Başarısızlık başarısı

Umudunuzu diri tutun. Bu ülke çok virüsler atlattı…

  • ÖZGÜR TOPSAKAL

Saray rejimi, her konuyu olduğu gibi pandemiyle mücadele konusunu da eline yüzüne bulaştırarak, en büyük başarısının başarısızlık olduğunu bir kez daha ispat etti. Bir çok ülke “pandemiyle nasıl mücadele edilmez” hususunda AKP iktidarının yaptıklarını yapmayarak başarı elde ettiler.

Resmi rakamlara göre günlük kayıp sayısı maalesef 300-350 civarında ki bu çok yüksek bir ölüm oranı. Resmi rakamların koca bir yalandan ibaret olduğunu söylememize gerek bile yok sanırım.

Beceriksizlikler, maskede rant görüp bu işi iktidarın tekeline almak istemesiyle başladı. Yalnızca devlet maske dağıtacaktı, kısmet olmadı. Sonrasında, tek adamın ağzına bakan, Bakan Koca; koca koca baktı. Her cümlesine “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla…” diye başlayarak önüne konan rakamlardan kamuoyunu bilgilendirdi.

Öte yandan, gazetecilerin sorularına cevap verme lütfunu gösterdiği için Sağlık Bakanı’na övgüler yağdırılıyordu dört bir koldan. Türkiye, basın mensuplarını muhatap alan AKP’li bir bakanın varlığına alışık değildi.

Salgınla mücadelede tam kapanma şarttı ama halkın sağlığı için devletin kasayı bir miktar açması gerekiyordu. Bu iktidarın halk için kesenin ağzını açtığı görülmüş iş midir? O kesenin ağzı; Cengiz için açılır, yandaş için açılır, eşi dostu partiliyi zengin etmek için açılır ama halkın sağlığı için açılması iktidarın akıl sağlığını bozar.

Tam kapanma olmadı, bütün yük sağlık emekçilerinin üstüne yıkıldı.

Süreç, kör topal ilerledi derken aşı bulundu. Bir çok ülkenin aşı için sıraya girdiği zamanda duyduk ki Çin bize 1 milyon doz aşı hibe etmiş. Hayırdır inşallah!

Hibe edilen aşılar, parayla alınmış gibi gösterilerek birilerinin kesesi dolduruldu. Öyle ya, fırsata çevrilmeyen krize kriz mi denir? Vatandaşın bir kısmı aşılandı, bir kısmı aşılanmadı, bir kısmı ilk aşıyı yaptırdı ikinci aşı gelmedi. Velhasılı aşı meselesi de kördüğüm oldu. Vatandaşına aşı temin edemeyen iktidar, çeşitli ülkelere yüzbinlerce doz aşı hibe etti.

Pandemide kriz derinleştikçe sinirler gerilmeye başladı. Gazetecilere cevap vermeye tenezül eden “babacan” Sağlık Bakanı, bilgilendirme toplantıları yapmamaya, matbuattan kaçmaya başladı. Ses tonu sertleşti, yüzü ciddileşti. Bu kadar yalanı toparlamaya çalışmak kolay iş olmasa gerek. Yalnızca sosyal medya hesabından liseli ergenler gibi sağa sola yetiştirilebilecek bir kaç kaçamak cevaptan ibaretti koca memleketin Sağlık Bakanlığı.

Virüs haritasını Erdoğan bizzat açıkladı. Değişik zamanlarda kamuoyuna duyrulan ve renklerle anlatılan salgın haritasıydı bu.

İlk açıklanan korona virüs tablosu biraz daha iyimser renklerden oluşurken, ikincisinde tüm memleketin kırmızıya döndüğü görüldü. Kırmızı tehlike demekti.

Virüsün Türkiye’de görüldüğü ilk günden itibaren iktidar eliyle/bilgisiyle bir çok toplu etkinlik düzenlendi.

Hacdan dönenler memleketin dört bir yanına dağıldı. İstanbul’da geniş bir kitlenin katıldığı Ayasofya şovu yapıldı. Türkiye’nin her bölgesinden binlerce AKP’linin katıldığı AKP kongreleri yapıldı. Tıklım tıklım havasız otobüslerde aman sabahlar olmasın göbekler atıldı. Bu kongreler, bu göbekler haritayı kızarttı. Kalabalık cenaze törenlerine Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı ve bir çok yetkili katıldı. Kuralları koyanlar kuralları çiğnedi. Virüsün özellikle her yere yayılması için seferberlik ilan etmiş gibi halleri vardı.

Ve Türkiye, tarihinin en büyük salgınına, tarihinin en beceriksiz iktidarıyla yakalandı. Bu da bizim şanssızlık hanemize yazılmalı.

Her şeye ama her şeye rağmen memleketin bu virüsten elbet de arınacağına olan inancınızı diri tutunuz. Bu ülke çok virüsler atlattı.

Son Haberler