Bir ülkeyi esir alan manyaklık

1,5 ay aradan sonra, sadece 4 saatliğine de olsa sokağa çıkabilecek olan 65+ ile güzelleşeceğini hayal ettiğimiz, 65- yasaklı bir hafta sonuna merhaba.

  • T. AKMAN

Dünyaca 4 milyon vaka sınırı geçilirken, ABD de 1 milyon aktif vakayı geçti. Ama konumuz Portekizce…

7 Haziran 1494 tarihli Tordesillas Antlaşması, dönemin denizaşırı emperyalist güçleri Portekiz ve İspanya arasında, Kristof Kolomb’un keşif yolculuğunun dönüşünden sonra ortaya çıkan tartışmaları çözüme kavuşturmak için imzalandı.

Cabo Verde Adaları’nı başlangıç noktası alarak, bu noktanın 370 fersah (1550 km) batısında Kuzey-Güney meridyeni çizildi. Çizgi, Avrupa haricindeki dünyayı, Portekiz ve İspanya’ya ait iki imtiyazlı yarıya ayıran sınır kabul edildi.

Sınırın batısında kalan keşfedilmiş ve keşfedilecek bütün bölgeler İspanya’ya aitti. Sınırın doğusunda kalan keşfedilmiş ve keşfedilecek bütün bölgeler ise Portekiz’e ait olacaktı, karşılıklı birer istisna hariç: Filipinler ve Brezilya…

Brezilya haricinde tüm Latin Amerika’nın İspanyolca konuşmasının hikayesi bu.

KÖLELİĞİN SON KALESİ

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulmamasının sonuçlarına çok güzel bir örnektir bu Antlaşma, zira antlaşmanın fikir babası ve sponsoru dönemin papalarıdır. Dünyanın hem nüfus (210 milyon), hem de yüzölçümü (8,5 milyon kilometrekare) bakımından 5. büyük ülkesi Brezilya, ekonomik olarak ise 9. sıraya geriledi.

Güney Amerika ve Güney Yarımküre’deki en büyük ülke Brezilya’nın, Şili ve Ekvator dışındaki tüm Güney Amerika ülkeleriyle sınırı var. Yüzde 48’i Avrupa kökenli beyazların çoğunluğundaki nüfusta yerli halkın oranı sadece binde 4.

Yüzde 90’ı Hristiyan olan ülkenin bizimle kağıt üzerinde benzerlikleri çok fazla. Başlangıcı Osmanlı gibi sömürgeci değil sömürülen bir ülke olsa da Osmanlı’nın, özellikle Kanuni Sultan Süleyman’dan itibaren, kendi halkına yaşattıkları ve günümüzdeki ortamları oldukça kıyaslanabilir.

300 yıldan fazla Portekiz sömürgesi olarak kaldıktan sonra, tüm Güney Amerika ülkelerine yakın bir tarihte, 1822’de bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlık sonrası monarşi ile yönetilen Brezilya’da, 1888’de köleliğin kaldırılmasının (dünyada son sırada) ardından yapılan kansız askeri darbe ile cumhuriyet ilan edildi.

Popülist lider Getulio Vargas, 1930’da iktidara gelene kadar kahve ihracatçıları ülkede siyasi açıdan egemen oldu. Askeri yönetimin idareyi sivil yönetime devrettiği 1985 yılına kadar, yarım yüzyıldan uzun süre ‘popülist’ ve askeri yönetimlerle geçti.

Brezilya 1988’de kabul edilen anayasası ile 26 eyalete ve bir federal bölgeye bölündü. O dönemden beri de adalet ve kalkınmayı sağlayacak umuduyla seçtikleri siyasetçilerin aldıkları rüşvetler, yolsuzluklar ve sahtekarlıklar etrafında oynanan bir orta oyunu ile yönetiliyorlar.

1964’ten sonra ilk kez sivil adayların katıldığı başkanlık seçimlerini Ocak 1985’te muhalefetin adayı olarak kazanan Tancredo de Almeida Neves’in görevi devraldığı gün ölmesi, sürecin sıkıntılı olacağının ilk işaretiydi. Tatsız geçen ve genelde şiddet ile futbol odaklı yıllardan sonra sefaletten ve yolsuzluktan yılan halk yıllardır tanıdığı, her seçime girip bir türlü seçilemeyen birisini başa getirmeye karar verdi: İşçi Partisi’nin kurucusu Luiz Inácio “Lula” da Silva.

Kullandığı popülist söylemle, “sol” görünümüyle, başlangıçta halkın desteğini toplayan bir başkan olan Lula, 1 Ocak 2003-1 Ocak 2011 arası sürdürdüğü görevinin ilk döneminde, özellikle “sıcak para” sahibi yabancı sermayeyi “özelleştirme” ile ülkeye çekerek sanal bir zenginleşme sağladı ve bu sayede ikinci kez başkan olmayı başardı.

Ne var ki, 2017’de kamu şirketi Petrobras’taki yolsuzluklara odaklanan Araba Yıkama (Operação Lava Jato) davası kapsamında, rüşvet ve para aklama suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Aslında planı başkanlık yaptığı iki dönemden sonra zorunlu bir dönem ara verip, yeniden iki dönem daha başkan olmaktı. Halef-selef kapsamında yerine aday gösterip seçtirdiği Dilma Rousseff, yolsuzluk davasının sonuçları ile birlikte 2016’da görevinden alınarak yerine yardımcısı Michel Temer getirildi.

Temer de Amazon yağmur ormanlarını madenciliğe açmak gibi bir insanlık katliamına izin veren başkan olarak tarihe geçti ve kısa görev süresi bittikten sonra, Angra 3 nükleer santralinin yapımında yolsuzluk yapmak, siyasetçilere rüşvet vermek ve suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla tutuklanarak 2019’da cezaevine gönderildi.

‘TROPİKAL TRUMP’

Tabii bu yaygın yolsuzluklar İşçi Partisi’nin ipini çekerken, aşırı sağcıların ekmeğine yağ sürdü. Tüm dünyada yükselişte olan görüşlerinin yanı sıra, ülkedeki yaygın yolsuzluk ve şiddet suçlarına son verme vaatleriyle seçimi kazanan aşırı sağcı yeni Devlet Başkanı Jair Bolsonaro yemin töreninde yaptığı konuşmada “ayrımcılık ve bölünme olmayan bir toplum” inşa etme vaadinde bulunurken ülkesini “sosyalizmden, ahlaka aykırı değerlerden ve siyaseten doğruculuktan kurtaracağını” vurguladı!..

“Biz insanları yeniden birleştireceğiz, aile kurumunu kurtaracağız, dinlere saygılı olacağız. Dini geleneğimizi savunurken ve (geleneksel) değerlerimizi koruma altına alırken, cinsiyet eksenli ideolojiyle de savaşacağız” diyen Bolsonaro, hem seçim kampanyası döneminde hem de siyasi kariyeri boyunca yaptığı açıklamalarla tartışmaların odağında olan bir isim.

Bolsonaro’nun işkenceden tecavüze, eşcinsellerden kadınlara ve siyah Brezilyalılara yönelik açıklamaları siyaset sahnesindeki yükselişi sırasında büyük tartışma yarattı. 64 yaşındaki siyasetçi, siyasete yaklaşımı, Twitter‘ı oldukça aktif kullanıyor olması ve savunduğu politikalar nedeniyle ‘Tropik Trump’ olarak da anılıyor. Söylemlerinden bazıları:

“Tanrı her şeyin üstündedir. Hayır, seküler devlet tarihi diye bir şey yoktur. Devlet Hristiyan’dır ve buna karşı çıkanlar çekip gidebilirler. Azınlık, çoğunluk önünde boyun eğmelidir.”

“Diktatörlük döneminde daha fazla insan öldürülmüş olsaydı ülke bugün çok daha iyi bir yerde olurdu.”

“Eşcinsel bir oğlum olsaydı onu sevemezdim. İkiyüzlü olamam. Eşcinsel olmasındansa trafik kazasında ölmesini tercih ederdim…”

İşte bu bağnaz zihniyet, bugün Brezilya’da koronavirüse bayram yaptırıyor…

Brezilya’nın ciddi bir farkını görmüşsünüzdür. Başkanlar adaletin üzerinde değil; bu yüzden işini yapan gazeteciler değil, ülke yönetmeyi hak etmeyenler hapiste. Aynı nedenle patlayıp giden virüsün gerçek sayılarını hiç kimse gizleyemiyor: 145 bin 892 vaka (+10 bin 199) ve 9 bin 992 vefat (+804).

Yeterli test yapılamadığı için gerçek rakamın açıklanabilenin 12 katı olduğu tahmin edilen ülkede virüsün önü alınamıyor. Çünkü Bolsonaro virüse inanmıyor!

“Hepimiz bir gün öleceğiz. İşinizin başına dönün.”

“Küçük bir grip bizi durduramaz.”

2015-2016 ekonomik krizinden çıkmaya çalışan ülkede imkanlar oldukça kısıtlı. Brezilya’da çalışanların yüzde 40’ı, yani 38 milyon kişi ve aileleri günlük kazançla geçiniyor. Hiçbir birikimleri yok ve günlük kazanç elde edemezlerse aç kalma riski taşıyorlar, bu yüzden çalışmak zorundalar. Tabii bir de kayıtdışı çalışan ve işsiz ordusu var. Aynen bizde olduğu gibi devletin bütçesi eksi veriyor ve sokağa çıkma yasağı ilan edemiyorlar.

İşsiz ve kayıtdışı çalışanlara, 3 aylığına aylık 750 lira ek yardım bütçesi çıkartsalar da, bunun yeterli olmadığı çok net. Durum o kadar kötü ki, gecekondu bölgelerindeki (favelas) yerel çeteler, devletin yapamadığını yapmaya çalışıyor. Rio’da kendi bölgelerinde sokağa çıkma yasağı ilan eden uyuşturucu satıcıları, evlere yiyecek, ilaç ve diğer ihtiyaçlarını ulaştırıyor.

Federal hükümetlerin açıkladığı yerel önlemler yeterli olamıyor ve Bolsonaro sürekli olarak alınan tüm tedbirlerin kaldırılmasını istiyor: “Yaşlılar istiyorlarsa evlerinde otursun ama çalışabilecek herkes çalışmalı.”

Kendisi maske takmayan (kısa bir sure taktı), hatta “maske takmayın” diyen, herkesle rahatça el sıkışmaya devam eden Jair Bolsonaro sosyal mesafeyi de takmıyor: Mesela bugün 30 kişiyi evinde maskesiz ve sosyal mesafesiz bir mangal partisine davet etti!

#BrazilCannotStop sloganı (federal hakimlerden biri bu sloganı yasakladı) ile her şekilde ekonominin devam etmesini teşvik etmeye çalışan Jair Bey, Nisan ortasında “bu iş kötüye gidiyor” diyen ve sosyal mesafe uygulanmasını öneren Sağlık Bakanı’nı kovdu. Bir ara parti tabanını hareketlendirdi ve sokaklara dökülen militanlar São Paulo’da hastanelere girişleri engelledi.

Bölgelerin bakanlıktan istediği yardım ve ek bütçelerin hepsine olumsuz dönerek sağlık sisteminin salgın karşısında çöküşünü hızlandırdı. Kendi emirlerini yerine getirmediği için Emniyet Genel Müdürü’nü görevden alınca, hukuksuzluğa sinirlenen Adalet Bakanı Sérgio Moro da istifa etti. Veda konuşmasında ülke başkanının, Adalet Bakanı’nı geçerek emniyet teşkilatının başından bilgi alma, polis teşkilatını yönlendirme çabalarının kabul edilemeyeceğini açıkça söyleyen Moro’nun istifası kabine için büyük bir sıkıntı olmasının yanı sıra halk desteği açısından da önemliydi. Zira Araba Yıkama Operasyonunun kilit isimlerinden biri olan, dönemin Federal Hakimi Moro’ya halkın güveni oldukça yüksek.

Bu dönemde bir oğlunun yolsuzluk şüphesiyle, diğer iki oğlunun da federal hakimleri yalan haberlerle karalama kampanyasından soruşturulmasından dolayı sıkıntı yaşayan Bolsonaro’nun hepsine cevabını tahmin edebilirsiniz.

İNSANLIK FACİASININ EŞİĞİNDEKİ MUHTEŞEM ÜLKE

Ancak güçler ayrılığının uygulandığı ülkede federal savcı derhal bu ayrılma, istifa ve soruşturmalarla ilgili olarak Bolsonaro hakkında “nüfuzunu ve görevini kötüye kullanma” soruşturması açtı. Yani Bolsonaro’nun gündem değiştirerek bu suçlamaları sulandırma çabası, virüsün yayılmasının arkasındaki gerçek sebep gibi görünüyor.

Bir politikacının sadece kendi kişisel çıkarları için on binlerce, belki yüz binlerce insanı ölüme gönderebilmesinin örneği çok görüldü bu dünyada. Korkarım bunun bir başka örneği ile birlikte, potansiyel bir insanlık faciasının başlangıcı yaşanıyor bugün Brezilya’da.

Pinochet için “çok daha fazla insan öldürmeliydi” diyen diktatörlük heveslisi Bolsonaro yüzünden yaşanan durum Brezilya’da herkesin yüzünü düşürmüş durumda.

Oysa Brezilya deyince çoğumuzun aklına gelen şeylerin başında gülen ve neşe dolu dans eden insanlar en önde: Kahve, Amazon yağmur ormanları, futbol, samba, bossa nova, Rio’nun Copacabana ve Ipanema plajları, capoeira, feijoda, LGBT hakları, ayak voleybolu, favelas, forro, Gauchos ve churrasco, Iguacu şelaleleri, plastik cerrahi, eşsiz tropik meyveler –caju, açaí, cupuaçu, acerola, camu-camu, graviola, jabuticaba. Feijoda (etli siyah fasülye yemeği) ve eşsiz Caipirinha için Brezilya’nın ulusal yiyeceği ve içeceği diyebiliriz.

Caipirinha şeker kamışı likörü Cachaca, şeker, buz ve ezilmiş misket limon dilimlerinden yapılır ve şekerli olduğu için fark etmeden vurur. Alkolsüz milli içki ve en sevilen gazlı içecek Coca-Cola değil, Guaraná Antarctica (küçük kırmızı meyveli, yüksek dozda kafein içeren tropik bir bitki türünün özü, uzun zamandır yerlilerin birçok hastalığı iyileştirmek için geleneksel tıpta kullandıkları uyarıcı bir psiko-tropik maddedir).

Dünyanın en büyük kahve üreticisi Brezilya’nın diğer önemli çekirdeği diyebileceğimiz guaraná, dünyada giderek artan bir taleple ikinci bir kahve olmaya aday. São Paulo trafiğiyle İstanbul’u özleyenlere önerilebilecek, ülkenin en büyük şehri ve ekonominin kalbi durumundadır.

Ülkedeki 4 bin havaalanı sayesinde hava sahası her zaman aynen kara trafiği gibidir.

Bir virüs 80’lerden beri makus kaderini yenmeye çalışan ve gözlerini bürümüş para hırsı nedeni ile halkından kopan politikacı müsveddeleriyle boğuşan ülkeyi tamamen yere serdi. Umarım en kısa zamanda bu virüsle birlikte rezil ve çürümüş politikacılardan da kurtularak, hak ettikleri dürüst ve adaletli politikacılara kavuşurlar.

İnsanların gülmeyi unuttuğu toplumların geleceği yoktur.

Önceki İçerik“CENAZEYE SALDIRMAK…”
Sonraki İçerikBisküvi…

Son Haberler

Trump ateşe benzin döküyor

George Floyd’un gözaltında polis tarafından öldürülmesiyle Amerika’nın 75 büyük şehrinde başlayan protestolar altıncı günde büyüyor. Pek çok şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edilse de...

Sen neymişsin be Burhan?!

İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti ile ilişkileri fotoğraf ve HTS kayıtlarıyla ortaya çıkan eski AKP milletvekili "Prof-iterol" Burhan Kuzu’nun kendisini “hanım ağa” olarak...

Endişeli eşekler

"Endişeliymişmiş. Sanki Paris'te, New York'ta iki tane de dikili ağacı var!.." CEM ASLAN Türkiye'de küçük-büyük karışıklıklar oldu mu bazen Batı taraflarından gelen sesler duyarız; "Endişeliyiz,...

Twitter Trump’a posta koydu!

Twitter Trump'ın tweet'ini ayıplı ilan etti! Trump'ı delirtecek bir hareket... RED Haber - Twitter'dan, sosyal medyayı sansürlemek isteyen Trump'ı delirtecek bir hamle geldi. Başkan'ın tweet'ini...

Datça’yı yok etme kararı!

Ekonomide kendi altın çağını yaşayıp halkı açlık ve sefalete mahkum ederken memleketi de batırma noktasına getiren Saray iktidarı, gözü dönmüş bir şekilde doğa alanlarımıza...