Gazete REDBiz halkız, sabır taşı değil!

Biz halkız, sabır taşı değil!

Sevgili ana muhalefet, sizin sabrınız gani gani, bol bol olabilir ama biz halkız, sabır taşı falan değiliz, sinirimiz bozuluyor…

  • SEDA ZOBAROĞLU

Ekmek dağıtıyorsunuz engelliyorlar. Sahra hastanesi açıyorsunuz kapatıyorlar. Sizin tarafınızdan vatandaşa moral olsun diye çalınan müziğe bile izin vermiyorlar. Halktan 10 lira dilenirken bir lokma ekmek dağıtmanıza , aş evinden yemek vermenize yasak koyup hakkınızda soruşturma açıyorlar…

Adamlar memleketin dört bir yanını talan ediyor, siz bunların binde birine yasal hak olarak müdahale ettiğiniz halde bunu haber yapan gazeteciye bile ‘terör’ soruşturması başlatıyorlar.

Ekmek dağıtımına engel olanlar ayak bile basılmaması gereken dünya mirası bir doğa harikasına iş makineleriyle girip, “Biz buraya millet bahçesi yapıp çay-kek dağıtacağız” diyorlar, siz hâlâ, “Efendiliğimizi bozmayalım halk nasıl olsa anlar” tutumuyla sosyal medyada “sabrımızızorlamayın” etiketiyle bu örgütlü kötülüğe karşı bir garip ve yumuşak tepki koyuyorsunuz.

Sizi anlamamak da haksızlık olur tabii.

Bu örgütlü kötülüğün amacının sizi zor duruma sokup elinizdeki belediyelere kayyum atamak olduğunu herkes anlıyor.

Fakat size şunu söylemek durumundayız: Bu bitmeyen sabır ve “umudunuzla” halkın bu kötücül kafayı görüp önümüzdeki seçimde onlara bir tokat daha atacağını düşünüyorsanız yanılıyor olabilirsiniz.

“Devlet içinde devlet olmaz” deyip sırf kendi ikballeri için bugün vatandaşa vermeye çalıştığınız ekmeği çöpe atan faşist kafa yarın yine “devlet içinde devlet olmaz” deyip “seçim istemek vatan hainliğidir” propagandası yaparak “seçim yok” kararı verirse ne yapacağınızı bilmiyorsunuz.

Seçime gitseler bile sırf aday olduğunuz için “terörist” damgası yapıştırıp hakkınızda başka soruşturmalar açılmayacağından emin değilsiniz. Ve evet, biz de emin değiliz!..

Bakın korona günlerinde tüm bu manyaklıklardan bıkıp bir dizi izlemeye çalışırken dizideki kahramanın “şahsım adına söylemek isterim ki” cümlesine “Bana Şahsım deme! Benim asabımı bozma kardeşim!” diye tepki gösteren 65 yaş üstü bir annem var.

Bu konulara daha ne kadar esprili bir şekilde yaklaşıp yaşamaya tahammül edebiliriz, hiçbirimiz bilmiyoruz ama gençlerin öfkesi bu hayatı onlara reva görenlerden öte bu duruma sessiz kalanlara doğru ilerlemekte ve burası gerçekten hiç komik değil.

Ve şunu söyleyebiliriz ki bu iktidarın yol açtığı durumlar “iki ucu boklu değnek” deyimini çoktan aştı.

Bu değnek artık o kanalizasyon çukuruna düştü bir kere. Ya biriniz elinizi atıp çıkaracaksınız, ya da bu memleket o kanalizasyon çukurunda boğulacak.

Çünkü siz olabilirsiniz ama biz halkız, sabır taşı değiliz.

Hepiniz yettiniz artık!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,990BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol