Antarktika ve sirkeli sarımsaklı işkembe çorbası

Kelle paçacılık, suşicilik ve işkembecilik son 15 yılda alıp yürüyen sektörlerimizdendir. Ben bunun böyle olacağını ta 2006’da anlamıştım.

  • BURAK SÖNMEZER

Hatırlayanlarınız olacaktır, 2006 yılında, 23 Nisan günü adet olduğu üzere çocukları makamlarına oturtan devlet büyüklerimizden protokolde ikinci sırayı işgal eden Meclis Başkanı Bülent Arınç da, İmam Hatip Lisesi’nde okuyan bir evladımızı kendi koltuğuna oturtturmuş ve bir de konuşma yaptırmıştı.

Arkasında sırıtarak duran Arınç’tan da aldığı destekle ’23 Nisan bebesi’ şöyle diyordu:

“Bizim önümüze ne koyarsanız koyun, bilin ki biz en zirveye çıkacağız. Dağları taşları da, dünyayı da koysanız en iyi üniversiteleri kazanacağız, en iyi yerlere geleceğiz.”

Tabii biraz yakından bakıldığında işin kolpalığı ortaya çıkmıştı. ‘Bebe’ dediğimiz 21 yaşında kazık kadar bir herifti. O yaşa kadar İmam Hatip’i, nasıl okuduysa artık, bir türlü bitirememiş hâlâ “en zirve” hayali kuruyordu. Aç tavuğun kendisini darı ambarında sanması bile daha rasyonel bir durumdu aslında.

Nihayet 21 yaşındaki 23 Nisan bebesinin sonradan imam olduğunu, yani “en zirveye” çıkmakla kalmayıp tüy de dikmiş olduğunu öğrendik. Zira sosyal medya mecralarında “en iyi yerlere” gelmiş bir kimse olarak sosyal medyada milletin anasıyla ilgili çeşitli tasavvurlarını yumurtluyordu.

İşte bu genç meczup bir günlük TBMM başkanı sıfatıyla yukarıda saydığımız sektörlerin de önünü açmış oldu. Onun pompaladığı büyük özgüven, o günden beri dalga dalga toplumun her kesimine yayıldı, tabiri caizse kelle paçacılığın, işkembeciliğin tarihi tekrar yazıldı.

Misal dağları taşları aşarak en iyi üniversitelere girince bunlar, üniversitelerin birden bire dünyada ilk bine hatta ilk beş yüze falan girdiklerini müşahede ettik. Hızla “ayıları bile bağırtan” bu üniversitelerden mezun olanlar, Mehmet Şimşek ya da Damat Berat gibi iktisadı uçurmakla kalmadılar, yerli ve milli arabadan uçan arabaya; yolcu ve savaş uçaklarından uzay araştırmaları ve füzelere kadar bir dizi teknik başarıya imza attılar. En son, biliyorsunuz, çeşitli bilimsel araştırmalar yapmak maksadıyla Antarktika’ya da gidilmiş oldu.

TÜRKÜN ANTARKTİKA’YLA İMTİHANI

Bu Antarktika seferinin hakikaten son derece önemli bir faaliyet olduğu Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’in, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın davetiyle, bilimsel ekibe katılmasından da anlaşılıyor.

Daha önce, tarihi değeri ölçülemeyen mozaiklerin üzerinde topuklu ayakkabılarıyla, yanında bir heyet olduğu halde turlamış bir belediye başkanının böyle bir ekibe katılmasındaki mantığın ne olduğunu tam anlayamasak da Şahin’in gezi sonrası yaptığı açıklamaların ufuk açıcı olduğunu burada belirtmek isterim. Misal, kendisine “Antarktika çok mu soğuktu?” diye bir soru yöneltilince “Eksi 85’i buluyor” diye yanıt veriyor. Sonra da ekliyor, “Allahtan yanımıza antep fıstığı, İslahiye üzümü ve kırmızı antep biberi almıştık. Bunlar içimizi ısıttı” diyor.

Kışın Erzurum’a git desen, gidip gitmeyeceği meçhul olan Fatma Şahin, Antarktika’ya bilimsel araştırmalar için gidiyor ve “içini ısıtması için” yanına fıstık, üzüm ve biber alıyor… İnanılır gibi değil ama biz bunu enerji eski bakanı Hilmi Güler’den de biliyoruz. Bir nevi parti politikası olarak “yenilebilir enerji” konusunda taa 2009’da açıklamalar yapmış, doğal gaz ve kömürün pahalılığından şikayet edenlere, “Gazı, kömürü yiyemezsiniz, ama fındık yerseniz aynı enerjiyi alır üşümezsiniz” demişti. O güne kadar ısrarla linyitli sarma yapıp yemeye çalışan bir kısım vatandaşın da aklı başına gelmişti!

Başta Fatma Şahin olduğu halde Antarktika’ya giden bilimsel ekibe, yine Şahin’in ifadesiyle, “milli gayret”le soğuğa ve coğrafyaya uygun “bir örnek” giysiler tasarlanmış ve yaptırılmış. Tabii biz bu milli gayret hikayesini “yerli ve milli” otomobilden de bildiğimiz için başarının takdire şayan olduğundan hiç kuşku duymuyoruz. Bu milli gayret eseri kıyafetler Antarktika’ya tam olarak uygun kıyafetler olduğu için, Şahin ve ekibi tıpkı penguenler gibi ağır ağır hareket etmek durumunda kalmış.

(Milli gayretle ortama uyum göstermek tam da budur.)

FOK VE PENGUEN HAYVANLARININ KÜLTÜRÜMÜZDEKİ YERİ

Gelelim gezinin sonuçlarına:

Bir kere tüm dünyanın denizlere bıraktığı çöplerin Antarktika’ya kadar ulaşması Fatma Şahin tarafından müşahede edilmiş vaziyette. “Bu durumda,” diyor belediye başkanımız, “İnsanlık olarak aklımızı başımıza almazsak, kendi sonumuzu hazırlayacağız. Torunlarımıza gösterecek ne penguenler kalacak ne de foklar.”

Fok ve penguenleri sadece “torunlarına göstermek” için önemseyen değerli bir ekoloji insanıyla karşı karşıya olduğumuz atlanmasın lütfen! Sanki torunlarımızı ve çocuklarımızı Antarktika’ya penguen göstermeye götürüyoruz millet olarak, orası da ayrı konu…

Hiç kuşku yok ki dünya üzerindeki türlerin yok olması karşısında böyle radikal bir iklim aktivizmine selam durmaktan başka alternatifimiz yok. Ama şimdi bizim Fatma Şahin’den beklediğimiz, Çevre Bakanlığı ya da başka bir bakanlık tarafından yapılacak bir davetle sorunları tespit ve çözüm önerileri sunmak için Afrika’nın içlerine doğru bir araştırma gezisine katılması.

Ben şahsen, bu gezide, Afrika şartlarına uygun milli gayretle üretilmiş kıyafetleri giyecek olan Fatma Şahin’in Çita hayvanı gibi hızlı koşup koşamayacağını ayrıca merak ediyorum.

Tahminim odur ki, yanında tekmil işkembe ya da Kilis usulü kelle paça çorbalarından götürürse bu işi de başaracaktır.

Son Haberler

Uçan tekmeyle hırsızlık

Hepimizin cebinden kamyon yüküyle para emen bir Türkiye Wushu Federasyonu olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, lütfen artık bilin! ÖZGÜR TOPSAKAL Wushu isminde Türkiye'de pek popüler olmayan...

Özerk değilse, üniversite değildir

“İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen Bu nice okumaktır" Yunus Emre FİKRET BAŞKAYA Bir yüksek öğrenim kurumunun üniversite sayılabilmesi için özerklik olmazsa olmaz koşuldur. Bir bakıma...

Koca memleket arpalık oldu!..

Yurt içinde arpa fiyatları 1550 ile 1650 TL arasında seyrederken, TMO’nun yurt dışından 2000 TL’den arpa ithal etmesi tepkilere neden oldu. RED haber - Artık Türkiye'de...

“Açılın, ben avukatım!..”

AKP'lilerin suyunun suyu aşıları bitirdi. Herkes birbirine, "Aşı nerede?" diye bakıyor. AKP'liler aşı torpilini yüzsüzce savunuyor. Armağan Çağlayan, "Açılın, ben de avukatım!" diyor... RED haber...

Artistik/Akademik Ortam Mühendisliği

Boğaziçi Üniveristesi’nin yeni 'Rektör'ü Nuri Alço... ZAFER ERCAN Biz "aşmış" insanlarız, kişilerle uğraşmayız; nitelik üzerinden hareket ederiz. Bu bağlamda da Boğaziçi Üniversitesi’ne (BÜ) rektör olarak...