Bir büyübozumu: Bahçeli’ye güveniyorum


Birbirlerine kavgada söylenmeyecek sözler sarf edenler, algı-çengi eşliğinde ittifak kurdular. Bir yol tutturamadılar, ibre tutturamadılar. Karşılıklı birbirlerine, dün öyle söyleyenler, bugün neden böyle söylüyorlar? Hangisi doğru?

Bülbül dutu çok sever, bir kere tattı mı duramaz, yedikçe yer sonunda ishal olur, ötemez. Ötmek için göğüs kafesini şişirip kuvvetle nefesini vermesi gerekir. Böyle yapınca da poposunu sıkamayacağından, altına kaçırmamak için bir süreliğine ötmez. Halk arasında bu deyimin açıklaması böyle yapılır!

Karşılıklı dut yemiş bülbül oldular…

Hakeza, belden aşağı yaptıkları hakaretleri dahi unuttular. Eski İstanbul kabadayılığında adettir, fesin düşmeden fesi düşürmeden dövüşeceksin. Söylemleriyle birlikte, bunların kabadayılıklarının dahi sahte olduğunu gördük.

Gıybetin y/aktığı dudaklardan k/özlü sözlere ne oldu.

Neden tornistan ettiler?

Söyleyeyim… Korkuyorlar. Korku onları bir araya getirdi. Korkularını bu şekilde kompanse etmeye çalışacaklar.

Akp iktidarını kaybetmekten korkarken, Mhpliler barajı geçemeyeceklerinden korkuyor. Yarattıkları korku imparatorluğundan kendileri korkmaya başladı.

Her gün kendilerinden ‘inleyen nağmeler’ dinliyoruz.

Bu ittifak, entegrasyon olsa olsa korku ittifakı olur. Yine birbirlerine var olmakta görülen saygıları da, korkudan.

Adamın biri kahveden içeri dalmış “Heeeeyyyt be!” diye nara atmış. “Var mı bana yan bakan?!” Kahvedekiler şaşkın bakışlarla adamı izlerken arka sıralardan iri kıyım biri kalkmış, “Ben varım, ne olacak?!” diye diklenmiş.

Adam karşısındakine şöyle bir bakmış sonra yanına koşup koluna girmiş ve “Heyyyt be!” diye aynı narayı patlatmış, “Var mı abimle bana yan bakan?!”

Şimdi o birbirlerine efelenenler birlik olup bizlere nara atmaktadır. Bundan sonra halka zulmü, nakış nakış, ilmik ilmik birlikte işleyecekler.

SEÇİM OLMAYACAK, OSKARLIK FİLM ÇEVRİLECEK

Akp kesinlikle seçimle gitmeyecek diyen bizleri haklı çıkardı. Bu yüzden, seçim sistemini kendi kazanacağı kılıfa uydurdu.

Şimdiden seyyar sandık, ihtiyaçtan çok fazlası basılan oy pusulaları, mühürsüz zarf ve ardından daha neler gelecek bil(e)miyoruz.

Bu yaptıkları, ‘great game’dir. Büyük bir tuzaktır.

Minareyi gördüler, kılıfı hazırladılar.

Ki, ilk turda yeterli oyu alamayacak olsalar dahi, 7 haziran seçimleri sonunda yaşananların benzerini yaşatıp kendilerini yine haklı gösterebilirler.

Şöyle ki;

Fil her gün aynı yoldan geçen bir canlıdır. Bunu bilen fil avcıları yola tuzak kurarak onu çukura düşürür. Siyah elbise ile gelip onu iyice döverler.

Bir iki gün sonra tekrar beyaz elbise ile gelip kurtarırlar. Fil artık onları kurtarıcı gibi görür. Bir başka psikolojik savaş yöntemi budur. Toplumu bunalıma sok, sonra kurtar ve kendine bağlar.

KAYBOLAN İŞ KOLUMUZ: MUHALEFETÇİLİK

Ortada ciddi anlamda bir muhalefet söz konusu değil. Şen şazın bülbülleri benzeri abidik gubidik bir topluluk mevcut. Bilindik amentüleri tekrarlıyorlar. Bilindik amentüleri tekrarlayarak başarılı olmaya çalışıyorlar.

Abidik gubudük yazıp muhalefete gönderseniz, telefonunuz bayram yapar.

Sözde ittifak yaptılar ancak elinde beş benzemezi olan bir poker oyuncusu durumundalar. Sizdeki iyimserliğin kaynağını ah bir biz görebilsek!

İttifak yapsanız kaç yazar? Biraz daha ileri gideyim: Şeytanla ittifak yapsanız kaç yazar, karşınızda YSK ile ittifak yapmış partiler var.

Velhasıl, muhalefetin içinde bulundu durum Menşeviklere benziyor. Bu kadar lüzumsuz insan en son Menşeviklerde bir araya geldi. Sol sosyalistlere hiç girmeyeyim, çok fena acıtırım. Patlak araç camı gibiler kimse toplayamaz. Yalnız bilmedikleri bir şey var: Bu yel böyle eserse bu makas böyle keserse, ne bıyık koyar ne sakal.

Gelelim yazının başlığına. Evet, ben muhalefete değil Devlet Bahçeli’ye güveniyorum. Çünkü denize düştük.

Kendi partisini bitiren Bahçeli’nin Akp’yi de bitireceğine inanıyorum. Tek umudum Bahçeli. Kendisinin Kronos olacağını düşünüyorum.

Yunan Mitolojisinde Titan Kronos adıyla anılan, Roma İmparatorluğu döneminde ise ‘Satüm’ adıyla anılan bu Tanrı, kendine rakip olmamaları için kendi çocuklarını yiyordu.

Aramıza hoş geldin, Bahçeli; Sol yanımızda çiçekler açar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here