Gazete REDBir gece ansızın!

Bir gece ansızın!


Birileri, “Zarrab bizi ilgilendiren bir konu değil” mi demişti?

Yaratmak istediği imajın tersine, Erdoğan’ın sıkıştıkça savurduğu salvoların açık bir tehdit olmaktan çok bir blöf olduğunu uzun zamandır yazıyorduk. Dış politikanın, stratejinin, diplomasinin yerini çoktandır bu blöflerin aldığını izliyoruz.

BOP Eş Başkanı olarak giriştiği macera boyunca Emevi Camii’nde namaz kılmak, bir Ortadoğu lideri olarak Filistin sokaklarında halkı selamlamak, İsrail’den Mavi Marmara’nın hesabını sormak, Kobane’nin düşmesi için dua etmek, Fırat Kalkanı ile Menbiç’e kadar girmek, Rakka’ya  operasyon düzenlemek, Musul’da hem masada hem sahada olmak… Tehditlerden blöflere ve hayal kırıklıklarına uzanan sıralı tam liste, bu yazının sınırlarını aşıyor. Özet geçiyorum.

Erdoğan, hayalini kurduğu Suriye ve Irak toprakları yerine çalışma ofisindeki döner koltuğunda kendi etrafında manevra yaparken, bir yandan dış politikaya dair taktik söylemler geliştirmeye devam ediyor. Son olarak, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ndeki referandum nedeniyle eski dostu Barzani’yi hedef almış ve “Bir gece ansızın gelebiliriz!” demişti. Gerek kalmadı tabii. Musul’a asker sokamayınca, “kalibren ne?” diyerek laf soktuğu Irak Başbakanı Ibadi halletti meseleyi!

Zarrab davasıyla gelen sıkışıklığı aşmak üzere bu sefer Afrin için kullanmayı sürdürdüğü “Bir gece ansızın!” serisini de blöf algısına kurban etmemek için, dün bu söylemi MGK kararlarıyla da taçlandırmış bulunuyor. Saray medyasına bakılırsa, MGK Afrin’e operasyon için sinyal vermiş. Bu işlerin sinyal vererek yapılmadığını biliyoruz. Kuyruğu dik tutuyormuş gibi görünmek için o sinyal topluma veriliyor. Bilelim ki Erdoğan, Afrin için de burnunu sınırdan dışarı uzatamaz. Sınırda askeri hareketlilik haberleri ve taciz için top atışları eşliğinde blöflerle geçiştirmek zorunda olduğu bir süreçtir bu da. Gerçi, bu sefer geçiştirebilecek gibi görünmüyor!

İdlib’de bir ateşkes gözlemcisi olarak bulunuyor olmasına ve gözlem kulesi kurmak dışında aktif faaliyeti olmamasına rağmen, o çok ihtiyaç duyduğu destansı kahramanlık hikayelerine bir yenisini daha eklemişcesine nutuklar atmak, o ihtiyacın zorladığı aklın kendi kendine ettiği acıklı oyun değilse kendi halkını aptal yerine koymaktır.

Yazalı aylar oldu; Ortadoğu’nun kapıları Erdoğan’ın arkasından sürgülenmiştir. Rusya’nın, kısmen ÖSO adı altındaki katilleri TSK üzerinden dolaylı olarak kontrol etmesini, kısmen de kendi askeri gücünü riske etmek istemediği noktalarda değerlendirmek üzere TSK’yı kullanmasını “Rusya ile Suriye’de işbirliği”, “İdlib’te operasyon!”, “bir gece ansızın İdlib’e girdiğimiz gibi…” falan diye pazarlamak, Erdoğan iktidarı için acizliğin ve sahtekarlığın en pespaye hallerinden biridir. Afrin tehdidi ise, sadece Rusya’nın değil ABD’nin de bacak bacak üstüne atıp çiklet çiğneyerek dinlediği ama pek heyecanlı bulmadığı bir masaldır.

Kaldı ki, bu blöflerle üstünü örtmeye çalıştığı dava serisinin ucu Saray’a uzanmışken değil Afrin’e, İsrail’e saldırsa kar etmez. Zarrab davasındaki gelişmeler, Erdoğan’ın nazarında Zarrab’ı, ABD’ye nota verdirecek kadar önemli bir “saygın vatandaş” pozisyonundan sayılı günler içinde “canı cehenneme bir vatan haini” pozisyonuna savurdu. Bu aralar pek söz eden yoksa da, yakında Erdoğan’ın korumalarına açılan davanın ucu da Saray’dan görünmeye başlar. Öte yandan, Flynn davası da kısa süre içinde en az Zarrab davası kadar ağır ve kimin elinin kimin cebinde yakalandığını gösteren 13 yaş üzeri sahnelere ev sahipliği yapmaya başlayacak.

Dava süreçleri şekillendikçe, hiçbiri Türkiye’nin “milli meselesi” olmadığı halde ve tamamı uluslararası bir suç örgütünün faaliyetlerinin yargılandığı davalar olmasına rağmen, bu suçlara Türkiye’nin kamu kurum ve kuruluşları da alet edildiği için fatura bu ülke halkının sırtından çıkacak. Ta ki, biz kendimize gelip bu suç örgütü üyelerini burada yargılayacak imkanları yaratana kadar!

Bu arada, Erdoğan iktidarının talimatlarıyla sahneye konan parodiler de var; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Zarrab davası savcılarına soruşturma açması ve tanıklarına yakalama kararı çıkarması, döner koltuk manevralarından bir diğeridir. Kendi etrafında dönerken estirdiği rüzgarın değil ABD’ye ulaşması, çalışma ofisinin sınırlarını aşması beklenmemeli.

Siyasal İslamcılığın Türkiye şubesi Erdoğan ve avanesinin bir başarısı varsa, o da ülkeyi imam nikahından sınav sistemine, cam filminden dolar kuruna, minyatür Ortadoğu hayallerinden güya kafa tuttuğu Batı’ya atfedilen “kıskançlık krizleri”ne varana kadar her gün, her an çok ve çeşitli servislerle gündemi akıl almaz tartışmalara boğmaktır.

Oysa, Türkiye’nin geleceğini gerçek anlamda ipotek altına alacak gelişmeler bu suni tartışmaların arkasında cereyan ediyor.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın istifa baskısı altında inleyen Gökçek için, “Seçimle gelen birine bu kadar ağır yaptırımlar doğru değil; çocuğuna nasıl hesap verecek?” demişti. Oysa, oğlu Osman Gökçek’le beraber Ankara Ticaret Odası üzerinden neredeyse Erdoğan’la iktidar mücadelesine girecek kadar işi büyüten Gökçek’in oğluna değil, oğluyla beraber yargıya ve halka hesap vermesidir bizim meselemiz! Gerçekleri ters yüz ederek muhalefet rolü oynamak, bir tür Kılıçdaroğlu klasiğidir!

Neyse ki, Kılıçdaroğlu’nun Melih Gökçek’ten bir “direnişçi” çıkarmasına ramak kala Gökçek istifa etti, sağolsun! Ankara’da bir direnişçi arıyorsa, hiç yanına uğramadığı Veli Saçılık oradadır!

Şimdi, yine muhalefet damarı kabardı;  Erdoğan ve aile eşrafının Man Adası’na para transferlerinin belgelerini açıkladı. Açıklamalarında, Erdoğan’ın paraları transfer ettiği ülke dışında bilinmedik bir şey yoktur. Herhalde, belgeler açıklandığında Erdoğan’ın balkona çıkıp halktan özür dileyerek istifasını açıklamasını da kimse beklemiyordu! Sayalım; üç gün gündemde tutamazsa, iktidara karşı toplumsal muhalefeti harekete geçirecek bir süreci ateşlemek için bu imkanı da değerlendirmeyecekse, sadece ve sadece bilineni normalleştirmeye hizmet ettiğini izleyen yüzde 25 biraz daha eriyecek! CHP içinde yer alıp, çok muhalif bilinen milletvekillerinin de hala bu konuyla ilgili olarak, hiçbir işlevi kalmamış o mecliste araştırma önergesi vermekten, komisyon kurmaktan bahsetmesi aklımıza hakarettir.

Sadede gelirsek, Erdoğan’ın “bir gece ansızın” bir sınırötesi harekata kalkışacak durumu, imkanı yoktur. Ancak, her sabah uyandığımız yeni operasyonlarla devam eden faşizan uygulamalar ve çökmek üzere olan ekonomi ülkenin gerçek gündemidir.

“ABD yargısı komplo kuruyor, AB ekonomik darbe için sıra bekliyor, S-400 işi bitti, NATO kaşını çattı vb” hamaset nutukları ardında, bu ülkeye dönük gerçek tehditler iktidarıyla muhalefetiyle el ele perde ardına itiliyor. Oysa, devam eden davalar dışında özellikle Rusya/İran konusunda ABD’den gelen son uyarıların şakaya gelir tarafı yoktur. Hele ki  Erdoğan, yanı başındaki NATO’cuları ayırt edemeyecek bir körlükle kendi postunu kurtarma telaşına düşmüşken!

Türkiye Solu’nun büyük ve ağır bir baskı altında olduğu doğrudur. Ve bu koşullar, solu derli toplu ve iktidar odaklı bir muhalefet geliştirmekten alıkoyup, acıyan yerleri üzerinden parçalanmış ve günübirlik siyaset üretmek gibi dar bir alana sıkıştırmaktadır.

Bu psikolojiyi aşıp, üflesen yıkılacak bu iktidara karşı toplumsal muhalefeti örgütlemek, kendisine kapanmış TRT ekranlarına belge açıklayan Kılıçdaroğlu’nun değil, sosyalistlerin işidir.

Bu iktidar bir gece ansızın kaçmazsa, bir gece ansızın paketlenene kadar böyle bu!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,099TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol