Bir acayip adama açık mektup

Dostlar, bu köşede Bir Acayip Adam başlıklı yazımda bahsettiğim ‘’acayip adam’’ bana telefonla ulaşıp, hakkındaki söz konusu iddialara yanıt verdi. Cevap hakkını kullanan Mehmet Çek’in anlattıklarına yer vermemek olmaz. Kendisi hakkında yazılanlarla ilgili özetle, ‘’bu iddiaların bir merkezden yapılan planlı bir provokasyon, hedef gösterme’’ olduğunu ve o merkezi tespit ettiklerini ve adli süreci başlatacağını anlattı. Bir zamanlar sosyalizme inanmış biriyken şimdi neden Tayyip Erdoğan’ı savunduğunu anlattı.

Bugün okuyacağınız açık mektup, esasında Mehmet Çek şahsında AKP isimli çeteyi savunan herkese yazılmıştır.

Memet abi,

Türkiye Cumhuriyet’inin kurulduğu günden beri ülke olarak en zor dönemden geçiyoruz. AKP çetesi iktidarı ilk devraldığı 2002 yılında memleket bu kadar kötü bir durumda değildi. Her geçen gün, bir önceki günümüzü aratıyor. Ve bütün bu olanlarda siyasi iktidarın hiç bir sorumluluğu yokmuş gibi sürekli bahane bulma ve başka suçlular arama telaşı içerisinde bulunuyorsunuz. Yani sizin düşüncenize göre Tayyip Erdoğan esaslı bir liderdir, kendi haline bıraksalar Türkiye’yi çok iyi durumlara getirecektir fakat Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen için dış güçler ve onun yerli işbirlikçileri her daim kaos yaratma işleri planlamaktadır.

Olay bu mudur?

Bir şey söyleyeyim mi Memet abi, bu düşünce psikolojik bir rahatsızlığın belirtisidir. Tam teşekküllü bir hastanede doktora görünüp durumu bir hekime anlatmakta fayda vardır. Psikolojide buna bahane bulma (mantığa bürüme) denilmektedir. Aslına bakarsan, bu mektubu yazıyorum ama yazacaklarımın AKP yandaşlarına bir faydası olmayacağı kanaatindeyim. Normalinde siyaset dediğimiz şey bir ikna etme sanatıdır. Oturur tartışırsın, örneğin Tayyip denilen kişiye neden hırsız diyorum, neden katil diyorum, neden diktatör diyorum oturur anlatırım. Sen bir hırsızı, bir katili, bir diktatörü neden savunduğunu anlatırsın. Dikkatini çekti mi, şimdiye kadar sen de dahil hiç bir yandaş, diktatör hakkında kesin bir dille ‘’hayır, asla hırsızlık yapmaz, asla cinayet işlemez’’ demiyorsunuz. Yalnızca bu suçlara gerekçeler üretiyorsunuz.

Devam etmeden önce belirtmekte fayda görüyorum, diktatöre ‘’diktatör, diktatör bozuntusu, hırsız ve başçalan’’ demek suç değil. Bu konuda çeşitli mahkemelerden çıkmış emsal kararlar bulunmaktadır.

Devam edelim…

Dünyaya o kadar farklı pencerelerden bakıyoruz ki, sanki siz farklı dünyada yaşıyormuşsunuz gibi. Aynı ülkeden bahsediyoruz ama sanki çok farklı ülkelerden bahsediyormuşuz gibi. Mesela ben, diktatörün bırak siyaset yapmasını, bir an önce yargılanıp hak ettiği cezayı alması gereken kriminal bir şahıs olarak görürken, sizler kendinize bu herifi lider bellemişsiniz. Hangimiz haklıyız madem, hangimiz doğruyu söylüyoruz sence? Bu sorunun cevabı çok basit aslında. Cinayet işlemek, hırsızlık yapmak suç değil mi? Önyargılı yaklaşılmadığı takdirde çok net ve tek kelimelik bir cevapla sorun çözülecek.

Cevap tek kelime. Söylediğim fiiller suç mu değil mi?

Kanunda suç, dinlerde günah.

Ben şahsen bu suçları işleyen babam olsa bile hak ettiği cezayı çekmesini isterim. Bu suçları inandığım bir siyasi lider işlese, hak ettiği cezayı çekmesini isterim. Kanunlar hiç kimseye, siyasi veya ekonomik pozisyondan dolayı suç işleme ayrıcalığı tanımaz/tanımamalı da. Peki, siz bunu yapabiliyor musunuz?

Yani, ‘’Tayyip Erdoğan benim liderim ama suç işlediyse tabii ki cezasını çeksin’’ diyebiliyor musunuz?

Henüz görmedik. Ama görme umudumu umutsuzca sürdürüyorum.

Bak Memet abi, telefonda da sana söylediğim gibi diktatör hakkında ‘’vatana ihanet’’ iddiasıyla suç duyurusunda bulundum. Bir Cumhurbaşkanı’nın vatana ihanetle suçlanması ciddi bir durumdur. Utanması varsa o kişi için utançtır. Lakin, bir kişinin yargılanması sadece ceza alıp hapse girmesi demek değildir. Eğer suçsuzsa da aklanması demektir. Kaçak Saray’a gidip diktatörün danışmanlarıyla filan görüştüğünü söyledin, gidersen lütfen bu mevzuyu beyefendilere ilet. Neden ısrarla yargıdan kaçtıklarını bi sor sana zahmet. Mantıklı düşündüğün zaman benim kendisine kötülük değil iyilik yaptığımı göreceksin. Bu suç duyurusu kendini aklamak için bir fırsat olabilir demek istediğim. Anlatabiliyor muyum?

Telefonda sana çok basit bir sormuştum hatırladın mı Memet abi? Diktatörün geçmişte söylediği; “Demokrasi bizim için tramvaydır, gideceğimiz yere kadar gider sonra ineriz’’ sözünü hatırlatıp, gitmek istenilen o yerin “neresi’’ olduğunu sormuştum. Cevabı yine çok basit olan bu soruya verdiğin cevaptan tatmin olmadım açıkçası. Çok şey söyledin ama hiç bir şey söylemedin. Cevabı çok basit bir soru ;

‘’Diktatörün gitmek istediği o yer neresi?’’

Biraz geriye gidelim..

Sivas katliamını bilirsin. Katliamı yapan alçakların avukatlarından kaç tanesinin sonra AKP’de siyaset yaptığını da biliyorsundur. Dava sonuçlandıktan sonra diktatörün yaptığı ‘’hayırlı olsun’’ açıklaması seni hiç rahatsız etmedi mi mesela? Yahu onu bunu boş ver, sen nasıl Hasret Gültekin türkülerini dinliyorsun Memet abi? Alevilere her fırsatta hakaret eden, Alevileri yer yüzünden silmek isteyen sapıklığı, bir Alevi olarak, bir insan olarak nasıl savunabiliyorsun? Maraş katliamında kaybettiği yakınlarını anmak isteyenlerin üzerine neden acımasızca polisi saldırtırlar? Hiç rahatsızlık duymuyor musun bu durumdan? Vicdanın hiç mi sızlamıyor? Alevi çalıştayına Alevi katili Ökkeş Kenger’i davet etmek hangi aklın mantığın ürünüdür hiç düşündün mü?

Sonra…

6 yaşındaki çocukların başını kapatmak nasıl bir sapıklıktır Memet abi? O yaştaki küçük bir çocuğun saç telinden tahrik olan zihniyetle yan yana durmaktan rahatsız olmuyor musun? Kimi savunduğunun farkında mısın sen? Tecavüzcüsüyle evlendirme yasası diye bir şey getirdiler meclise. Maksat burada mağduriyetleri gidermekmiş. Adalet Bakanı olduğunu söyleyen kişi “küçüğün rızası’’ diye alçakça bir laf ederek savundu bu öneriyi. Türkiyeli olmaktan utandım yerin dibine girdim buralarda. Sen bu pedofili partisini nasıl savunuyorsun Memet abi? O yasa çıksaydı, çocuklarının yüzüne nasıl bakacaktın? Diktatöre övgüler dizmekten daha önemli şeyler var memlekette yapılması gereken.

Hatırla…

Savaş uçaklarıyla insanları paramparça ettiler. O zaman Başbakan olan diktatör bozuntusu pişkin pişkin ‘’parasını ödedik’’ mealinde açıklamalar yaptı. Kimse istifa etmedi, kimse görevden alınmadı, kimse ceza almadı. Bu memlekette parasını ödedikten sonra insan öldürmek serbest mi? Olaydan yıllar sonra bütün kabahat Fethullah’ın üstüne yıkıldı. Bu ne utanmazlıktır, bu ne ikiyüzlülüktür! Sen nasıl bu katillerin savunuculuğunu yaparsın? Her halta akıl veren bay çok bilmişin kandırıldık demesine nasıl kanarsın? Meğer liderimiz çok safmış mı diyeceksin? He çok saf.

Hukuk herkese lazım olan bir şey biliyorsun değil mi? Kumpas davalarında neler yapıldı öyle!  Cemaatle birlikte memleketin düşman işgalinden kurtuluş günü gibi zafer havalarına girdiler. Bunları senin bilmemene imkan var mı? İnsanlar yıllarca, suçsuz günahsız hapishanelerde çürüdüler. Düzmece deliller, sehven yüklenen cd’ler ve memleketin en işe yaramaz heriflerinin gizli tanıklıklarıyla hukukun içine ettiler.

O günler ne demişti diktatör “Ben bu davanın savcısıyım’’…

Peki şimdi ;

Ben yapmadım miki yaptı…

AKP çetesinin suç dosyası çok kabarık Memet abi. AKP ve Cemaat’in yok birbirinden farkı.

Olaylar çok uzun. 17-25 Aralık’ta ortaya saçılan pislikleri savunmaktan utanmıyor musun hiç? Ayakkabı kutuları, bakanlara dağıtılan rüşvetler, sıfırlanan milyon dolarlar. Ayıptır, günahtır, suçtur. Fakirin fukaranın hakkını yiyen insanların nesini savunuyorsun yahu? Her fırsatta memleketin solcularına giydiriyorsun ya, bak yıllarca işçiye, emekçiye İstanbul’u zehir eden Muammer Güler’in ne haltlar karıştırdığını gördün değil mi? Yediği bu kadar nanelere rağmen diktatöre tek kelime laf edemiyorsun ama solculara ağzına geleni rahatça sayıyorsun.

Sahi bir paylaşımında “Faşist Geziciler’’ diye yazmışsın. Gezicilerin ne faşistliğini gördün Allah aşkına Memet abi? Bellerine bomba sarıp insan içine mi daldı Geziciler? İnsan mı kesti Geziciler? İnsan mı yaktı Geziciler? Kime ne zarar verdi Geziciler? Gerçekten merak ediyorum, bu söylediklerine kendin inanıyor musun? Bak sen “evime baskın yaptılar çocuklarımın psikolojisi bozuldu’’ diyorsun ya. Bu olayı kabul etmemiz elbette mümkün değil.

14 yaşındaki çocuğu polis vurduğunda, senin vicdanın kabul ediyor mu bu olayı peki?

Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Nihat Kazanhan… liste uzar gider. Arama motoruna çocuk ölümleri listesi yazdığın zaman çıkıyor. Bu memlekette çocuk ve ölüm kelimeleri neden bu kadar yan yana geliyor sence?

Tayyip Erdoğan azılı bir çocuk katilidir ama sen tutmuş memleketin solcularına giydiriyorsun yakışık alıyor mu?

Ankara’nın orta yerinde ‘’çektim sıktım üç tane’’ diyen faşiste laf etmeyeceksin, diktatörün çeşitli kabuslar görmesine vesile olan Gezi Direnişi’ni kana bulayan polis hakkında, ölüm emrini verenler hakkında tek bir kelime etmeyeceksin ama memleketin solcularına, yurtseverlerine bol keseden atacaksın. Sana samimi bir şey söyleyem mi? Memleketimin bir tek insanının tırnağına zeval gelmesin, tek ben öleyim.

Bak Memet abi, polis bizlere bu zulmü reva görse de, ABD Büyükelçiliği’ni korurken canını veren polise en çok bizler üzüldük. Şu sizin bir milletvekilinin densiz oğlu, polisleri bir suçlu gibi sıraya dizdiğinde en çok bizler tepki verdik. Beşiktaş’ta bombalı saldırıda kaybettiğimiz gencecik polislere yine en çok bizler yandık. Görevini yapan polise ‘’sen benim kim olduğumu biliyor musun’’ diyen bir godaman gördüğümüzde en çok bizim sinirlerimiz hopladı. Liderinin TIR’larla silahlar yollayıp, yerden bitme Başbakan’ınızın bunlar öfkeli çocuklar diye nitelediği haysiyetsizler iki insanımızı diri diri yaktığında, bizler yandık. Sizler göbek attınız. Savunduğun IŞİD sponsoru AKP çetesinden günlerdir kimse bir açıklama yapmazken, beğenmediğin solcular çıktı hesap sormaya. AKP çetesinin elebaşları bol gülücüklü bol ayranlı şaklabanlık organizasyonları düzenlerken, bizimkiler protesto etti insanlarımızın katledilmesini.

Suruç’tan bu yana kaç tane bomba patladı, kaç insanımız hayatını kaybetti sayısını biliyor musun? AKP çetesinden çıkıp göstermelik de olsa bir kişi bile istifa etti mi? Patlama alanına ambulanstan önce polisin gönderilmesini normal karşılıyor musun? Bakanların ölüm haberini sırıtarak vermelerinden hiç bir rahatsızlık duymadın mı Memet abi?

Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de insanlara ölüm yağdırdılar. Cesetler günlerce sokaklarda kaldı. Evladını kokmasın diye buzlukta saklayan babanın fotoğrafına iyi baksaydın keşke. O babayı kendi yerine koyup empati yapmayı deneseydin. Duvarlara yazılan iğrenç yazıların hesabını sormaya kalksaydın solculara çamur atmadan önce.

“Aşk bodrumda yaşanır’’…

“Geldik yoktunuz’’… ve daha iğrençleri.

Evimi bastılar diye ortalığı ayağa kaldırırken evleri başlarına yıkılan insanları da bir düşünseydin Memet abi. Bu arada şunu da ekleyeyim, bir insanın evinin basılmasına kesinlikle karşıyım. Senin yerinde ben olsam, senin yaptığının aynısını yapar, olayı adli makamlara intikal ettirirdim. Umarım bunu yapanlar bulunur ve adalete hesap verir.

Dış politikaya gelince zaten sizlere ömür. Dünyada problemli olmadığımız ülke kalmadı. Ekvatorla bile sorun yaşamayı başardı bu iktidar. Emevi Camii’nde namaz kılacağız sevdasına komşusunu sırtından vurarak tarih sayfasına ‘’kalleş’’ olarak geçti malum şahıs. Yurtta sulh cihanda sulh gitti, yurtta savaş cihanda savaş geldi. Bana anlatsana Memet abi, bizim silahlarımızın, gençlerimizin ne işi var Suriye’de? ABD ve Rusya bile Suriye’ye kara harekatını göze alamazken diktatörün bizim gençlerimizi neden ölüme gönderip, boyuna şehitlik edebiyatı yaptığını anlat. Yakılarak katledilen iki canımızla ilgili neden bir devlet yetkilisinin tek kelime etmediğini, medyanın bu vahşete neden sessiz kaldığını anlat. Rus uçağını düşürüp, sonra da dansözlere taş çıkarır gibi oynanan kıvrak hareketleri anlat. Bütün bunları bile bile nasıl desteklersin böyle saçmalığı Memet abi? Bu memleket 14 yıldır bir tek normal gün geçirmedi. Son dakika cumhuriyeti olduk yahu, seni rahatsız etmiyor mu bu durumlar?

İçeride ise vaziyet ortada. OHAL’le birlikte on binlerce insan işinden gücünden oldu. Hapishaneler dolduruldu. Yeni cezaevlerinin yapılacağı müjdesi (!) verildi de yüreğimize su serpildi.  Gazeteler, haber ajansları kapatıldı. Yüzlerce gazeteci tutuklandı. Muhbirlik özendirildi. İnsanlar komşusuna bile şüpheyle bakmaya başladı. Memleketin genleriyle oynandı. Bunlar sana İsviçre’den çok mu sıradan görünüyor?

Ekonomide, uzun uzadıya istatistikler ve rakamlar içerisinde boğmayacağım. 50 kişinin alınması gereken bir işe binlerce kişi başvurması sana anormal gelmiyor mu? Çocukları yatağa aç giriyor memlekette. Turizm sıfırlandı. Esnaf kan ağlıyor. Çiftçinin eli kolu bağlandı, tarımda bile dışa bağımlı getirildi memleket. Devletin altın yumurtlayan tavuğu kamu kurumları İngilize, Arapa, bilmem nereliye hediye edildi. Bizim olan ne kaldı sahi? Hiç bir şey!

Eğitimde dünya sıralamasının en arkalarına düştük. Eğitim sistemi dincileşti ve piyasalaştı. Üniversite mezunu işsizler sıralamasında da derece yaptık. Ama bunların önemi yok duble yollar orada duruyor nasıl olsa.

Bu tablodan memnun musun?

Ha bir de hedef gösterme meselesi var. Yazılarımın hiçbirinde hiç kimseyi hedef göstermedim. Hedef göstermek, linç ettirmek yandaş medyanın ve onun satılık kalemlerinin işidir. Bak sen de bu hedef gösterme işini sık yapıyorsun Memet abi. Geçen gün Erk Acarer’in bir tweetini yayınlayıp, yanına da “solcu şair’’ Can Yücel’in bir şiirini iliştirmişsin. Listendeki arkadaşlarının yaptığı yorumlara hiç bir müdahalede bulunmamışsın bile. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim demişler. Müdahalede bulunmadığın yorumlardan bazılarını olduğu gibi kopyalayıp yapıştırıyorum ;

‘’BUNLARIN HEPSİ ORUSBU ÇOCUKLARI ŞEREFSİZLER HAINLER satılmış köpekler ermeniler YAHUDILER assalik köpekler’’

‘’Şerefsiz tesadüfen nefes alıp veren yaratıklardır bunlar’’

‘’Bunuda derhal almalılar hemde bu gece hemde şimdi….. acilen…’’

Son olarak bu ‘’alma’’ meselesi üzerine şunu söylemek isterim. Geçen görüşmemizde memleketten sana küfür yazan birini istersen hemen şimdi “aldırabileceğini’’ söyledin bana. Hatırlarsın umarım. Memet abi “aldırmak’’ nedir allasen. Biz hukukun üstünlüğü diyoruz, sen “aldırırım’’ diyorsun. İsviçre’de istediğini istediğin zaman aldıramadığın için mi bu ülkeye fazla güvenmiyorsun? Hatta, “İsviçre’yi olmasa bile, Türkiye’yi bu kişilere dar etmezsem…’’ şeklinde tuhaf cümleler kurduğun da oluyor. Türkiye’de kendine ait kolluk kuvvetin mi var diye düşünmeden edemiyorum hani.

Durumlar bu şekilde Memet abi. AKP faşizmine insan kaynağı olup, otobanda ters şeritte seyrettiğin sürece vicdan azabına ve iç çelişkilerine her daim esir olacaksın. Hiç değilse TKP’de geçirdiğin yılların hatırına bunu yapma.

Tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletir, bu kan kokan karanlık günlerden hep beraber çıkmamızı temenni ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here