Gazete REDBir kent yok olurken…

Bir kent yok olurken…


Nehirdeki doğal katliamın bu denli açık bir kanıtı var, bir tek tedbir, dava, hesap sorma yok!

Elbistan Ovası, Türkiye’nin en verimli ovalarının başında gelir. Türkiye’nin dördüncü büyük ovasıdır. Maharet büyük olmada değil elbet. Adam eksen adam bitecek bereketli toprakların ortasından kıvrıla kıvrıla, nazlı nazlı akar Ceyhan Nehri. Cömerttir, mucizesini insanla paylaşır. Geçtiği yerleri şenlendirir. Hasada can olur. Çiftçinin yüzünü güldürür. Nehrin doğduğu Pınarbaşı’nda insanlar piknik yapar. Elbistan’ın ılık esintili yaz akşamlarında gençler Ceyhan Nehri’nin kenarında soğuk biralarını yudumlar. Elbistan’ın şah damarıdır Ceyhan Nehri. Bu güzellik birçok Elbistanlı ozan, şair ve yazara da ilham kaynağı olmuştur. Türküler, şiirler, öyküler yazılıdır Ceyhan Nehri ve Elbistan üzerine.

Ama gelin görün ki bu güzellik yok olmak üzere. Gürül gürül akan, içinde nadir balık çeşitlerinin yaşadığı Ceyhan Nehri de memleketin gözünü para hırsı bürümüş işe yaramaz yöneticilerinin ve siyasi iktidarlarının kurbanı olmuştur. Evet, bizler Elbistanlı olarak doğup büyüdüğümüz toprağın güzelliği olan Ceyhan’ı kurban ettik. Suskun kaldık kurban ettik.
O güzelim nehir bugün tanınmayacak halde. Adına nehir demeye bile şahit gerek.

Yeni aldığımız habere göre nehre “nereden geldiği belli olmayan” bir yerden zehir bırakılmış. Nehirde kalan az sayıda balık da yok olmuş. Yeşil nehir griye dönmüş. Memleketimde dünyanın büyük, dünyanın en trajik çevre felaketlerinden biri yaşanıyor.

Termik santrali yaptılar havamızı aldılar. Santralin küllerini toprağa yağdırdılar, toprağımızı aldılar. Şimdi gözlerini suyumuza diktiler ve onu almayı da başardılar. Olayın özeti şu:
Ya zehirli havayı soluyacaksınız ya da Elbistan’ı terk edeceksiniz.
Ya zehirlenen toprağın ürünlerini yiyeceksiniz ya Elbistan’ı terk edeceksiniz.
Ya zehirli suyu içeceksiniz, ya Elbistan’ı terk edeceksiniz.

Bir memleket yok olurken bizler sadece izliyoruz. Hakkımızı aramıyoruz. Doğamızı korumuyoruz. Toprağımızı, suyumuzu, havamızı bir sistemin kâr hırsına kurban veriyoruz. Hadi, sade vatandaş korkuyor diyelim. Elbistanlı siyasetçiler, sanatçılar, şairler, yazarlar neden suskun? Elbistanlı bir bakan var, kim o? Mahir Ünal. Bugünlerde Erdoğan’ın yolsuzluklarını canhıraş savunacağına memleketindeki çevre felaketini durdurmak için azıcık çaba harcasana be kardeşim! Açıklama yapmış kendileri. Bu bir sabotajmış, AKP kongresine yakın bir zamanda böyle bir olayın yaşanması manidarmış. Olayı araştıracaklarmış.

Her zamanki gibi laf salatası.

Çünkü, AKP’li bakan, o güzelim nehre zehirli atık boşaltan namussuzun kim olduğunu gayet iyi biliyor. Hatta Elbistan’a gidin bu işi kimin yaptığını size bir çocuk bile söyler. Elbistan Şeker Fabrikası her yıl aynı haltı yiyor. Geçtiğimiz yıllarda da Şeker Fabrikası’ından kaynaklı balık ölümleri yaşanmış, olay yine zamana bırakılıp unutturulmuş, en son yaşanan olay ise öncekilere katliamlara halkın sessiz kalmasının vermiş olduğu cesaretle her zamankinden büyük olmuştur.

Peki, özelleştirilen Elbistan Şeker Fabrikası’nı alan kimdir?
Kolin Limak Ortak Girişim Grubu. Adı geçen grup, AKP iktidarının ihale krallarındandır. HES ve termik santralleri ihalelerinden, otoyol ihalelerine kadar onlarca ihale Kolin Grubu’na verilmiştir. Grup, yağma ve doğa katliamı yapan, AKP iktidarıyla büyüyen şirketlerin başında geliyor.

Öte yandan…

Yırca köyünde geçen yıllarda zeytinlikleri yok ederek termik santral yapılması projesine karşı çıkan köylülere saldıranlar da projenin sahibi Kolin grubunun özel güvenlikçileri olurken, proje kapsamında 6 bin zeytin ağacı sökülerek çevre katliamında kırılması güç bir ‘rekor’a imza atılmıştı. Yani, bu Kolin grubunun ilk vukuatı değil. Hal böyleyken, Elbistanlı bakan çıkmış, “Olayı araştıracağız, sabotaj” demekten öte gidemiyor.

Ayıptır, yazıktır, günahtır.

Derenin, toprağın, balıkların siyasi görüşü olmaz. Bu benim adamım, şu senin adamın hikayelerini bir kenara bırakıp, doğamıza sahip çıkmazsak, daha çok ağlayacağız hemşehrim. Elbistan’da yaşayan, Elbistan dışında yaşayan, yurtdışında yaşayan halkımız, hangi siyasi görüşten olursa olsun ortak bir kamuoyu oluşturmazsak, doğamız için, toprağımız için, suyumuz için, havamız için baş kaldırmazsak, daha çok ağlayacağız be hemşehrim…

Ayıptır, yazıktır, günahtır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,815BeğenenlerBeğen
17,090TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol