Gazete REDAskerimizin canı neden ucuz?

Askerimizin canı neden ucuz?

Churchill’in ‘salak’ diye dalga geçtiği Dulles hakikaten salaktı ama, “Türkiye’de asker ucuz, 23 cent’e mâl oluyorlar” deyip, 1000’in üzerinde ‘Mehmet’in canını aldı… Onun bu küstahlığına izin veren de, yine bir sağ iktidardı!

RED Özel – John Foster Dulles, rezil Amerikan politikacılarının en unutulmazları arasında yerini çoktan aldı. 1950’de, yani Kore savaşı sırasında başkan danışmanı, 1953’ten öldüğü 1959 yılına kadar da ABD Dışişleri Bakanı’ydı. Winston Churchill onu, “Dull, Duller, Dullest!..” -salak, daha salak, en salak- diye tarif etmişti.

Dedesi ve amcası ABD dışişleri bakanlığı yaptığı için, hakkında ‘parlak’ bir gelecek planı yapılmıştı. Bunun için ilk dünya savaşında orduya yazılması icap etmiş, gözleri bozuk olduğu için orduya alınmamıştı.

Savaş sonrası kararlı bir komünizm düşmanı haline geldi. Bu arada, devlet mekanizması içinde giderek yükseldi. Amerikan parlamentosuna girdi. Nihayet, Kore savaşı sırasında, Japonya’ya atom bombası atılması talimatını veren Başkan Truman’ın danışmanı oldu…

O güne kadar komünizme karşı yürütülen mücadeleyi fazla yumuşak bulduğu için, sertlik yanlısı tutumları savundu. Yazdığı Savaş mı, Barış mı? adlı kitapta, ABD’nin bugün kullandığı ‘özgürlük götürme’ tabirini ortaya atarak, dünyayı komünistlerden ‘özgürleştirme’ siyasetini savundu!

Sömürgeci Fransa’nın Hindiçin’de ulusal bağımsızlık mücadelelerine karşı yürüttüğü savaşı ilk destekleyen de oydu. Ama en çok çabayı NATO’nun kuruluşu ve genişlemesi için harcadı. Bunun için tüm dünyayı şöyle tehdit etmekte de bir sakınca görmedi:

“Tarafsızlık giderek modası geçen ve çok istisnai koşullar dışında gayrı ahlaki ve basiretsiz bir kavrayıştır.”

Eh, tabii bu durumda bizim çok basiretli Adnan Menderes Demokrat Parti iktidarı, ABD’nin uşağı olmayı tercih etti. Türkiye’yi 23 centlik askerleriyle birlikte Kore’de savaştırdılar, askerlerin canını, kanını sattılar ve ülkeyi NATO’ya soktular, askeri üs verdiler…

Aslında koskoca bir nüfusa yular takıp, Yankilerin eline teslim ettiler!..

Mevzumuza dönersek, Dulles ailesi, tıpkı Bush ailesi gibi, büyük şirketlerin siyaset dünyası ve ABD ‘derin devlet’i içindeki seçkin uşaklarıydı. Dede, amca hep dışişleri bakanlığı yapmış, John Foster Dulles’in biraderi Allen Welsh Dulles de, Başkan Eisenhower döneminin CIA’nın başkanı olmuştu. Ödüllerini Rockefeller Vakfı’nın yönetimine girerek aldılar tabii.

Bu tür ailelerin genel bir niteliği de, hiç kuşkusuz, kiliseye olan tutkulu ilgileridir. John Foster Dulles, Amerikan kiliselerini birleştirip tek merkezden denetim sağlamak için büyük çaba sarf etti. Hatta bu uğurda oğlu Avery Robert Dulles’ı papaz yapmış, kilisede yükselmesi için gerekli tedbirleri almıştı.

Bu papaz Dulles, Protestanlığın bir kolu olarak tarif edilebilecek Presbiteryen cemaatine dahil, ‘ateist’ tanınan bir kimseyken, ne olduysa Katolikliği benimseyerek, ABD tarihinin ilk ‘Kardinal’i ünvanını da aldı. Böylelikle, ABD Vatikan alemine bu ‘dönme’ sayesinde daha fazla dalma fırsatı buldu.

İşte eski Britanya Başbakanı Churchill’in ‘salak’ diye tarif ettiği, ‘23 centlik’ John Foster Dulles’in kısa seceresi böyle. Kimse, “ABD’yi ezelden beri bu salaklar mı yönetiyor?”
diye sormasın; her çeşit salaklıkta tavan yapan Bush ailesi senelerdir ABD’nin başında ve eski Florida Valisi olan Jeb Bush da 2016’da başkan adaylığını açıklamıştı, az daha üçüncü Bush dönemini başlatacaktı!..

Ve bunlar salak da olsa, emperyalist bir mekanizmanın başında oturdukları için ve o mekanizma ‘satın alarak’ işlediği için, işbirlikçileri aracılığıyla, ’23 centlik asker’ diye tanımladıkları askerleri, kendi çıkarları doğrultusunda dünyanın her tarafında ölüme yollayabiliyorlar.

Evet, 1950’de Türkiye’den Kore’ye ABD çıkarları doğrultusunda savaşmaları için gönderilen birlik, çatışmaların sonunda 1185 kayıp vermiş ve 2 bin 68 asker yaralanmıştı…

Nazım Hikmet konuyla ilgili bir şiir kaleme almıştı:

23 centlik asker

Mister Dulles,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti, Ankara da 23 sente,
yahut iki kilo kuru soğan,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan.
Erkek,
ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz
(her kaba uymak meselesi) ,
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
Yahut da aynı hesapla Mister Dulles
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden İstanbul’da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısına yahut
bir çift iskarpin parasına.
Yalnız bir mesele var Mister Dulles,
herhalde bunu sizden gizlediler:
Size tanesini 23 sente sattıkları asker
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de, mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak
mevcuttu, tuhafınıza gidecek,
mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,
daha sizin devletinizin adı bile konmadan. Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela, Mister Dulles,
yeller eserken yerinde sizin New-York un,
kurşun kubbeler kurdu o
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
Halı dokur gibi yonttu mermeri,
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
Dahası var Mister Dulles,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz, zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,
ve yarin yanağından gayrı her yerde,
her şeyde,
hep beraber,
diyebilmek için,
yürüdü peşince Bedreddin’in
O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali’dir. kaya gibi yumruğunun son ustalığı:
922 yılı 9 eylülüdür.
Dedim ya Mister Dulles,
Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
ucuzdur vardır illeti.
Hani şaşmayın, yarın çok pahalıya mâl olursa size, bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti.
NAZIM HİKMET (1953)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,988BeğenenlerBeğen
16,911TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol