Almanya’da seçim yılı

Alman toplumunun en tipik özelliklerinden birisi hemen her şeyi gereğinden daha uzun bir süre planlama geleneğidir. Bu seçim için de adeta geri sayım başladı diyebiliriz. Pek belli etmeseler de partilerin tamamı bir seçim atmosferine girdi sayılır.

  • SERDAR KAZAK

Yine uzunca bir zamandır susmuştum.

Bu suskunluğun bir nedeni özel yaşamımdaki dalgalanmalardı. Bir diğer nedeni ise Korona döneminde yakıcı Türkiye gündeminde yayın yapan bir organda ilginç olabilecek bir konu bulamayışımdı. Koronalı yaşam bir normaliteye dönüp diğer konular da sahip olmaları gereken ağırlığı kazanmaya başladıkça anlatılabilecek konular ortaya çıkmaya başladı. Bu sayede ben de suskunluğumu bozmuş oldum. Uzun suskunluğum için affınıza sığınarak söze girmek isterim.

Önümüzdeki yılın 24 Ekim günü Almanya’da federal parlamento seçimleri var. Şu andan itibaren sayarsak yaklaşık 13 ay bir zaman kaldı. Alman toplumunun en tipik özelliklerinden birisi hemen her şeyi gereğinden daha uzun bir süre planlama geleneğidir. Bu seçim için de adeta geri sayım başladı diyebiliriz. Pek belli etmeseler de partilerin tamamı bir seçim atmosferine girdi sayılır.

Hükümet ortakları seçim yatırımı babından “korona yardımları” dağıtırken sohbet toplantılarında 25 Ekim 2021 sabahı uyanılacak ülkenin neye benzeyeceği, nelerin aynı kalacağı ve nelerin değişmiş olacağı üzerine konuşulmaya da başlandı.

MERKEL EMEKLİ OLUYOR

Seçimleri kim kazanırsa kazansın kesin olan bir şey varsa, o da şansölye Merkel’in emekli olup politikadan çekilecek oluşudur. On üç ay sonra yapılacak seçimlerden sonra bir çok şeyin değişmiş, kıpırdayan bütün taşların yeni yerlerine oturmuş olacağını söylemek için müneccim olmak gerekmeyecektir. Bu nedenle 2021 seçimleri bir ihtimal son yirmi senenin en önemli seçimi olacaktır. Bir örnek olarak bu yılın sonunda yapılacak Amerikan başkanlık seçimleri kadar hayati olmasa bile, Almanya seçimleri de gerek Almanya’nın kendisinin, gerekse de Avrupa’nın önümüzdeki on yıllık süreçte nasıl şekilleneceği konusunu açıklığa kavuşturacağı için büyük öneme sahiptir.

Yanlış anlaşılmasın, Almanya’nın ya da Avrupa’nın seçimlerle şekilleneceğini düşünüyor değilim. Bir Marksist olarak seçilecek bir hükümetin Avrupa’yı ya da Almanya’yı şekillendireceğini düşünmüyorum. Gelip giden hükümetlerin idari kararlarının pek de bir şey değiştirmediğini son on yıl içerisinde Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi örneklerle çok net bir şekilde gördük.

Ülkeleri şekillendiren güç, seçilen ya da düşürülen hükümetler değil, üretim araçlarına hükmeden sınıfın konumlanmasıdır. Seçilecek hükümet de hakim sınıfın bu konumlanmasının gerektirdiği bir üstyapı oluşumu olarak belirlenecektir. Seçimler de işte bu nedenle, bir anlamda hakim sınıfın yönelişini netleştireceği için önemlidir.

Şansölye Merkel’in politikayı bıraktıktan sonra ne yapacağı henüz bilinmiyor. Kendisini yeniden bilime vereceğinden tutalım da, Fridays For Future hareketinin başına geçeceğine kadar bir çok söylenti ortalıkta dolaşıyor. Bu arada belirtelim bir zamanların Doğu Almanya’sında, Stalinist gençlik örgütünün tornasından geçmiş olan Merkel’in sahip olduğu belki de en üstün meziyet kazanacak atı gözünden anlama yeteneğidir. Bu nedenle Angela Merkel’in gelecekte gireceği angajmana bakarak ilerde ağırlık kazanacak akımın ne olacağını kestirmek de mümkün olacaktır. Kendisinin tonton bir emekli olarak neler yapacağının başkaca bir önemi de yoktur.

SORULAR

Daha önemli olan konu Merkel emekli olduktan sonra Hristiyan Demokrat Birliği’nin ne yapacağı sorusudur. Almanya’nın savaş sonrası dönemine damgasını vurmuş olan bu Parti kimi kendisine genel başkan seçecek? Ya da kimi seçmeyecek? Partide hangi kanat güçlenecek? Hangi kanat budanacak? Gelecek seçimde kimi şansölyelik için aday gösterecektir?

Bir başka soru Almanya’nın gelecekteki hükümetinin ne tür bir koalisyon olacağıdır. Ülkenin seçim sistemi kolay kolay tek parti iktidarına elvermemektedir. Bu durumda Hristiyan Demokratlar iktidarda kalmak için hangi partiyle koalisyon kuracaktır? Liberallerle mi? Liberallerden bir farkı kalmamış olan Yeşillerle mi? Yoksa şu andaki koalisyon ortağı Sosyal Demokratlarla mı?

Irkçı AfD ya da bir başka Nazi eğilimli parti meclise girmeyi başarabilecek mı? Ne kadar oy alacak? Örneğin kilit parti olmayı becerebilecek mi? Hristiyan Demokratlar hükümet kurmak için başka hiçbir şans kalmazsa ırkçılarla ittifaka girer mi?

Seçimlerden büyük bir olasılıkla ikinci büyük parti olarak çıkacak olan Yeşiller ne yapacaktır?

Halk arasında “İki kırmızı bir yeşil” diye adlandırılan Yeşiller, Sosyal Demokratlar ve Sol Parti’den oluşacak; deyim yerindeyse çevreci liberal reformist bir koalisyon mümkün olacak mı? Böylesi bir koalisyon ne denli çevreci; ne denli liberal; ne denli sol ve de ne denli reformist olacaktır?

‘SOL’

Hazır reformist soldan konu açılmışken, heyecan verecek bir konudan da söz edelim. Bundan yaklaşık on sene önce Sosyal Demokratların boşaltmış olduğu reformist sol mevkiyi doldurmaya çabalayan die Linke (Sol Parti diye çevirebiliriz) yakın bir tarihte kongreye gidecek ve partiye yeni eşbaşkan seçecek.

Adaylardan en büyük şansa sahip olanı kendisini yakın zamana kadar “Troçkist” diye niteleyen Janine Wissler. Bu “mücadeleci”, bu “yiğit bacımız” yakın zamana kadar Marx21 adlı küçük bir örgüte üyeydi. (Bu örgütün oportünist çizgisine bakarsak, isminin Marx21 yerine Kautsky21 olması daha doğru olabilirdi ama neyse, konumuz bu değil.) Bu yiğit bacımız, “Troçkist geçmişinin” parti içi kariyeri açısından sorun olacağını düşünmüş olmalı ki, aday olduğu gün üyesi olduğu örgütle her türlü ilişkisini kestiğini de açıkladı. Böylelikle bütün sıkıntılar bir anda giderildi.

Bir sürpriz olmazsa, yakın bir gelecekte bu bacımızı Alman solunun en büyük partisinin lideri olarak göreceğiz. Çok büyük bir olasılık olmamakla birlikte, kendisi günün birinde federal hükümetin bir bakanı olarak arz-ı endam edebilir. Ben biraz kötü niyetli bir adam olduğumdan, merak etmeden duramıyorum. O gün geldiğinde bu bacımız lafta da olsa, sürekli devrim uğruna mücadele ediyor olacak mı? Bırakalım sürekli devrimi, Alman emperyalizminin yerleşik sistemi üzerinde herhangi bir reform yapmayı düşünecek mi? Yoksa geçmişteki bir çok benzeri gibi “partimizin dış politikası yoktur, ülkemizin dış politikası vardır” deyip emperyalist anavatanının hizmetinde çalışmaya mı başlayacak, göreceğiz.

Daha aday olduğu gün gerisinde kalan köprüleri havaya uçurduğunu düşünürsek ikinci olasılığın daha yüksek olduğunu düşünebiliriz.

Lafı uzatmayalım. Seçimler için geri sayım başladı. Hemen her parti kendi meşrebine göre dayanacağı sosyal sınıfın çıkarlarını içeren seçim programları oluşturmak için kolları sıvadı. Bu seferki seçim çok fazla bilinmeyeni olan bir matematik denklemine benzeyecek.

DURUM KARIŞIK

RED okurları Almanya seçimlerini Der Spiegel dergisinden bile daha isabetli tahmin ettiğimi anımsar. Bu seferki seçimde tahmin yürütmek geçmişteki kadar kolay olmayacaktır sanırım.

Seçim öncesindeki son on iki aya girerken ilginç gördüğüm partilerdeki durum aşağı yukarı bu. Bir de tabii parlamento dışı politik gruplar, sendikalar, dernekler, kendi programını hayata geçirmek isteyen irili ufaklı gruplar ve bu arada anmadan geçemeyeceğimiz Naziler var.

Bu yazıda daha fazla derine inmek istemiyorum. Amacım önümüzdeki bir yıl boyunca yazacağım yazılarla size Almanya’daki partileri ve sınıfları analiz edip her bir partinin ve temsil ettiği kesimin yakın gelecekteki siyasi şekillenişte yerinin ne olacağını sizin için tahmin etmeye çalışmak.

Yazdığım her yazı bu konuda olmayacak elbette. Ancak önümüzdeki on iki ay süresince sıkça bu konuya eğilip Avrupa’nın bu lokomotif ülkesindeki siyasi şekillenişe dair gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım.

Bir sonraki yazımda parlamentonun en güçlü partisi Hristiyan Demokrat ve Hristiyan Sosyal Birliklerini biraz daha detaylı anlatmak üzere hoşça kalın.

Son Haberler

Büyük sınırdışı

Kafa kesilmesi vakasının ardından Fransa İslamcı göçmenleri sınır dışı etmeye hazırlanıyor. RED haber - Fransa'da bir öğretmenin bir radikal İslamcı tarafından okulunun önünde başının kesilmesinden...

Aile boyu tecavüz doğru mu?

Kocaeli'de önce kendisine gelen bir kadına, ardından da eşine tecavüz ettiği öne sürülen farazi 'Cinci Hoca' haberi yalan çıktı. Ama nedense habere kimse şaşırmadı! RED...

“Erdoğan kazandı…”

Kıbrıslı muhalif gazeteci Şener Levent, KKTC cumhurbaşkanlığı seçimini değerlendirerek, Türkiye'den Ada'ya yerleştirilenlerin sonucu belirlediğini savundu ve ekledi: "Onur değil, para kazandı." RED haber - Kıbrıs'ta...

Şili yine ayakta

Geçen yıl başlayan ayaklanmanın yıldönümünde Şilili emekçiler yine Haysiyet Meydanı'nı fethetti. RED haber - Şili'nin sağcı Devlet Başkanı Sebastian Pinera'ya ve onun baskıcı rejimine karşı...

“Kendimi yakacağım!..”

Fettah Tamince'ye ait Antalya Rixos Otel'de staj yaparken şüpheli şekilde ölen 16 yaşındaki Burak Oğraş'ın babası Murat Oğraş, Meclis önünde kendini yakacağını ilan etti. RED...