Gazete REDAstronomik Yanılgılar – II

Astronomik Yanılgılar – II

Uzay, evren ve dünyayla ilgili çok rastlanan yanılgıları ele almaya devam ediyoruz…

  • ÖNDER ŞAHİN

“Dünya Yuvarlaktır…”

Dünya’nın gerçek şekli, kutuplarından basık ve ekvatordan şişkin bir geometrik biçim olan geoiddir. Kendi eksenindeki hızlı dönme kuvvetinden dolayı, Dünya aslında ekvatordan şişkindir, bu da onun üzerine basılmış bir top gibi görünmesinin nedenidir; dolayısıyla Dünya’nın ekvator çapı, kutup çapına göre 43 kilometre daha geniştir. Bu şişkinlikten ötürü, teknik olarak, Dünya’daki en yüksek nokta Everest Dağı değil, Ekvador’daki Chimborazo Dağı’dır (6310 metre)! Chimborazo, Everest’ten 2500 metre daha alçak olmasına rağmen, Dünya’nın şişik ekvator bölgesinde konumlanışı, onu Dünya’nın merkezine göre doruk noktası kılmaktadır.”

“Kara Delikler, Huni Biçimli Boşluklardır…”

Kara deliklerin huni şekilli oluşlarına dair yanlış anlama, kara deliğin kütle-çekiminin çevresindeki uzayı nasıl büktüğünü gösteren iki boyutlu (uzunluk, genişlik) temsilî çizimlerden kaynaklanmaktadır. Üç boyutlu (uzunluk, genişlik, derinlik) evren gerçeğinde kara delikler küreseldir ve kütle-çekimleri, çevrelerindeki maddeyi çekme kabiliyetine sahiptir. Bir cismin kütle-çekimi, onun kütlesi kadar güçlüdür; yani eğer Güneş, aynı kütleye sahip bir kara delikle yer değiştirse Güneş Sistemi’ndeki tüm gezegenler, aynı kütle-çekimsel kuvvete maruz kalacaklarından, yörüngeleri herhangi bir değişiklik göstermeyecekti.

“Özel Giysi Olmadan Dış Uzayda Vücut Patlar…”

Patlamasanız dahi dış uzaydaki düşük basınç ciğerlere, kalbe ve beyne hayatî derecede olumsuz etkilerde bulunacaktır. Düşük basınca ani maruz kalma, ciğerlerde kopma ve kanamalara neden olacaktır. Basıncın eksikliği, vücutta deri altındaki sıvının kaynamasını beraberinde getireceği için vücudun hacmi aniden normal hacminin iki katına çıkar; ancak şişmenin dışında, kemikler, deri ve organlar herhangi bir bozulma göstermeyeceğinden bildiğimiz mânâda bir infilâk da meydana gelmeyecektir.

“Alçak Yörüngedeki Uydu ve Araçlar, Yer çekimine Hiç Maruz Kalmaz…”

Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlar sıfır yer çekiminden dolayı değil, “mikro” kütle-çekiminden dolayı süzülürler. Uluslararası Uzay İstasyonu, Dünya’ya 320 km kadar uzak bir yörüngede dolanmaktadır ki bu mesafede Dünya’nın kütle-çekimi, gezegenin yüzeyine göre hemen hemen %10 kuvvete sahiptir. Dünya’nın kütle-çekim gücünden dolayı uzay aracı, astronot ekibi ve orada bulunan tüm cisimler normal koşullarda Dünya’ya doğru düşer halde olmalıdır; fakat Dünya, neredeyse sabit olarak saatte 28.000 km hızla hareket etmesi, istasyonu da aynı hızla hareket etmeye mecbur bırakmaktadır. Aksi takdirde araç, Dünya’nın çekimine yenik düşer ve dalışa geçmek durumunda kalırdı. Gayet tabiî, bunun önüne geçmek için belli bir yükseklikte konumlanması da gerekir.

“Kutup Yıldızı Sabittir ve En Parlak Olanıdır…”

Dünya’dan görülebilen en parlak yıldız Sirius olup konumu Büyük Köpek Takımyıldızı’nda bulunur. Ülkemizde de kış aylarında rahatlıkla görülebilir; Kutup Yıldızı (Polaris) ise günümüzün ışık kirliliği koşullarında zar zor görülebilen bir yıldızdır; hattâ ne yöne bakılacağı bilinmeyip dikkatli de olunmazsa yüksek olasılıkla görülemez. O da her yıldız gibi hareket eder; ancak bunu çıplak gözle fark edebilmek binlerce yıl gerektirir. Bu yanılgı, halk arasında yıldızın “Demirkazık” diye adlandırılmasında tezahürünü göstermektedir.

“Takımyıldız Üyeleri Birbiriyle Bağlantılıdır…”

Takımyıldızlardaki yıldızların birbirleriyle hiç alâkaları yoktur. Uzaydaki konumları birbirlerinden çok farklıdır, aralarındaki mesafe de yeryüzü ölçüleriyle kıyas kabul etmeyecek derecede uzaktır. Sadece Dünya’dan bakıldığında yan yana görünürler. Ayrıca, yıldızların zaman içerisindeki yavaş hareketlerinden dolayı, binlerce yıl sonra şu anda görünen takımyıldız ‘üyeleri’ ayrılıp tanınmaz hale gelerek bambaşka bir gökyüzü manzarası oluşturacaktır. Takımyıldız kavramı tasnif işine yarar demek mümkündür; başka bir deyişle kataloglama ve gökyüzü haritası çıkarmada bundan faydalanılmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,099TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol