Ampüllenmiş ‘sanatçı’lar racon kesiyor!

Herkesin kendisini güvensiz hissettiği, kimsenin kimseye güvenmediği kötü bir yıl oluyor. Kimsenin yarına dair umut taşımadığı bir yıl…

“Devletin malı deniz yemeyen domuz”, “Bal tutan parmağını yalar” diyenlerin çoğunlukta olduğu bir toplumdan dürüstlük beklemek saflık olur.

(Şu andan itibaren yazıyı habitat alanlarına, türlerine, sahiplerine, bakıp öyle yazacağım, iyi okuyun.)

Birkaç gündür askere moral vermeye gittiklerini söyleyenlerin, kendilerine sanatçı diyenlerin, “savaş magazin”lerine tanıklık ettik. Orada yüzlerce asker ve masum insan hayatını kaybetmesine rağmen sazlı sözlü çengi tuttukları, şen sazın bülbüllerinin utanç vesikası görüntülerine şahit olduk.

Sözde askere moral vermeye gittiler ama her an ölümle yüzleşeceğini düşünen askerler moralsiz, oğlunu bu savaşta kaybeden aileler ve sivil vatandaşlar moralsiz.

Kendileri dışında herkes moralsiz.

Dikkat ettiyseniz, çalan da oynayan da kendileri.

Şu da var: Zaten çalmadan oynayabilir bunlar.

Hallerini görünce, bunların uzun süredir iktidarın, gücün kölesi oldukları ortaya çıkıyor. Zaten rükûdaymışlar, arpayı görünce, secdeye geçmeden yere kapaklanmışlar.

Keklik, soyuna ihanetle suçlanan tek hayvandır. Çünkü avcının kulu kölesi olmuş meri keklik, erkek kekliği güzel sesiyle kandırarak tuzağa düşürür. Bundan dolayı “soyunun düşmanı” derler.

Hele orada kendilerine ‘zartı’ muhterem denen iki şarkıcı var ki, reparatuvarlarına ‘keklik ötüşü’nü eklemiş bulunuyorlar.

İkisi de gücün, yani iktidarın yanında durarak, yıllardır soylarına ihanet etmektedir.

Belki de Musa Anter’in dediği gibidir olay: “Köpek bizim köpeğimiz ama başkasının kapısında havlıyor.”

Bir insanın fikrini değiştirmesi ahlaksızlık değildir, ancak, sormak lazım, kimin parasıyla, kaç paraya fikrini değiştiriyorsun.

Boğayla başa çıkamayan beceriksiz matadorun yardımına koşmak icap ettiğinde, saklandıkları tahta perdelerin arkasından arenaya çıkıp, boğaya atlarının üzerinden mızraklar savurarak koşan kimliksiz pikadorlara benziyorlar.

Binlerce kamu çalışanı, barış akademisyeni, öğrenciler, sanatçılar, basın emekçileri bu ülkenin sorunlarını gündeme getirdikleri sebebiyetiyle bedelini aşından, işinden, canından, özgürlüğünden mahrum edilmekle öderken ve bir tekinden bile bir ‘ah!’ işitmemişken bu soytarılık, dalkavukluk hangi mazeretle açıklanabilir?

Dalkavuklar, eski Roma’da bağlılığı nedeniyle bir zenginin sofrasına kabul edilen kişilerdi. Roma’da öyle yaygınlık kazandı ki, dalkavukluk derecelerine ve etkinliklerine göre sınıflandırılmaya başlandılar.

Devir değişti ancak rol değişmedi.

Aslına bakarsanız, savaşı dahi magazinleştiren bu dalkavuklar, kuyunun dibindeki taş kadar yalnızlar. Çünkü seçtikleri yolla, dipsiz kuyunun dibini mekân eylediler.

Yalamaktan pütür kalmayıp dillerinde, mermer gibi olanlara da, ‘kula kulluk edene, yazıklar olsun’ diyen adama da yazıklar olsun. Daha ne diyebiliriz ki?

Son Haberler

Maradona: Devrimci mi, serseri mi?

Sezar’ın hakkını Sezar’a verdiğimiz gibi, Maradona’nın hakkını Maradona’ya vermek ve bu koşullarda, “serseri olduğu gibi devrimciydi de” demek lazım. YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Futbol dünyasından bir...

‘Medeniyet’in rezilliği!

Danimarka milyonlarca vizonu, koronavirüs mutasyonu endişesi ile katletti. Hayvanların cesetleri, gömüldükleri toplu mezardan fırladı!.. RED haber - Danimarka bir vahşet skandalıyla sarsılıyor. Milyonlarca vizon öldürüldü,...

Sıra dünyayı kandırmaya geldi

Türkiye Medrano Sirki'ne döndü. Vaka sayıları bir anda on binlere yükseltildi. Dün dünyayı "vaka yok" diye kandırmaya çalışan AKP iktidarı şimdi "vaka çok" demeye...

Yavru Arınç ‘reisçi’ çıktı

Bülent Arınç’ın AKP İstanbul Milletvekili olan oğlu Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasıyla sonuçlanan kriz sonrası açıklama yaparak, "Benim kabem Tayyip'tir" demeye getirdi... RED haber -...

Jöleli ters köşe!

Eski milli kaleci ve Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, iktidar tarafından şımartılan Jöleli Yiğit Bulut'a haddini bildirdi. RED haber - Türkiye A Milli Futbol...