Gazete REDBabanın çiftliği nerede biter?!

Babanın çiftliği nerede biter?!

Cephedeki asker açısından vatan için savaşmak bir hanedan için savaşmaktan çok daha yüce bir eylemdir. Kavgasının haklılığına inanan ise inanmayana göre zafere çok daha yakın durur.

  • CEM ASLAN

Kendinizi Suriye’deki Türk askerlerinin yerine koyun. Misal kuşatılan gözlem noktalarındaki askerleri düşünün. Kafasından neler geçer bilemem ama belli veriler ışığında tahmin yürütülebilir.

Suriye ordusu ilerledikçe cephenin gerisinde kalmışsın ve olgun bir meyve gibi ellerine düşmüşsün. Tepende düşman uçakları vızır vızır. Sinirlerine karşı atağa geçmiş gibiler. Anavatanınla tüm bağlantın kesilmiş, ikmal yolların düşmanın elinde. Bırak cephaneyi, mazotu, elektriği… Ekmek ve suyun bile seni saran “düşman” ordusunun insafına bağlı. Ağır silahlarını sana çevirmiş eli tetikte emir bekliyor. Hava desteğinin bile olmadığı yabancı topraklara sürmüşler seni. Yaralılar için helikopter bile gönderemiyorlar. Elleri, gözleri bağlı kasap bıçağının altına yatmış gibisin. Oradaki görevin de Mars’tan gelmiş insanımsı cihadcıları korumak.

Buradan sonra olası en güzel son, düşman elinde koz olarak diplomatik pazarlık malzemesi olmak…

Esad denen adam nedense birden bire “Esed” olmuş ve Suriye’de bir bataklık yaratıp içine seni atmışlar. Bu iktidar ki zamanında ajan tarikatın biriyle ortak olup sana kumpas kurmuş. Padişahın kusturmalı gözdesinin teki “subay karıları soyunsun” diye tweetler atmış. Daha sonra ülke küçük çaplı bir iç çatışma geçirmiş. Erlerin linç edilmesi, perişan haldeki subayların görüntüleri dünyaya servis edilmiş. Rus uçağını vur emri verdikleri pilotu paçaları tutuşunca tutuklayıp terörist ilan etmişler. İki askerin cihadcı psikopatlar tarafından yakılmış, devletlilerin intikam yemini edeceklerine yutkunmuş. Şimdi de o psikopatlara bekçilik yap diyorlar.

Daha bir kaç gün önce başka bir cephede bir albayın ve binbaşın ölmüş. Saray olayı örtbas etmeye çalışmış. Sızınca da küçümser tavrıyla birkaç şehit diye geçiştirmiş.

Seni oraya itenlerin asker kaçkını oğulları ise filo filo gemicikler yüzdürüyor. Başkomutanın Gezi zamanı üç gün ortada görünmemiş. 15 Temmuz’da da bir delikte saklanıp korkudan bembeyaz olmuş suratla facetime’a çıkmaya cesaret edebilmiş. Şehit tabutuna yaslanarak seçim propagandaları yapıyorlar…

Kanın, kemiğin, cesedin siyaset malzemesi. Bu arada “bozgunculuk” yapmayı huy edinmiş bir takım “şeytan”lar, “Bu vatan savaşı değil, saray savaşıdır” diye durmadan dürtüklüyor seni…

Remarque’ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok romanında olduğu gibi başta dügüne gider gibi savaşa gidebilir asker. Ancak gerçeğin tokadı toz pembe kafa bulanıklığını hızlı giderir. İlk kurşunlar tepesinde vızıldayınca, ilk silah arkadaşı toprağa düşünce sis dağılır, gerçekler berraklaşır. “Ben burada ne yapıyorum, kimin için kan döküp can veriyorum?” sorusu kafasında yankı yapmaya başlar.

Veriler işte bunlar. Şu anda bu durumda 11 karakol var ve her birinde bölük ya da tabur büyüklüğünde bir birlik.

Bir de Suriye askeri açısından bak…

Kuzeydeki kabadayı komşun başkentini ele geçirmek, devlet başkanını devirmek gibi hedeflerini açıkça ilan etmiş. Tuzsuz Deli Bekir naralarıyla her gün tehditler savuruyor. Anılarında berbat izler bırakan işgalci, yağmacı bir imparatorluğa öykünerek fetih suresiyle, mehter tamtamlarıyla coşuyorlar. Payitaht İstanbul, Diriliş Ertuğrul gibi dizilerle gazı şah damarından almış taklavat sosyal medyadan Suriye sitelerine girerek, “Biz Osmanlıyız, geri dönüyoruz, …nızı belleyeceğiz” gibi yorumlar yapıp duruyor.

Suriye halkını birleştirip tek yumruk olması için El-Muhaberat tarafından özel görevlendirilmiş gibi davranışlar sergiliyorlar. Yaptıkları tek kelimeyle Suriye yurt savunmasına güç vermek. Böyle bir devlet zekası karşısında insanın ağlayası geliyor. Düşmanın eline tabanca verip, “Al bana sık” demekle aynı şey. Neo-Osmanlı’yı işte bu akıl kuracak! Halkla ilişkiler 101’den fena halde çakmışlar.

Suriye’de durumları iyi değil. Fırat Kalkanı’ında 70 zırhlı araç kaybettiler. Bu başta söylenti idi, sonra resmi ağızdan kabul edildi. Diğer operasyonları bilmiyoruz fakat sonuçlar açısından benzerdir. Her gün internete yanan ya da sağlam ele geçirilen Türk tanklarının videoları düşüyor. Geçenlerde TSK’ya ait yanan bir tankın önünde konuşan bir rus askerinin videosu düştü, ”Mi cegodnya chetirih takih cozhigali” diyordu… Meali bugün bunlardan 4 tane imha ettik! Bunlar sürdürülebilir kayıplar değil. Karşılarındaki ise şimdiye kadar düzensiz silahlı gruplardı. Şimdi 10 yıldır savaşta sertleşmiş düzenli orduyla karşı karşıyalar.

Birkaç yıl öncesiydi. Rusya’da yayın yapan Rossiya 1 televizyonunda Tayyip Erdoğan’ın Esad’ı devirmeye dönük sözlerini tartışıyorlar… Sunucu konuklardan birine o sözleri ciddiye alıp almamak gerektiğini sordu. Ortadogu uzmanı olarak tanıtılan kişi de TSK’nin durumunu anlatarak basladı söze. Pilot sıkıntısından, hapisteki subaylardan, ülkenin iç bölünmüşlüğünden söz etti ve Tayyip’in, ordusunu bu hale kendi eliyle getirdiğini ekledi. Sonra da Stalin’in 1937 tasfiyeleri ile bağlantı kurdu. Rus donanma gemilerinin Akdeniz’de bulunduğunun da altını çizerek, “Bu halde Suriye, İran ve Kürtlerle aynı anda savaşabiliyorsa savaşsın,” diyerek bitirdi sözünü.

“Reis” sıfatlı unsurun askeri deha olmadığını biliyoruz. Yakın çevresi de yemeğiyle meşgul olduğu için gerçekleri adama anlatmıyor. Daha önceleri pek çok kere latife kurbanı olmuşluğu vardır hatırlarsanız. Gene kanına giren şakacının birine uyup yanlış bir adım atar mı haftaya görürüz. Mart’a kadar süre vermişler. Suriye ordusu acilen gözlem noktalarının gerisine çekilecekmiş yoksa gerekeni yapacaklarmış. Gereken, oraya kuvvet yığıp cepheden saldırıya geçmek ve SAA’yı geri atmak.

Deneyimli SAA askerlerinin kafası bizimkilerinki gibi karışık değil. Kimse yurdunu elinde baltayla dizi izleyenlerin Osmanlı hülyalarına kolay kolay bırakmaz. Çok istiyorsan tabii git yap o “gerekeni”. Dünya Türkiye gibi babanın çiftliği mi, hep beraber görelim.

Bence “Reis” dedikleri zat bunu boşversin. Diplomasiyi zorlasın. Gerekirse Putin’e 10-20 milyarlık bir ihale daha versin. Sonra da geri noktalarda yeni gözlem noktaları kursun. İçeride kalanlar da Suriye askerleri kontrolünde konumlarını terk ederek yeni karakollara çekilsin.

Küçük düşürücü bir durum elbette. Ama tek becerdikleri de yüzde 50’den 25’e düşen o tuhaf kütleye en beter madaralıkları zafer diye yedirmek…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,984BeğenenlerBeğen
16,906TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol