Gazete REDBerfin…

Berfin…

“Okumayı öğrenemedi. Geçen yıl da öğrenemedi. Eba’yı açıyorum öyle bakıyor…”

  • DİDEM BERKES

Hava çok soğuk bugün, rüzgar da var. Lodos esiyorsa karşıya geçemem diye düşünüyorum. Denize doğru bakıyorum, İstanbul gözükmüyor…

Üşenerek de olsa kapıyı kitleyip çıktım, arka bahçeye geçtim. Komşum çamaşırları sermiş, yerdeki odunları sepete dolduruyor. Beni görünce kocaman gülümsedi.

– Nasılsın Berfincim? Burası çok esiyor, üşümedin mi sen?

– Üşüdüm, çocuklar da üşüdü, şimdi sobayı yakacağım.

“Sana yardım edeyim” diyorum. Beraber odunları istifliyoruz sepete. Tahta parçalarını da ayırıyoruz, bazı büyük tahtaları kırıyoruz elimizle, soba kolay yansın diye.

– Siz nasılsınız?

– İyiyim. Seni gördüm daha iyi oldum.

Yine gülüyor.

– Sen soba yakmayı öğrendin demek.

– Evet, bu kış hep ben yaktım sobayı.

– Aferin sana. Çocuklarla zor olmuyor mu? Tehlikeli bir iş ateş yakmak.

– Tehlikeli evet ama artık büyüdüler, daha uslular, koltuğa oturtuyorum onları, bebeği de yanlarına veriyorum. Geçen seneye kadar çok azgındılar, hele Muhammet bir dakika durmazdı. Biliyorsun sen.

– Evet, çok yaramazdı. Şimdi büyüdüler diyorsun. Muhammet kaç yaşına geldi, 8 yaşında mı? Azad 6 yaşında? Ayşe bir yaşında oldu.

Kafasını sallıyor gülerek, hep gülüyor. Ben de gülüyorum.

– Kız bebek kolay geldi sana, çok da uslu Ayşe…

– Çok tatlı o çok. Hiç ağlamıyor, çok akıllı. Azad’la Muhammet de ona bayılıyorlar, çok şımartıyorlar Ayşe bebeği.

– Muhammet’in dersleri nasıl?

– Okumayı öğrenemedi. Geçen yıl da öğrenemedi. Eba’yı açıyorum öyle bakıyor.

Kaşlarını çatıyor şimdi, üzüldü biraz…

– Önemli değil, okul açılınca öğrenir okumayı, yazmayı. Acelesi yok.

– Senin derslerin nasıl? 4. sınıfı bitiriyorsun di mi bu sene?

Kafasını sallıyor.

– Salgından çok sıkıldım, okul açılsın istiyorum.

– Türkçen çok iyidir her zaman, matematik nasıl?

– Ben tabletten bakıyorum, komşu teyze tablet verdi. Ama fazla vaktim olmuyor.

– Olsun. Toplama, çıkarmayı öğrenmiştin…

Kafasını sallıyor.

– Sen çarpma, bölmeleri çalış vaktin oldukça.

– Kafasını sallıyor. Yine kaşları çatıldı, yere bakıyor.

– Üzülme Berfin. Yavaş yavaş öğrenirsin, aceleye gerek yok, önemli olan öğrenmek. Okul açılınca ben öğretmeninle konuşurum, sana yardımcı olur. Sen kardeşlerine bakıyorsun, kendine de bakıyorsun, çok beceriklisin, akıllısın. Senin öğrenemeyeceğin ders, yapamayacağın iş yok. Hiç moralini bozma.

Yine gülüyor.

– Annen nerede?

– Amcam hasta babamla ona gittiler.

– Ne zaman döneceklermiş?

– Yarın sabah.

– O zaman yardıma ihtiyacın olursa bana gel.

Gülümsüyor, “Tamam” diyor. “Bu kadar odun yeter, artık içeri gir, ellerin buz gibi oldu” diyorum.

“Yemeğe gelmek ister misiniz?” diye soruyor. “Sağ ol ama işim var, karşıya gidiyorum, dönüşte uğrarım size, çocukları yatırmana yardım ederim,” diyorum

Eve girerken gülümsüyor bana gül yüzlüm, gülünce yüzünde güller açıyor, güzelliği sevgi dolu kalbinden geliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol