Gazete REDBebeğin sütü…

Bebeğin sütü…

Şu hayatta iki cins insandan haz etmedim: Birisi, başrol oyuncularıdır; ikincisi, topun sahibi çocuklar…

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

AKP iktidara gelir gelmez yaptığı ilk iş, ‘Nereden buldun yasası‘nı kaldırmak oldu. İkinci olarak seçimlerde parmak boyasını kaldırdılar. Böylelikle hileli seçimlerle ülke yönetimine el koyup, rahatça yolsuzluk yapmalarının önü açıldı.

Aniden ve orantısız biçimde zenginleşen bir kamu görevlisine kimse “Nereden buldun?” diye soramayacaktı artık. “Nerden bulduysam buldum, kimi ne ilgilendirir kardeşim” demeye başladı hırsızlar.

“Tamam da sayın makam sahibi, o çaldığınız bizim bebeğin sütü, üstünde oturduğunuz yumuşak koltuk da bizim koltuğumuz, hesabını soramayacak mıyız?” dedik.

“Tabii sorabilirsiniz, memlekette hukuk var. Aha mahkemeler orada!” dediler.

12 Eylül’de referandum karıp, harcına bir miktar ‘yetmez ama evetçi’ ile bir miktar ‘Fetö’ kattılar.

Referandumdan “kendilerine ceza vermeyen mahkeme” yaptılar.

Yargı iyicene tasfiye edilip devleti soymanın önündeki engeller kaldırılınca meydan ağalara kaldı. Soydukça soydular, milletin orasına koydular. Aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yediler, yine doymadılar.

Bizim bebeğin sütünü Mehmet Cengiz’e içirdiler.

TOPUN SAHİBİ KİM?!

İki kesime hiç sempati duymadım. Birincisi, dizilerdeki başrol oyuncuları…

Çünkü başrol oyuncularının başına türlü işler gelse de herkes bilir ki onlara bir şey olmaz. Yönetmeninden, figuranına kadar set çalışanlarının maaşı başrol oyuncusunun yaşamasına bağlıdır. Başrol oyuncusu ölürse, set çalışanlarının ev kirası, sağlık sigortası, elektrik, su ve doğalgaz faturası tekmili birden o ay kalır.

Başrol oyuncuları bu yüzden havalı olur.

İkincisi ise, para üstü yerine ciklet verilen çocukluğumuzdan kalma bir örnek. Futbol oynamayı hiç bilmeyen ama topun sahibi olduğu için oyuna dahil edilen çocuğu hatırladınız mı?

Her apartmanda bir emekli albay olacak kuralı gibi her mahallede de böyle bir çocuk olacak. O çocuk giderse maç biter. Bu sebepten maçın en sevilmeyen oyuncusu olmalarına rağmen pamuklara sarılırlar.

Topun sahibi ile iyi ilişkiler kurmak ve onu üzecek hareketlerden kaçınmak maçın bekâsı için elzemdir. Top sahipleri de bu sebepten havalı olur.

Yıllar sonra şunu farkettiğimde mesele çoktan ‘At ve Üsküdar’ kalıbına uygun hale gelmişti. Bizler ne başrol oyuncusu olmaya heveslenmişiz ne de top sahibi olup maça hükmetmeye.

Belki de hata yapmışız kimbilir!? Devir başrol oyuncularının ve top sahiplerinin devri. Ancak fark ettiğim bir şey var daha var ki topun esas sahibi de biziz, başrol oyuncusu da biziz. Biz oynamazsak dizi biter, biz oyundan çıkarsak maç biter.

Vereceksiniz bizim bebeğin sütünü!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,990BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol