Gazete REDBir garip imparator…

Bir garip imparator…

Tarihte hep cesur, zalim, sert ve savaşçı muktedirler mevcut değildir. Bazı hükümdarlar gelip geçmiştir ki yaşamları insanı hüzünlendirecek kadar dokunaklı ögeler barındırır.

  • ÖNDER ŞAHİN

Roma’nın dördüncü imparatoru Claudius “şanssız hayat”a sahip bir hükümdardır.

Claudius, MÖ 10’da Galya’da (Fransa) doğmuştu.

Çocukluğundan beri tarih üzerine büyük bir ilgisi vardı. Siyasete ise dahil olmamıştı. İlk defa MS 37’de imparatorluk tacı giyen yeğeni Caligula’yla birlikte konsül (bir çeşit üst düzey yönetici) olarak politikaya atıldı.

Caligula, selefi Tiberius’un vasiyetiyle imparator olmuştu. Claudius ise devlet görevlerinden uzak tutuluyordu.

Fiziksel ve zihinsel rahatsızlıkları, bürokrasiden uzaklaştırılmasının nedeniydi.

O tarihlerde hiç kimse Cladius’un imparatorluk mevkiine erişebileceğini aklının ucundan bile geçirmemekteydi. Claudius’un doğuştan bir ayağı aksaktı. Elleri, omuzları ve dizleri güçsüzdü, başı titrerdi. Bazen salyası dökülür; aşırı heyecan ve öfke, burnunun da akmasına yol açardı.

Heyecanlanmadığında veya sinirli olmadığında rahatsızlıkları çok belli olmamaktaydı.

Konuşmasının çok düzgün olmaması ve kekemeliği de Claudius’un karizmasını düşürmekteydi.

Claudius, siyasete dahil olamamasından ötürü kendini okuyup yazmaya adamıştı. Tarihe büyük bir ilgisi vardı, yanı sıra edebiyatla da ilgilenmekteydi.

Araştırma ve çalışmalarının sonucunda içlerinde Etrüsk (Orta İtalya’da 6. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüş eski bir halk) ve Kartaca (Tunus merkezli olup Roma Cumhuriyeti’yle giriştikleri çok uzun soluklu mücadelelerden sonra MÖ 146’da yenik düşüp ortadan kalkan uygarlık) tarihlerinin de yer aldığı birçok önemli eser vücuda getirmişti.

Ne yazık ki Claudius’un yazmış olduğu bu mühim tarih kitapları günümüze ulaşamadı; fakat başka tarihçilerin bildirmesiyle bu eserlerin varlığından haberdarız. Claudius, kendini bilimsel araştırmalara adamışken dönemin imparatoru Caligula’nın zalimane uygulamaları çoğu kişiyi rahatsız etmeye başladı.

MS 41’de Caligula, devlet yönetiminden memnun olmayanlarca gerçekleştirilen bir suikast sonucu öldürülünce Claudius, ailesinin hayattaki tek erkek ferdi durumuna geldi. Caligula öldürüldüğünde Claudius, kendisinin de öldürüleceğini sandığından sarayda bir perdenin ardına saklandı.

Oysa askerler, onu öldürmek şöyle dursun; aksine, Claudius’u imparator ilân etti. Böylece, insanların zerre kadar önemsemediği bir kişi, kendini ansızın imparator olarak buluverdi.

Akabinde Claudius, beklenilenin çok öte düzeyinde başarı sergileyen bir yönetim göstermeye başladı. Kısa vadede günümüz İngilteresi’ni Roma’ya kattı. Yanı sıra, önemli davalara bizzat katılıp bazen yargıçlık da yaptı. Bu suretle, hukuka da ilgi duyduğu söylenebilir. Claudius, Senato’dan (meclis) çıkan kararlara saygı gösterdi ve yeri geldiğinde akilâne biçimde bunları tartıştı. Zaten Senato’nun gücü Claudius’un ta kendisince arttırılmıştı. Öte yandan bazı çevreler, Claudius’u yönetimden defalarca indirmeye çalıştı. Tepki sert oldu!

İmparator, atlattığı birkaç komplo sonrası Senato’nun yetkilerini kısıtladı ve otorite uğruna birtakım şaibeli idamlara girişti!

Belirtildiği gibi, Claudius’un hükümdarlığı öngörülemeyecek türdendi; fakat o, istikrarlı bir yönetim sergileyerek ülkesini büyüttü. Bilime ve entelektüelliğe muazzam önem atfetti.

MS 54’e gelindiğinde eşiyle sıkça ciddi sorunlar yaşamaya başladı. Bu nedenledir ki bazı eski tarihçiler Claudius’un eşi marifetiyle zehirlendiğini iddia eder ama mevzubahis kaynakların çoğu girift ve çelişkili bilgiler içermektedir.

Dolayısıyla modern çağ tarihçileri için Claudius’un suikasta mı uğradığı (Roma tarihi boyunca sayısı epey fazla olan vâkâlardan); yoksa eceliyle mi öldüğü konusu hâlâ büyük soru işaretidir.

Netice itibarıyla saltanatı, Roma İmparatorluğu’nun filhakika parlak bir dönemi olarak değerlendirilebilir. Doğuştan taşıdığı çeşitli meretlerden ötürü dışlanan biriyken imparatorluğun başına getirilip 54’te ölen Claudius’un halefi İmparator Nero ve Senato, müteveffa hükümdara olan saygılarını esirgemeyip onu her daim hürmetle andı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,098TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol