Ada, Troçki, dün, bugün…

Troçki’yi hatırladığımızda, İstanbul’daki sürgün yılları, burada yazdığı kitaplar ve Büyükada Nizam Mahallesi sahilinde bulunan Sivastopol Köşkü’nü de hatırlıyoruz ister istemez. Troçki, İstanbul’daki sürgün yıllarında Büyükada’da Sivastopol Köşkü’nü kiraladı ve karısı Natalya ile 4,5 yıl burada yaşadı. Günümüzde yarı yıkık haldeki Sivastopol Köşkü (Troçki’nin evi) Büyükada Çankaya Caddesi’nden kuzey sahiline uzanan Hamlacı Sokağı’nda yer alıyor. Köşkün yıkılmamış hali iki katlı, kâgir duvarlı ve ahşap döşemeliydi. Neogotik mimarisi ile hayranlık uyandıran, bir zamanlar Andrikopulo-Triandafilidis sayfiyesi olarak bilinen köşkün, setler halinde deniz kıyısına kadar inen geniş bir bahçesi, bahçenin alt tarafında ise küçük bir rıhtımı var…

İşte bu rıhtımda iki balıkçı teknesi her daim bağlı dururmuş. Troçki sabah güneş doğmadan ‘sert adımlarla’ sahile iner, bu rıhtımdan arkadaşı usta balıkçı Haralambos (Davulas) ile balığa çıkarmış. Bir koruma ve bir polis öbür kayıkla onları izlermiş. Troçki, 15 Temmuz 1933 tarihinde Türkiye’den ayrılmadan önce yazdığı makalesinde Büyükada için “Büyükada bir dinginlik ve unutkanlık adası” diyor. Burada geçirdiği vaktin hatırı sayılır kısmında balık tuttuğunu ve ıstakoz avladığını anlıyoruz.

O zamanlar denizden balık ve ıstakoz fışkırıyormuş!.. Akillas Millas’ın Büyükada kitabının kapağında iki ıstakozun arasından görünen ada manzarası şeklinde bir kartpostal var, hemen onu hatırlıyorum. Efsane kartpostal çok şey anlatıyor.

Troçki’nin balıkları, ıstakozları, efsane balıkçıları artık yok. Eskiden kumsal olan, şimdi adı ‘kumsal’, kendi beton olan bölgede balıkçı tekneleri bağlı duruyor, hiç balığa çıkmıyorlar, orada bir çay bahçesi var, bu teknelere bakıp eski günleri hayal ediyoruz.

“Büyükada elde kalemle çalışmak için çok güzel bir yer” diyor Troçki. 1929-33 yılları arasında adalar ıssızmış, özellikle kışları. Otomobil yok, telefon yok, tiyatro, sinema yok, uygarlıkla tek bağlantıları postaymış. Troçki yazarak, okuyarak, balık tutarak, bazen diğer adalara tavşan avlamaya giderek sakin bir sürgün hayatı yaşamış.

Şimdiye kıyasla ‘ıssız’ diyebiliriz rahatlıkla ama 1930 yıllarında Büyükada yazlık mekan olarak çok popüler bir yermiş. Mustafa Kemal Atatürk adaları ziyaret edermiş. İsmet İnönü Heybeli Ada’da tütün tüccarı Mavromati’nin evine yazlığa gelirmiş. Yahya Kemal Beyatlı’nın ‘Aşk ve Şehvet alanları‘ olarak tasvir ettiği adalarda birçok şair ve edebiyatçı kalırmış. Ankara ve İstanbul sosyetesinden diplomat ve politikacı Türk aileler de yazlarını Büyükada’da geçirirlermiş.

Troçki’nin evinin önünden geçerken köşkün eski halini ve onu anmamak elde değil, onu sahilden balığa çıkarken, parklarda kitaplarını yazarken hayal ediyorum. “Eşeklerin anırması insanın sinirlerini yatıştırıyor” diyor. Şimdi eşeklerin anırması duyulmuyor, eşekler, Lunapark mevkiinde müşteri bekliyor. Parklar, sokaklar kalabalık, çiçek kokularıyla çöp kokuları birbirine karışıyor, devletin onlarca arabası, kamyonlar gelip geçiyor sokaklardan, akülü arabalar, motorlar insanlara çarparak ilerliyor, atlar telaşla turistleri taşıyor. Onun bahsettiği dinginlik, sakinlik artık kışın bile yok.

Adalar yaz-kış hayat dolu, büyükler işe, çocuklar okula gidiyor. Ben çocukken adaya geldiğimizde Rumca ve Ermenice duyardık, bu diller Ada sokaklarında duyulmuyor artık.

Troçki, “Istakozlar bol olsa da ekonomik kriz yüzünden satılmıyor,” diyor. Ekonomik kriz dün de varmış, bugün de var. Ada hâlâ yeşil ve çiçekli. Ada hâlâ popüler. Hala aşk adasıyız, gençleri el ele yürürken, çiçeklerin altında gizlice öpüşken görmek beni çok mutlu ediyor. Güzel köşklerden, binalardan bazıları iyi durumda, bazıları yok olmak üzere. Bize geçmiş günleri, bizden önceki ada halkını hatırlatan Troçki’nin evinin ve bazı tarihi yapıların yok olmak üzere olması hepimizi üzüyor, bu köşkün müzeye dönüştürülmesi için büyük bir istek var ama bir gelişme olmuyor. Deniz kenarında, bahçeli çok değerli bir arazisi olan köşkün orijinalini tekrar inşa etmek, içini müze haline getirmek çok pahalı olmalı, içinden çıkamadığımız ekonomik krizin gölgesinde bu masrafı yapmaya gönüllü bir kişi, kurum, kuruluş olur mu?.. Belirsiz…

Kaynak:
Akillas Millas Büyükada Prinkipo, Ada-i Kebir adlı kitap. (Adalı yayınları)
Leon Troçki, “Haralambos (Büyükada’dan Ayrılırken), AltÜst Dergisi 30 (Haziran 2019). Makale

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here