Gazete REDAçık bir soru: IŞİD’li teröristler ‘takas’ edildi mi?

Açık bir soru: IŞİD’li teröristler ‘takas’ edildi mi?

693 ve 694 sayılı KHK geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Yeni KHK’yla MİT, AKP Genel Başkanı’na bağlandı. Son KHK’da özellikle istihbarat alanındaki değişiklikler dikkat çekici. Dikkat çeken bir başka husus ise yabancı ülkelerle mahkum takası. 694 sayılı KHK’ya göre;

“Türk vatandaşları hariç olmak üzere, ‘Irkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı nedeniyle cezalandırılmayacağı, onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulmayacağı ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalmayacağına ilişkin güvenceler bulunması’ kaydıyla, hükümlü milli güvenliğin veya ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Dışişleri Bakanı’nın talebi üzerine Adalet Bakanı’nın teklifi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile başka bir ülkeye iade edilebilecek. Başka bir ülkede tutuklu ya da hükümlü bulunanlar ile takas edilebilecek.”

Sonunda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, söz konusu KHK’nın ‘takas ve iade’ ile ilgili maddesinin, Türk rehineleri kurtarmak amacıyla mı, yoksa IŞİD teröristlerini kurtarmak amacıyla mı çıkarıldığı tartışılması gereken bir konudur.

Neden mi?

Tarih, 17 Nisan 2014… TBMM’de büyük tartışmaların ardından Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda yapılan bir değişiklik ile hükümete ‘iade ve takas’ konusunda yetki tanındı. 6532 sayılı kanunun 26.maddesinin son fıkrası ile bu konuda şu düzenleme getirildi:

“Türk vatandaşları hariç olmak üzere, tutuklu veya hükümlü bulunanlar, millî güvenliğin veya ülke menfaatlerinin gerektirdiği hâllerde Dışişleri Bakanı’nın talebi üzerine, Adalet Bakanı’nın teklifi ve Başbakan’ın onayı ile başka bir ülkeye iade edilebilir veya başka bir ülkede tutuklu ve hükümlü bulunanlar ile takas edilebilir.”

CHP, düzenlemeyi devletin AKP-MİT devletine dönüşeceği ve MİT’in denetlenemeyeceğini belirterek AYM’ye götürdü. AYM yapılan itirazı reddetti.

Görüldüğü gibi 2014 yılında çıkarılan 6532 sayılı yasa ile bugün çıkarılan 694 sayılı KHK aynı. Buna göre şu sonucu çıkarabiliriz: Bu yasa, ısıtılıp yeniden gündeme getirildiğine göre böyle bir uygulamaya ihtiyaç duyulduğu anlaşılıyor.

Hal böyle olunca insanın aklına bazı sorular takılıyor.

1- Hükümlü takası konusundaki ısrarın sebebi nedir?

2- Şimdiye kadar bu yolla hükümlü takası yapılmış mıdır? Yapılmışsa hangi ülkelerle yapılmıştır? Ortada yasadışı bir durum yoksa takas neden kamuoyundan gizlenmiştir?

3- Yeni KHK’da, “terör, darbe ve tecavüz” hükümlülerinin bu yasadan faydalanamayacağı belirtilmiştir. İşin “terör” kısmı IŞİD teröristlerini kapsıyor mu?

4- Hükümlü takası uygulamasının hukuki boyutu nedir? Başka ülkelerde de böyle bir yasa mevcut mudur?

5- Bu yasayı çıkarmanın ülkemize ne gibi bir faydasının olacağı düşünülmektedir?

Tekrar geriye gidelim.

IŞİD, 20 Mart 2014’te Türkiye’de ilk saldırısını Niğde’de gerçekleştirdi. Saldırıda bir polis, bir astsubay ve bir sivil 3 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Yukarıda sözünü ettiğimiz 6532 sayılı MİT Kanunu, bu saldırıdan 1 ay sonra, yani 17 Nisan 2014’te değiştirilip, hükümete “iade ve takas” konusunda yetki verildi.

Ardından, 11 Haziran 2014’te Musul’da 49 konsolosluk personeli ve aileleri, IŞİD tarafından rehin alındı.

Niğde saldırısı davasının sudan gerekçelerle üst üste defalarca ertelenmesi, teröristler Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ve Muhammed Zakiri’nin kaçırılan 49 Türk vatandaşıyla takas edildiği yönündeki şüpheleri güçlendirmeye başladı.

Serbest bırakılan Türk rehineler, 20 Eylül 2014’te Türkiye’ye giriş yaptı.

Dönemin Başbakanı Erdoğan, takas iddialarıyla ilgili 22 Eylül 2014’te “Takas oldu veya olmadı. Neticede 49 vatandaşımız geldi” diyerek, takas konusunda net ifadeler kullanmaktan kaçındı.

Niğde saldırısı sanıkları, yargılama boyu 4 hakimin değiştiği davanın 17 Mart 2016’da yapılan karar duruşmasında son olarak SEGBİS sisteminden “net olmayan” şekilde görüldü. Yargılama sonunda 3 sanık hakkında, 10 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Öte yandan, Ebu Suheyb kod adlı IŞİD teröristi El Muhammed El Kurdi, Türkiye’nin IŞİD’le sık sık esir takası yaptığını açıkladı. BirGün‘den Zeynep Yüncüler’e konuşan El Kurdi şu açıklamayı yaptı:

“Bir yıl üç ay önce bir esir olayı oldu. Bir Türk astsubayı ile bir er. O esnada Türkiye’de üst düzey 12 IŞİD komutanı o Türk askerleri ile takas edildi. Böyle bir pazarlık yapılmıştı. Bu da medyaya kesinlikle söylenmedi. Türkiye saklıyor. Öncelik takastır. Kabul edilmezse, pazarlık için süre verilir, o süre ve isteklere uyulmazsa öldürülürler.”

Bu açıklama takas olayının doğrulanmasıdır. El Kurdi’nin anlatımlarına göre birçok üst düzey IŞİD teröristi takas yoluyla salıverilmiş!

Yasaya göre “devletle” yapılması gereken anlaşma, vahşi bir terör örgütüyle yapılmış.

Görüldüğü gibi, AKP Genel Başkanı, 694 sayılı KHK’yla MİT’i kendine bağlayıp, “takas ve iade” uygulamasının tek karar vericisi olarak bir taşta iki kuş vurmayı amaçlıyor. AKP iktidarının -bugün bile- vahşi IŞİD örgütü ile “iyi ilişkiler” içinde olduğu kamuoyunda sıkça dile getiriliyor.

Bir taşta iki kuştan kastımız; birincisi, bu KHK’yla cezaevlerinde 3 bin kişi tahliye edilip, daha çok muhalifin içeri tıkılması için yer açılmış olacak.

İkincisi; “Takas” bahanesiyle IŞİD’in Türkiye’de cezaevinde yatan üst düzey yöneticileri salıverilecek. Bu öngörüyü yapmamıza sebep, Erdoğan yönetiminin daha önceki uygulamaları ve üst düzey IŞİD teröristlerinin beyanlarıdır.

IŞİD’in elinde bugün itibariyle Türk rehine var mıdır, eğer ellerinde Türkiye’de yatan militanlarının karşılığı olabilecek kadar Türk rehine yoksa, yine kirli planlar mı devreye girecektir? “Gerekirse şuradan iki füze attırır, savaş çıkarırım” muhabbetleri yapan bir istihbarat teşkilatı yine karanlık organizasyonlar mı planlamaktadır? Türkiye’nin öncelikli sorunu “takas ve iade” sorunu mudur?

Bu soruların cevaplarını zaman içinde yaşayarak öğreneceğiz…

IŞİD’in Niğde seldırısını hatırlayalım:

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Salgın vurgunculuğu

90 yaşına kadar günü olan adam 60'ında ölüdüğünde 30 yıl boyunca devletler bu masraflardan kurtulmuş olacak. Edilen kârı hesaplayın! ...

Menzil, köy ve cemaat – 6

Menzil tarikatının hikayesi altıncı bölümle devam ediyor... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN Abdülbaki Erol’un 1993’te başlayan şeyhliğiyle, Menzil cemaati bugün de sürdürdüğü...

Çöküş…

Kapitalizmle birlikte burjuva siyaseti de çöküyor… FİKRET BAŞKAYA “Bu ancak şu anlama gelebilir: Oradan çıkmak için yol yok değil...

Menzil, Köy ve Cemaat -5-

Devleti adım adım ele geçiren tarikatın ibretlik öyküsü... Beşinci bölüm... YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN (Ön not: Yazının ilk beş bölümünün bağlantılarına...

RED Arşiv

RED Sosyal

24,818BeğenenlerBeğen
17,098TakipçilerTakip Et
1,360AboneAbone Ol