Gazete REDAKP nasıl devrilecek?

AKP nasıl devrilecek?

Bursa'da binlerce işçi hem sloganlarımızı haykırdı hem dans etti!

Herkes anket sonuçlarına bakarak heyecanla AKP’nin sonunun yaklaştığını konuşuyor. Bu konuda tam bir iyimserlik hakim. Kimileri kutlama havasına girdi bile, sosyal medyada sanal zaferlerinin keyfini çıkarıyor…

Doğrudur, AKP’nin oyu giderek düşüyor. Vatandaş geçinemiyor. Faturalarını ödeyemeyen ve elektrik, su ya da doğalgaz sayaçları sökülüp götürülen aileler var. Doğal olarak bunun da iktidara ve tabii küçük ortağına bir faturası oluyor.

‘METAL FIRTINA’ YAKLAŞIRKEN…

İşçi sınıfının tepkisini ise dün DİSK Birleşik Metal İş’in çağrısıyla Gebze’de ve Türk-Metal’in çağrısıyla Bursa’da gerçekleşen mitinglerde gördük. Büyük kalabalıklar, on binlerce işçi, en önemlisi de coşku ve kararlılık vardı meydanlarda. MESS’in metal işçisini pasifize etme çabası, Türk-Metal’in başındaki sendika bürokratlarının hain karakteri, iktidarın baskıcı tutumu bu coşku ve kararlılığı engelleyemedi. Türk-Metal yönetimi taban tarafından zorlana zorlana Bursa’da meydana çıkmak zorunda kaldı.

Şimdi hem MESS, hem Türk-Metal’in hain bürokratları iktidarın grev yasağı getirmesi için dua ediyor. Kuşkusuz grev yasağı yoldadır. ‘Milli güvenlik’ gerekçesiyle!

Ne var ki, iktidarın bu emek düşmanı karakteri, bizzat kendi altını oyacaktır. Ekonomik iflas ve işçi sınıfının yükselen tepkisi AKP’nin iktidardan düşmesinin ana dinamikleri olacaktır.

HALKIN ÖNÜNDEKİ SORUN

Burada büyük bir ikilem var: İşçi sınıfı, emekçiler, hem sendikal hem siyasi olarak korkunç bir örgütsüzlüğün bütün sonuçlarını yaşıyor. Sendikalarda örgütlü olan az sayıdaki işçi de sürekli sendika bürokratlarının ihanetine uğruyor.

İşçi sınıfının güçlü bir siyasi partisinin olmaması ise tüm yoksul halkın sorunu anlamına geliyor. Bunu biraz açmakta yarar var…

Kriz anlarında kitlesel öfke bir biçimde açığa çıkar, iktidarlar devrilebilir ama işçi sınıfının ve elbette halkın büyük çoğunluğunun yararına kalıcı kazanımlar elde etmek ancak örgütlü bir müdahale ile mümkün olabilir. Bu, işçi sınıfının sözünü söyleyebileceği, kendini toplumsal olarak temsil edebileceği bir siyasal liderlik geliştirmesi demektir.

Bugün Türkiye’de esas kriz, işçi sınıfının siyasal liderliğinin bulunmamasıdır.

AKP’nin iktidardan uzaklaşması halinde, yerini yine emperyalizmle uzlaşı arayan, büyük sermayenin yanında saf tutacak bir başka burjuva partisi alacaktır.

UZLAŞMA MI HESAPLAŞMA MI?

‘Ana muhalefet’ CHP‘nin son süreçte metal işçisinin yanında yer aldığını gösterir tek ciddi açıklama yapmaması hiç kuşkusuz büyük sermayenin güvenini yitirmeme çabasından kaynaklanıyor. CHP işçi sınıfına, emekçilere, yoksullara güzel masallar anlatsa bile, krizin etkisiyle iktidara geldiği ya da iktidar ortağı olduğu takdirde ‘acı reçete’ uygulamanın binbir bahanesini üreteceğine şüphe yok.

Öte yandan, AKP’nin iktidardan düşmesi büyük bir hesaplaşmayla tamamlanmayacaksa, yani halkın kaynaklarının dağıtıldığı türedi-yandaş sermayenin, tarikatların, siyasetçilerin halktan gasp ettiklerine el konulmayacaksa iktidar değişikliğinin de fazlaca bir anlamı olmayacaktır.

Türkiye’ye uzlaşma değil, büyük bir hesaplaşma lazımdır.

SOL ALTERNATİF YARATABİLİR Mİ?

Türkiye’de sosyalist parti ya da örgütler gerçek bir iktidar alternatifi yaratmaktan çok uzak, bunu kabul etmek gerekiyor. Hatta -olduğu kadarıyla- sosyalist solun emekçi karakterli toplumsal bir zemine oturduğunu bile söyleyemeyiz. Kimi partilerin yönetiminde tek işçi bile bulunmadığını biliyoruz.

Toplumsal karşılığınız yoksa yaptırım gücünüz de, inandırıcılığınız da olmaz.

Türkiye siyasetinde ‘matematiksel olarak ihmal edilebilir’ boyuta gerilemiş olan sosyalist sol önümüzdeki dönemde, o da anlayabildiği kadarıyla, emekçi mücadelelerine bakıp bazı klişeleri tekrar etmenin ötesine geçemeyecek. Analizler havada uçuşacak, vs. Bunların yaşanacaklara en ufak etkisi olmayacak. Toz duman yatışınca da ‘solcular’ geleneksel yaşam alanlarındaki kültürel varoluşlarına geri dönecek…

Bu fasit daireden çıkmak gerekiyor.

Sosyalistlerin artık tek düşüncesi nasıl emekçi karakter kazanılabileceği, işçi sınıfının en azından bir bölümünü temsil yeteneğine nasıl ulaşılabileceği olmalı. Bunun hazır formülleri bulunmadığı, uzun ve zahmetli bir yol yürünmesi gerektiği çok açık. Fakat niyet etmek de bir başlangıçtır.

Aksi takdirde bugünden geleceğe fazla bir şey bırakamayacağımız gibi, işçi sınıfının ve yoksul halkın bir alternatif inşa etmesine katkımız olmayacak, ülke bir burjuva iktidarından diğerine sürüklenerek toplumsal ve ekolojik çürümesini tamamlayacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

23,989BeğenenlerBeğen
16,915TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol