Gazete REDAlgı yönetimi…

Algı yönetimi…

Olağanüstü güçlere sahip halk kahramanı Süpermen rolünde her şeyi yapabilen Reeve, insan olarak benzer bir başarı sergileyemedi… Nasıl öldüğünü biliyor musunuz?

  • T. AKMAN

“İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar” sözünü Steve Jobs, Pablo Picasso’ya ithaf etmişse de söylemin çıkış noktası T. S. Eliot’tur.

Bu coğrafyada yıllardır petrol nedeniyle yaşamak zorunda bırakıldığımız hayatlarda her zaman CIA el kitapçığından kopyalanmış senaryoları izledik, yaşadık ve izlemeye, yaşamaya devam ediyoruz. Ancak Trump ile ‘demokrasi’den uzaklaşma çabasına giren ABD tarihinde ilk kez bir başkanlık seçimine girerken bir başka ülkenin el kitabından çalıntılar yapmaya başladı.

Tek adam yönetimlerinin aşığı Trump’a ısrarla yöneltilen ve yanıt alınamayan sorulardan biri seçimi kaybederse başkanlığı barışçıl yöntemlerle devredip devretmeyeceği sorusu. Bu sorudan ısrarla kaçan Trump’ın gerçekte çok büyük bir sanatçı olduğunu ve muhteşem bir algı yönetimi yaptığı son dönemde tüm açıklığı ile ortaya çıkıyor.

Örneğin hepimizin milyarder sandığı Trump, gerçekte borç içinde yüzen, asla geri ödeyemeyeceği kredilerle kendine muhteşem bir hayat kuran, sadece gösteriş, rüşvet, üçkağıt ve algı yönetimi ile kendini ABD başkanlığına kadar taşıyan çulsuz bir arkadaş.

Muhtemel de vergi borcundan ve yolsuzluklardan dolayı başkanlık sonrasında sıkıntı yaşayacak.

Peki, biz bu adamı neden dünyanın en zengin adamlarından biri sanıyoruz? Bu etiketin üzerine yapışmasında milyarder yatırımcı rolü oynadığı televizyon programının çok büyük etkisi var ve geriye doğru bakıldığında basamakları çıkarken attığı her adımın çok dikkatlice planlandığı anlaşılabiliyor.

Bu büyük sanatçı tam seçime bir ay kala, ancak ‘muz cumhuriyetleri’nde olacak bir manevra ile CoVID-19’a yakalanıverdi, ki bu adı lazım değil bir başka ülkede erken seçim kararı alınabilse, benzer tarihlerde benzer bir sanatçı tarafından bizzat uygulanacak olan, yazılmış bir senaryoydu.

Trump bu çalıntı senaryoyu çok akıllı bir şekilde uyguladı ve kazanmasına imkansız gözü ile bakılan seçimlerde, son çare olarak arabesk mağdur rolü üzerinden vicdan oylarının avına çıktı. “Hasta” olur olmaz, bir yandan tüm haber kanallarını 5 gün boyunca tümüyle bloke etti ve etmeye devam ediyor, bir yandan da rakibinin bel altı vuruşları ve yüz yüze gerçekleşecek tartışmalardan kurtuluverdi.

Peki olayın gerçeği nedir?

Trump’ın CoVID-19’a yakalanmadığına yemin edebilirim ama ispatlayamam. Ancak Amerika’da başkan ne kadar ciddiyetsiz olsa da işgal ettiği başkanlık makamı ciddi yerdir ve her süreci ince detaylarına kadar ayrıntılanmış ve denenmiş protokollerle doludur.

Güçler ayrılığı ve B planları ile büyümüş bir ülkede, böyle bir makamda gizli kapaklı işler yapmak çok büyük ustalık ister. “Ben evde tedavi olacağım, kendi doktorum bakacak” filan işleri makam tehlikeye girdiğinde sona erer.

Bu nedenle de Trump “virüse yakalandım” dediği andan itibaren gizli servis ve ölümü durumunda uygulanacak süreklilik protokolleri devreye girdi. Trump hemen tüm başkanların tedavi görmek zorunda olduğu askeri hastaneye kaldırıldı ve oradaki doktorlar mevcutta bilinen en iyi tedavi ile makam sahibini iyileştirerek üç günde görevine geri gönderdiler.

Uygulanan tedavi protokolü de şeffaf olmak zorunda olduğundan, Trump’ın tedavisi tüm Amerikan halkına detayları ile açıklandı.

Bilin bakalım bu tedavide hangi ilaçlar yoktu?

Trump gerizekalısı ile bizim “ne biliim kurulu” dışında dünyada kimsenin önermediği, DSÖ tarafından CoVID-19’a karşı kullanılması neredeyse yasaklanmış olan kinin türevi “hidroksiklorokin” ile antibiyotik olan “azitromisin” tabii ki.

Trump ve turkuaz renkli tablonun komple yalan olduğunun bizzat sağlık bakanı tarafından itiraf edilmesi sonrası bilim kurulumuz dün apar topar yeni protokolü güncelleyip yayınladı; bir ümittir dedim inceledim, incelemez olaydım.

İçinde çok yumuşak ifadelerle “azitromisin-hidroksiklorokin kombinasyonu kalbi mahvediyor, onun için azitromisini kaldırıp denemeye karar verdik” yazıyor resmen!

Bu arada antibiyotikten vazgeçip, kininden vazgeçmiyorlar ama gerekçede ön cümle aynen şu şekilde

“Ancak bu süreçte, hidroksiklorokinin tek başına veya azitromisinle kombinasyonunda gözlenen istenmeyen etkiler konusunda bazı uyarılar ve çalışmalar yayımlanmıştır.”

Sorunun kinin olduğunu onlar da biliyor ama halen sebebi bilinmeyen, eğer üç kuruşluk ilacı alacak paramız kalmadıysa, bu durumda kim bilir neye hizmet eden kinin kullanma inadından dolayı, başından beri ısrarla savundukları antibiyotiği çiziyorlar.

Hani ikincil enfeksiyonlara ne oldu? Aylardır herkese en kuvvetlisinden antibiyotiği dayıyordunuz? Hani üçlü tedavimiz, mirakurumuz, mucizemiz dünyada kıskanılıyordu? Bu konuda bilimsel raporlar sunacaktınız?

Önümüz kış, tam antibiyotik gerekecek mevsim ve antibiyotiği kesip deneyelim.

Trump üç Singapurlu CoVID-19 geçirmiş hastadan sentezlenmiş plazma ve birkaç farklı ilaç ile tedavi edildi; ancak kendisi zırvalayıp sabahtan akşama içiyorum dediği hidroksiklorokinin veya azitromisinle tedavi edilmedi. Bir de çıktı “ulusal güvenlik nedeni ile koronanın önemi hakkında size yalan söyledik” dedi.

Bunların hepsi bana anormal derecede tanıdık geliyor.

O zaman soralım: Bizde böyle bir durum olsa, örneğin her akşam yeşil tablolardaki yalan sayı servisleriyle 11 Mart’tan beri istisnasız her gün yeni bir müjde vere vere ülkeyi resmi rakamlara göre 332 bin 382, gerçekte 2,5-3 milyon vaka, resmi rakamlara göre 8 bin 722, gerçekte 40-50 bin vefata getiren büyüklerimize de şu anda halkımıza uygun görülen tedavi mi uygulanacak, yoksa bambaşka bir protokol mü?

Tabii bunlar “ticari sır” ve “devlet sırrı” olacağı için asla bilemeyeceğiz gerçekleri, ama bambaşka bir tedavi uygulanacağına da hidroksiklorokinin kullanılmayacağına da yemin edebilirim.

Lütfen müjdeleri filan unutun, palavralara algınızı kapatın. Eğer kazara sizler ya da bir yakınınız virüse yakalanırsa, lütfen verecekleri ilaçlardan sadece Favipiravir ya da antiviral olarak ne verdilerse kullanmak isterseniz kullanın, ancak “kapıdan içeri attıkları” hidroksiklorokinin ve antibiyotikten uzak durun.

Sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam üzerine çinko ve D vitamini katkıları ile bir ağrı kesici alarak güzelce dinlenmek bilinen en iyi tedavi yöntemidir.

1976 yılında çekilen, ancak gösterime ancak 1978’de giren Superman (Süpermen) filmlerinde Marlon Brando ve Gene Hackman gibi ağır toplar olsa da çoğu insanın aklında “esas oğlan” Clark Kent’i oynayan Christopher Reeve kalmıştır. Olağanüstü güçlere sahip halk kahramanı Süpermen rolünde her şeyi yapabilen Reeve, insan olarak benzer bir başarı sergileyemedi ve 1995’te bir binicilik yarışması sırasında attan düşerek felç kaldı. Hayatının geri kalanında tekerlekli sandalyeye ve nefes alabilmek için tıpkı bugünkü ağır CoVID-19 hastaları gibi taşınabilir bir ventilatöre bağlı kaldı. Tam 16 yıl önce bugün, tedavisi için kullanılan antibiyotiğin yol açtığı bir yan etki yüzünden 52 yaşında vefat etti.

“Zamanlama çok önemlidir: İnsanlar sadece dinlemeye hazır oldukları zaman sözleriniz onlara ulaşabilir.” Christopher D’Olier Reeve (25 Eylül 1952 – 10 Ekim 2004)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,152BeğenenlerBeğen
17,017TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol