Gazete REDApartman Çocukları

Apartman Çocukları

Çocuklarımız ise hareketsizlik, yetersiz beslenme, fast food, gazlı içecekler, yapay şekerler vs kıskacında büyüyor…

  • CEM ASLAN

10 yıl kadar önceydi. Haber bülteninin birinde bir muhabir birkaç zamane çocuğunu topladı. Zamanında kendisinin oynadığı oyunları oynattı. Yakan top, yağ satarım bal satarım falan…

Çocuklar 15-20 dakika oynadıktan sonra pöstekiye dönüp yığıldılar yere. “Nasıl buldunuz, beğendiniz mi?” diye sorunca da, “Çok yorucu, dayanamadık” diye yorumlar yaptılar.

Oysa bizler bu oyunları akşama kadar oynardık.

Şimdilerde çocuklar evden dışarı çıkmaz oldu. Nereye çıkacak ki? Toprak ya da asfalt olsun, saksı kadar alan yok koşturacağı. Her yer ya araba parkı ya da bina. Onlar da elinde bir tablet ya da bilgisayar gömülmüş gidiyorlar.

Benim çocukluğum Ankara Emek Mahallesi’nde geçti. Bütün günümüz sokakta geçer, annemiz eve zor getirirdi. Sokakta büyüyen çocukların son neslindenim sanırım. Apartman çocukları yeni yeni ortaya çıkmaya başlamıştı. Bizim özgürlüğümüze imrenirlerdi. Biz ise onları fazla “kibar” bulur pek adam yerine koymazdık.

Üniversiteye başlayana kadar bir kere geniş bir çimenlikte koşturma imkanım olmadı. Oyunlarımızı hep asfaltta oynardık. Gene de o günlere bakınca şimdi halime şükrediyorum. Bir çocuğun oynaması gereken bütün oyunları oynadık, yapması gereken bütün haylazlıkları yaptık. Bahçelerden meyve apardık, arabaların lastiklerini indirdik, zillere basıp kaçtık, mahalleyi bile yaktık ve daha neler neler….

9. caddede dört taş bir top usulü top oynardık misal. Yarım saatte bir araba geçerdi. Şimdi karşıdan karşıya geçmek için yarım saat beklersin.

Bedensel gelişimi etkileyen iki etmen var; beslenme ve spor. Çocukların çoğu spora gitmiyor, dışarı çıkmıyor, okula servisle gidip geliyorlar.

Neler yiyip içtikleri, et, yumurta, balık, süt gibi yaşamsal önemdeki besinlere ulaşabilirlik durumları ortada. Et artık lükse giriyor. Bir çocuğa günde bir yumurta yedirmek, bir bardak süt içirmek bile yoksul aileler için zor. Yumurta deyip geçme, bir canlıyı oluşturan her şey var içinde. Süt deyip geçme, bir canlı aylarca sadece sütle beslenir.

Rusya’daki evimin yanında bir çim saha vardı. Sık sık spor yapmaya giderdim. Dikkatimi çekti; parklarda ve spor alanlarında anneler çocuklarını salıp bir kenarda oturuyorlar ve uzaktan bakıyorlar. Çocuk düşe kalka yürümeyi, koşmayı öğrenirken kendisi çayını, kahvesini içip gevezelik ediyor, nefes alıyor. Anne için de büyük rahatlık çocuk için de.

Google’dan kontrol ettim, evi merkez alınca bir kilometre yarıçaplı bir daire içinde üç tane tam boy futbol sahası buldum. Ondan başka her apartmanın önünde ağaçlıklar ve bir mini çocuk parkı…

Dahası sık okul bahçeleri, düzenli serpiştirilmiş spor salonları, halı sahalar, basket sahaları, sokak fitness aletleri. Caddelerde ağaçlı, geniş yürüyüş yolları. Hepsi vatandaşa açık.

Sibirya, Orta Asya, Kafkaslar… Sovyetlerin kurduğu bütün şehirler böyledir.

Gençler genelde bu tür yerlerde bir araya geliyor. Ne yapalım derken ortaya bir top çıkıyor. Şut çekmeye ya da basket atmaya, ip çekip voleybola başlıyorlar. Çoğaldıkça takım kurup maç yapıyorlar.

Bizim gençler seçeneksizlikten kahvehane ve AVM müdavimi. Aile orta gelirliyse, sitede oturuyorsa belki vardır oyun alanı.

Yemin etsem inanmazsınız herhalde, adamların sadece 40 bin nüfuslu bir şehrinde kapalı olimpik buz pateni sahası gördüm. Yüzme havuzları, tenis kortları, spor salonları… hepsinden her yerde…

Sağa sola deli gibi koşturan sarışın, gürbüz çocukları seyrederken aklıma bunlar geldi. Kadınları bundan dolayı güzel belki.

Bizim çocuklarımız ise hareketsizlik, yetersiz beslenme, fast food, gazlı içecekler, yapay şekerler vs kıskacında büyüyor… Bir kara bulut çöktü neslimizin üstüne. Bu çocuklar bedensel olarak nasıl gelişecek? 30’lu, 40’lı yaşlara gelince ne tür sağlık sorunları yaşayacaklar?

Çürük bir nesil geliyor. Halk sağlığı uzmanlarının bunları şimdiden ele alması gerekmiyor mu?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,393BeğenenlerBeğen
17,560TakipçilerTakip Et
1,390AboneAbone Ol