Asgari ücret, asgari yaşamlar…

Önümüz yeni yıl. 2019. Yeni yıla nasıl girersen, bütün yılın öyle geçer diye bir inanış/söylem vardır. O yüzden saat 00:00’ı gösterdiği zaman, kimi öpüşür, kimi sarılır, kimi para sayar. Uğur getirsin diye kırmızı don giyenler de vardır.

Kırmızı dedim de aklıma küçükken yine böyle bir yılbaşı üzeri dedemlerde toplanmış mümin bir kitlenin, kırmızı renginin şeytana ait olduğu ve cehennemin rengi olduğunu konuştukları sahne geldi. İslamın rengi olan yeşil ise cennetin rengiydi. Solcular da şeytanın hizmetkârlarıydı. O yüzden bayraklarının rengi kırmızıydı. Noel Baba şeytanın hizmetkârı olduğundan, kırmızı giyinirdi. Yeni yılı kutlayanlar da haliyle şeytana hizmet etmekteydiler. Sünni mezhebine mensup dindar bir aile ikliminin içinde olan her birey duymuştur bu safsataları.

Bu saçmalıkları ilk duyuşumun üzerinden otuz yıl geçti. Birçok şey değişti dünyada. “Çelik bile değişti” ama bu islamcılar değişmedi. Hâlâ gündemlerinde “Müslüman yeni yıl kutlar mı?” mevzusu var. Onların gündemi bizi zerre kadar ilgilendirmiyor.

Bizim gündemimiz işçi ve emekçilerin gündemidir. O yüzden bu gereksiz tartışmalarla zaman kaybedecek lüksümüz olmamalıdır. Her yeni yıl üzeri olduğu gibi işçilerin ve emekçilerin gündemi geçim sıkıntısı ve asgari ücret zamlarıdır.

Açlık sınırının 1.942 TL olduğu, yoksulluk sınırının 6 bin 328 TL’yi geçtiği, gerçek enflasyon oranının yüzde 25’den daha yüksek olduğu bir ortamda emekçilere yine sefalet layık görülüyor. “Kendileri sırça köşklerde keyif sürenler” halkın halinden anlamıyor. Geçen yıl “Beyefendiler asgari ücreti beğenmiyor, eline diline dursun” demişti aynı şahıs. Halklar açlık çektikleri ölçüde, zenginlerin karnı doyar kapitalizmin doğası gereği. Kendilerine servet üreten işçiye, ödedikleri üç kuruşu fazla sayar patron takımı. Hükümetler de sermaye sınıfının temsilcileri olduklarından, onların çıkarlarını korumak için çalışırlar. Kanunları sermayedarların yararına düzenlerler. Asgari ücret uygulaması bunun yansımasıdır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 2019 yılı ücretleri için görüşmeleri devam ediyor. Türk-İş asgari ücretin 2 bin TL, DİSK 2 bin 800 TL olması yönünde fikir belirtiyor. Belediye seçimleri için seçmene göz kırpan Kılıçdaroğlu, “1 Ocak itibariyle CHP’li belediyelerde asgari ücretin 2200 TL olacağını” açıkladı.

Bilmeyenler için asgari ücretin nasıl belirlendiğini kanunda yazılı olduğu şekliyle aktaralım.

4857 sayılı iş kanunu’nun 39. maddesi uyarınca “Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın tespit edeceği üyelerden birinin başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü veya yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü veya yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik İstatistikler Dairesi Başkanı veya yardımcısı, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi,Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konu ile ilgili dairenin başkanı veya yetki vereceği bir görevli ile bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan değişik iş kolları için seçecekleri beş, bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan değişik iş kolları için seçeceği beş temsilciden kurulur. Asgari Ücret Tespit Komisyonu en az on üyesinin katılmasıyla toplanır. Kurul, üye oylarının çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.

Komisyon kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer…”

Asgari ücret tespit komisyonuna genelde işçileri temsilen Türk-İş, patronları temsilen ise TİSK katılıyor. Başkanlığı ise “bakan” yapıyor. Anlaşılacağı üzere işçilerin kendi emekleri üzerinde söz sahibi olmak gibi bir hakları dahi yoktur. Emekçinin hakkını aramakla görevli sendikaların ise günümüz Türkiye’sinde patronların değirmenine su taşımaktan başka bir işlevi bulunmamaktadır. Son tahlilde komisyonda son sözü egemenler söylemektedir.

Asgari ücret ile ilgili yanlış bilinen veya saptırılmak istenen bir diğer konu kimi çok bilmiş liberal ekonomistler veya kişilerin dile getirdiği “asgari ücretin Koç’u veya Sabancı’yı ilgilendirmediği, kasap ve manav gibi küçük esnafı ilgilendirdiği” safsatasıdır.

Öyle ise yukarıda bahsettiğimiz komisyonda büyük sanayicilerin temsilcileri ne yapıyorlar? Türkiye’de iş gücüne katılan emekçilerin yarısına yakını asgari ücretle çalıştırılıyorlar. İşçilerin aldıkları ücretin, sermayedarın kârına etki ettiği bir piyasa ortamında, daha fazla kâr elde etmek isteyen patron takımını asgari ücretin ilgilendirmediğini söylemek gerçeği perdelemeye çalışmaktır.

Yüzde 1’lik bir kaymak tabakanın, dünyanın geri kalan yüzde 99’unun emeğini, umutlarını,yarınlarını sömürdüğü bir düzende emekçilere reva görülen sefalet koşullarının bu hırsızlar tarafından düzeltileceğini ummak beyhudedir. Amacı daha fazla esaret yaratmak olan bu sistemde, onun kurallarına göre hareket ederek çözüme ulaşılamaz.

Asgari ücret ile emekçilere sunulan asgari yaşam koşullarından kurtulmanın yolu asgari ücret uygulamasını reddedip, eşit işe eşit ücret uygulaması için ya da kendi emeklerinin değerini kendilerinin belirleyebilmesi için mücadele vermektir. Mevcut sendikalar ile bu mücadelenin verilmesi pek olanaklı görünmüyor. Burada görev tüm sol ve sosyalist çevrelere düşüyor. Sosyalistler mezhep ayrılıklarına, çatışmalarına düşmeden bu haramilik düzenine karşı anti-kapitalist, anti-faşist bir hattın mevzilerini inşa edebilmelidir. Türkiye devrimci sosyalist hareketi bu birikime sahiptir.

Yazıya son verirken yıllarca sahte cennetin yeşiline gönül verenlere seslenelim: Biz yeşili doğada ve salatada severiz. Tüm renkler güzeldir lakin kırmızı (kızıl) hayatın rengidir. İnanmayan bileklerini kesip görebilir.

Son Haberler

Maradona: Devrimci mi, serseri mi?

Sezar’ın hakkını Sezar’a verdiğimiz gibi, Maradona’nın hakkını Maradona’ya vermek ve bu koşullarda, “serseri olduğu gibi devrimciydi de” demek lazım. YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Futbol dünyasından bir...

‘Medeniyet’in rezilliği!

Danimarka milyonlarca vizonu, koronavirüs mutasyonu endişesi ile katletti. Hayvanların cesetleri, gömüldükleri toplu mezardan fırladı!.. RED haber - Danimarka bir vahşet skandalıyla sarsılıyor. Milyonlarca vizon öldürüldü,...

Sıra dünyayı kandırmaya geldi

Türkiye Medrano Sirki'ne döndü. Vaka sayıları bir anda on binlere yükseltildi. Dün dünyayı "vaka yok" diye kandırmaya çalışan AKP iktidarı şimdi "vaka çok" demeye...

Yavru Arınç ‘reisçi’ çıktı

Bülent Arınç’ın AKP İstanbul Milletvekili olan oğlu Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasıyla sonuçlanan kriz sonrası açıklama yaparak, "Benim kabem Tayyip'tir" demeye getirdi... RED haber -...

Jöleli ters köşe!

Eski milli kaleci ve Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, iktidar tarafından şımartılan Jöleli Yiğit Bulut'a haddini bildirdi. RED haber - Türkiye A Milli Futbol...