için şimdiden hazırlanalım. AKP’yi sokakta teşhir edelim, kandırdıkları yoksullara ve emekçilere ulaşalım. Hiç bıkmadan iktidarın gerçek yüzünü göstermek için çalışalım. Bu devran böyle dönmeyecek. Yaklaşmakta olan ‘son kavga’ya hazırlanalım!..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here