Gazete REDAvcı-Kurban Denklemi

Avcı-Kurban Denklemi

Yaşam süresi bu kadar sınırlı olan homo sapiensin ölümsüzmüşçesine bir ruh haliyle nasıl bu kadar saldırgan olabildiğinin bilimsel açıklamaları elbette vardır ama…

  • BORA ERCAN

Avlayan-Avlanan, Av-Avcı, Avcı-Yem, Avcı-Kurban denklemleri de diyebileceğimiz ayrıca Lotka–Volterra denklemleri olarak da bilinen birinci dereceden lineer olmayan diferensiyel denklemler şu şekilde formüle edilir:

  • Dx / Dt = ax − bxy
  • Dy / Dt = − cy + dxy

Burada x: av, yem; y: avcı sayısıdır. t: zaman

a, b, c, d iki tür arasındaki etkileşimi gösteren birer pozitif reel sayıdır.

axy: avlanan kurbanı gösterir. cxy: avcı sayısındaki artıştır.

Buna göre; örneğin, avcı sayısı ilk denklemde sıfırsa avlanan sayısı üstel olarak artacaktır, ikincide avlanan sayısı sıfırsa avcı sayısı azalacaktır.

Genel olarak, avcı tilki ya da kurt, av ise tavşan örnekleriyle verilir. Burada dikkat edilmesi gereken, doğal besin zincirinde çoğunlukla avlanan otobur, avlayan etoburdur. Zira denklemin çıkış noktası da ot-otobur ilişkisidir. Yani denklem ottan, otobura, oradan etobura ve nihayetinde de onu avlayan avcı insana genişletilebilir ve orada her şey altüst ki aşağıda buna değiniyorum.

Doğada avın üreme oranı, avlayandan daha fazladır. Tavşanlar yılda 6-7 kez doğum yapabilir ve gebelik süreleri yaklaşık 1 ay sürer. Her doğumda 4-12 yavruları olur. Bir tavşan yılda 84 tavşan olabilir. İngiliz sokak dilindeki ‘shagging like rabbits’ (tavşanlar gibi sevişmek) ya da ünlü erotik dergi Playboy’un logosu bunu yansıtır. Tilkiler yılda bir kez 3-5 yavru doğurur. Avlananın doğal ömrü avlayandan uzundur. Tavşanlar 7-9 yıl, tilkiler 3-5 yıl yaşar (insan her şeyde olduğu gibi bunu da bozar).

TOPLUM, AV, TARIM

Tarım toplumlarının nüfusları avcı toplumlara göre hep daha fazla olmuştur. Hint Altkıtası, Çin ve Ortadoğu nüfusu buna örnektir, Kuzey Avrupa ülkeleri ise avcı toplumlara birer örnek olabilir ki nüfusları azdır. Bugün normal şartların çok uzağına düşülmüş, bütün biyolojik ve demografik dengeler, kısacası ekosistem altüst olmuştur. Tarımın modernleşmesi ve borsalaşmasıyla, sanayileşmiş ülkelerin de yeni tekniklerle dünya tarımında rol alması sonucunda, gelişmekte olan ülkeler sıfatıyla anılan ülkelerin ekonomik olarak baskılanmasına, bağımlılaştırılmasına, özkaynaklarının değersizleştirilmesine tanık oluyoruz.

Tohum politikalarıyla birçok tarımsal ürünün genleriyle kârlılık amaçlı oynanması, ekonomik ambargolar, küresel ekonominin açmazları sonucunda geleneksel tarım toplumlarının hazırlıklı olmadan orta ölçekli sanayileşmeye başlamaları beraberinde birçok sosyal ve çevre sorununu da getiriyor, zira tarım toplumunun devlet ve insan yapısıyla nasıl bir sanayileşme mümkün olabilir? Ağalık sisteminin endüstri versiyonu böylesi ülkelerde geçerli oluyor ve gelişmiş sıfatlı ülkeler de bu yeni dünya düzenini kurguluyor. Bu toplumların işsiz kalan nüfus fazlası gelişmiş ülkelerin legal ve illegal işleri için hizmetinde olmakla birlikte, çok da anlaşılır bir şekilde, o ülkelerde yaşamak arzusunda.

Teoriyi grafik olarak verirsek çok daha anlaşılır olacaktır:

Başlangıçta av sayısı avcıdan çoktur. Yem sayısının artması avcı sayısındaki artışı beraberinde getirir. Her ikisinin birbirine yakınsama noktasına gelindiğinde av sayısı azalmaya başlar, bu avcı sayısının da azalmasına neden olacaktır. Yem sayısı avcı sayısından daha da aşağı düşme noktası kritik noktadır ve bu noktadan geri dönülür. Yem sayısı yeniden artar, bu da yeniden avcı sayısının artmasını gerektirir; fakat, bir süre sonra avcı sayısı üst kritik noktaya ulaşır, bu da yem sayısında azalmanın başlamasına neden olur. Ekosistem, biyolojik dinamiğin döngüsü normal şartlar altında bu şekilde sürer gider. Bir adaya bırakılan tavşan ve tilki sayısı her ikisinin de soyu tükenmeden devam eder, gider.

MANTOLU HASAN MANTIKSIZLIĞI

Bu denklem bize neden bazı canlıların soyunun tükendiğini de gösterir. Güncel durumlardan bitmeyen birkaç örnek; kutuplardaki erime nedeniyle balık bulamayan kutup ayıları birbirlerini yemeye başlamış; Türkiye’deki göllerin yüzde 60’ı kurumuş, bu kurumayla hangi canlılar ortadan kalktı, bir kayıt var mı, bilemiyorum. Mantolu Hasan lakaplı Hasan Bele adlı avcı 1930-1950 yılları arasında tek başına yaklaşık 20 parsı katlederek, soylarını tüketerek doğadaki hiçbir türün hiçbir türe yapmadığını yaptı, bu avlanma eti yenmeyen bir hayvana karşı yapıldı.

Bununla birlikte, Türkiye’de bazı bölgeler dışında domuz eti yenmediği için domuz popülasyonu çoktur, Avrupa’da ise yaban domuzu neredeyse yok olmuştur. Hindistan coğrafyasının faunası hayvanların kutsal olmasından dolayı çok zengindir. Pakistan’da birçok canlının türü tükenmiştir. Bu örnekler, ne yazık ki, çoğaltılabilir.

Denklemin ortaya çıkışı 1910’lar. Çıkış kaynağı otçul hayvanlar ve onların yemleri arasındaki ilişkiyi modelleyen biyomatematikçi Andrey Nikolaevich Kolmogorov (1903–1987). Kolmogorov, Lotka’ya örnek olur. Ayrıca, Alfred James Lotka (1880–1949) bir fiziksel kimyacı olarak molekül davranışlarını ve termodinamiği de temel alarak teoriyi hayvanlar alemine uyarlar. Diğer bir biliminsanı Vito Volterra (1860–1940) aynı sonuca, Lotka’dan bağımsız bir şekilde, deniz canlıları üzerinden ulaşır. Belki bugün tüm dünyanın başına bela olan virüsler hakkında bile böyle bir çalışma olabilir.

Bu rekabet modeli ekonomiye de uyarlanmış. Bilimsel yasaların sosyolojiye uyarlamasıysa sosyal darwinizmde olduğu gibi içinde çokça yanılma payı içerir. Burada, x, işçi sınıfı; y, patron gibi bir denklem kurulmaya kalkışılmaz çünkü denklemin kurulumu farklı türler arasındadır. Eğer ‘insan avı’ gibi distopik bir kurgu yapacaksınız, Afrika’da avlık aslan yetiştirilmesi gibi avlık insan çiftlikleri olacaksa, evet mümkün. Aksi takdirde, bu sistem topluma uyarlanamaz.

KENDİNİ ‘YEM’ GİBİ HİSSETMEK

Teori belki sosyal psikolojiye şöyle uyarlanabilir: “Mülteciler neden çok çocuk yapıyor?” sorusunun da cevabı bu denklemle açıkça verilebilir. Mültecilik savaşla ilişkilidir. Savaşsa yıkımdır, kıyımdır, geleceksizliktir. İnsan kendini yem gibi hisseder. Bu psikoloji içgüdüsel olarak üremeye yönlendirir. Doğal bir süreçtir bu. Savaş zamanı anne-babalar çocuklar gömer, barış zamanı tam tersi!

Bazı “gelişmekte olan” ülkelerin nüfus politikasını dört çocuk beklentisiyle belirlemesi akla nitelikli/nicelikli nüfus çelişkisini getirir. Çoksan değersizsin, basit bir av canlısı gibi sömürülme, cepheye sürülme aracı olarak görülebilirsin. Dolayısıyla, bazı yetkililerin “Sen ağa ben ağa, bu sütleri kim sağa?” söylemi de geçerli değildir. Ağalık ortadan kalktığında, herkes süt sağabildiğinde dünya çok daha güzel bir yer olur çünkü iktidarın doğanın florasına müdahalesi nasıl faunayı doğrudan etkiliyorsa topluma müdahalesi de insanı öyle etkiler. İlişkiler kendi ekosisteminde korunmalıdır.

Normal şartlar altında yerkürenin kaynakları bu yerkürede yaşayan her canlıya yeter. Şu andaki baskın insan türü 50 bin yıldır var, bundan öncekiler 750 bin yıl kadar var oldular. Türümüz kutup ayıları gibi birbirini yemeye başladı, başka bir gezegen arıyor kendine. Virüsün sınır tanımadığını gördük. İnsanınsa muktedir hale geldikçe yine sınır tanımadığına tanıklık ediyoruz binlerce yıldır. Yaşam süresi bu kadar sınırlı bir canlının ölümsüzmüşçesine bir ruh haliyle nasıl bu kadar saldırgan olabildiğinin bilimsel açıklamaları elbette vardır ancak benim anlama kapasitemin dışında bütün o açıklamalar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,973BeğenenlerBeğen
16,893TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol