Alemin kralı!

“Korona” demeyi ve maske takmayı yasaklayan Türkmenistan ve sokakta gördüğü vatandaşını polise dövdüren Hindistan’dan sonra şimdilik üç numarayız ama örnek Uşak valimize kırbaç da aldırdıktan sonra onu da hallederiz, azimliyiz!

  • SEDA ZOBAROĞLU

Tüm dünya koronavirüs salgınıyla cebelleşirken, hamdolsun bu kötü günlerde karabahtımızın, kör talihimizin bize bir oyunu olarak bir de Tımarhane Cumhuriyeti‘mizin yaşattığı acayipliklerle de uğraşarak şu cihanda farkımızı ortaya koymayı başardık.

“Korona” demeyi ve maske takmayı yasaklayan Türkmenistan ve sokakta gördüğü vatandaşını polise dövdüren Hindistan’dan sonra şimdilik üç numarayız ama örnek Uşak valimize kırbaç da aldırdıktan sonra onu da hallederiz, azimliyiz! Zira salgına kadar “şirket” mantığıyla idare edilen memleketimizin gerçekte apartman toplantısı tadındaki nüktedan sohbetlerle idare edildiğine, “zorunlu gönüllülük” usulüyle apartman aidatlarımızı ödememiz gerektiğinin bilincine eriştik bin şükür.

Bırakın büyük salgına hazır olmayı, krizi fırsata çevirerek şimdiden 2023 seçimleri için “gönüllerimize girmeye” hazırlanan koskoca bir devletten söz ediyoruz, boru değil! Devletimiz o kadar büyük ki; salgının en yaygın olduğu ve olacağı öngörülen üç büyük şehrimizin belediye başkanlıkları başta olmak üzere tüm CEHAPE’li büyükşehir ve il belediyelerimizin topladığı yardımlara bile yasak getiriyor, el koyuyor. Şu kudrete bir bakar mısınız!!

O kadar güçlü ki; halkın İBB’ye yolladığı 900 milyon lira bağışı bankasının kasasına koyuyor, sürekli olarak “sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diye çırpınırken esas maksadı terörist gruplarla işbirliği yapıp İstanbul’u salgın günü işgal etmeyi planlayan “yılanın başı İmamoğlu”nun maksadını boşa çıkarmaya çalışarak kahramanca bir mücadele veriyor aynı zamanda.

KIZILAYSIZ OLMAZ!

İşçiler, emekçiler, burun buruna işyerlerinde çalıştırılmaya devam ediyor ama olsun, o kadar kusur kadı salgınında da olur. Nasıl olsa Rifat Beygillerin neşesi yerinde, ünlülerimiz malikanelerinde “korona’da aşk” romantizmi yaşıyor. Vakit bulan, ”devletimizin acil durum kiti” olarak her krizde karşımıza çıkardığı sevilen ünlü yalakalarımız yaptığımız bağışları dinci vakıflarımıza aktaran Kızılay için bize “sensiz olmaz” diyen kamu spotları çekip hepimizi duygulandırıyor. Bu sinerjiden, bu birlik beraberlik ve dayanışma ruhundan etkilenmemek gerçekten mümkün değil!

Devletimizin büyüklüğü o kadar tarif edilmez ki; sağlık emekçisine maske ve koruyucu tıbbi ekipman yetiştiremiyor ama sebebi var: Bilim Kurulu üyesi halkı kin ve düşmanlığa sevk eden zihniyetin bu iddialarının “kısmen” doğru olduğunu, bunun nedeninin ise Çin’de başlayan salgının kontrol altına alınması nedeniyle ülkemize geleceğini öngöremeyerek mevcut tıbbi ekipmanımızı Çin’e gönderdiğimizi, sürekli bir tüketim malzemesi olması nedeniyle üretimde sıkıntı yaşayarak sağlıkçımıza ulaştırmada yetersiz kaldığımızı aktarıyor.

Ama bize söker mi; 65 yaş üstü vatandaşın maske ve kolonyasını bile göndermemişiz zaten. Daha birkaç gün önce üzerine bir tek “Alemin Kralıyız” yazmadığımız eksik kalan yardım malzemesi kolilerini kendimizden önce İspanya ve İtalya’ya yollamışız ya; bundan öte vicdan mı olur, insanlık mı olur?!

DEVLETİN ŞEFKATLİ KOLLARI

Bu arada “evde kal demek kolay, borçlar ne olacak” diye isyan eden vatandaşa devletimizin şefkatli kollarını nasıl açtığını kendimden birkaç örnek vererek aktarmak istiyorum.

Malum; telefon, internet, elektrik, su ve doğalgaz gibi borçlarımızı ödemek zorundayız. “Yılanın başı İmamoğlu” ve diğer başkan arkadaşları hiçbir aboneye kesinti uygulanmayacağını söylüyor ama faturalarımızı internetten ödeyebileceğimizi müjdeleme yücegönüllüğü gösteren telekomünikasyon şirketleri bize “borcunu ödemezsen telefonun kesilecek, 20 küsür lira da ceza ödeyeceksin” diye mesajlar atıyor.

Sorun şu ki; yaşadığım yerde bulunan tek banka şubesi ve postane kapalı. Yani eğer bankada param yoksa veya internet kullanmayan bir bireysem ödemelerimi yapamıyorum.

VİRÜS KREDİSİ

İşte devletimizin gücü de burada devreye giriyor. Zira bir kamu bankamız bana 10 bin liraya kadar kredi alarak borçlanabileceğimi, taksitleri 6 ay sonra başlamak üzere ödeyebileceğimi muştuluyor. Yani krediyi çekip kendime yardım etmek için şu meşhur IBAN’a para yollayacağım, ölmez sağ kalırsam salgın da hayırlısıyla biterse 36 ay boyunca “virüs kredisi” ödeyeceğim. Halihazırda ödemeye çalıştığım kredi taksidimin neden bir ay bile ertelenmediğini bilemiyorum orası da ayrı ama bundan daha güzel olanı henüz ne demek istediğini hiç anlamadığım “yeni kredi kartı kolaylığı”.

Bu kolaylığımıza göre “yasaklı sektörler hariç peşin harcamalarıma ücretsiz 3 taksit imkanı veriliyormuş”. Evet kolaylık aynen bu; peşin ödüyorum ama ücretsiz 3 taksit ödeme imkanım var. Hani halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek gibi olmasın ama kafamın almadığı şu; peşin alıyorsam zaten param vardır. Alamıyorsam kartıma 12 ay taksit bile yaptırabilirken bankanın 3 aylık taksit imkanını ben ne yapayım? Hem “ücretsiz taksit” ne demek, vallahi aklım almadı!

KİN VE DÜŞMANLIĞA HEMEN TAHRİK OLAN HALK

Bu arada halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek demişken… devletimizin bir yandan da “zırnıkyok” gibi sosyal medya kampanyaları düzenleyerek bizi kindarlığa sevk eden dergimizin “gözaltına alınmaktan sorumlu ve sorunlu yazarı” Hakan Gülseven türü içimizdeki “kötüler”i kontrol etmek gibi ulvi görevleri var biliyorsunuz. Bu konuda da cezaevlerinin kapıları ite kopuğa açılırken gerçeğin peşindeki gazeteci ve kronik sağlık sorunu olan siyasi tutukluları içeride süründürmek de yüce devletimizin vicdani sorumluluklarını yerine getirmede ne kadar mahir olduğunun bir göstergesi.

“Gözaltı ve tutukluluğa kolaylık kampanyalarımızda” kendisinden hiç haz etmesem de “IBAN’ın şartları” adlı yaygın sosyal medya paylaşımı nedeniyle bırakın gözaltına alınmayı, tutuklanmayı beceren Hakan Aygün’ü de anmak istiyorum. Kendisi de geçelim kaçma şüphesini, ev hapsinde olduğumuz bu günlerde tutuklanarak kodese yollanması nedeniyle Türkiye demokrasi tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başardı.

Ben salgın günlerinde “evden gözaltına alma kolaylığı” sağlamaya devam eden yüce devletimizi bu konuda da bir kez daha tebrik ediyorum. Kendileri olur ya beni de ziyaret etmek isterlerse evde annemle beklediğimi belirtmek istiyorum. Her şeyi devletten beklememek için tabii.

REPUBLIC OF ALEMİN KRALI

Ama geleceği belirsiz, endişe içindeki bir halkın evladı olarak Diyanetimizin huzuruma huzur, moralime moral katan vefat selâlarını dinlemeye hazırlanmadan son ricam şu:

Eğer bize destek vermek yerine başka ülkelere koli falan göndermeyi düşünürlerse bu sefer üzerine “Republic of Alemin Kralı” yazmayı unutmasınlar. Anlamazlar çünkü onlar; gözlerinin içine daha bir sokmak, kafalarına kazımak zorundayız ki; “Alemin kralıdır” kendisi!

“Devlet içinde devlet olmaz” deyip halkı yoksulluğa mahkum ederken, kendi belediyelerini ve dinci tarikatları devlet ilan etmeye gücü yeten bir kral: Alemlerin kralı. Boru değil!

Önceki İçerikBu kin neye?!
Sonraki İçerikO ilaç ‘o ilaç’ değil…

Son Haberler

Maradona: Devrimci mi, serseri mi?

Sezar’ın hakkını Sezar’a verdiğimiz gibi, Maradona’nın hakkını Maradona’ya vermek ve bu koşullarda, “serseri olduğu gibi devrimciydi de” demek lazım. YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Futbol dünyasından bir...

‘Medeniyet’in rezilliği!

Danimarka milyonlarca vizonu, koronavirüs mutasyonu endişesi ile katletti. Hayvanların cesetleri, gömüldükleri toplu mezardan fırladı!.. RED haber - Danimarka bir vahşet skandalıyla sarsılıyor. Milyonlarca vizon öldürüldü,...

Sıra dünyayı kandırmaya geldi

Türkiye Medrano Sirki'ne döndü. Vaka sayıları bir anda on binlere yükseltildi. Dün dünyayı "vaka yok" diye kandırmaya çalışan AKP iktidarı şimdi "vaka çok" demeye...

Yavru Arınç ‘reisçi’ çıktı

Bülent Arınç’ın AKP İstanbul Milletvekili olan oğlu Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasıyla sonuçlanan kriz sonrası açıklama yaparak, "Benim kabem Tayyip'tir" demeye getirdi... RED haber -...

Jöleli ters köşe!

Eski milli kaleci ve Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, iktidar tarafından şımartılan Jöleli Yiğit Bulut'a haddini bildirdi. RED haber - Türkiye A Milli Futbol...