Yeni rejimin ‘aşil tendonu’…

0

Bir karşıdevrimin olanca gücüyle ilerlediğini her seferinde söylüyoruz. Türkiye burjuva demokrasisinin kısıtlı olanaklarını da burjuvazinin kâr oranlarını arttırmak ve yeni yağma alanlarına sahip olmak tutkusu için rafa kaldırmaya hazırlanıyor.

AKP burjuvazinin AB pazarına intibak etme, ABD’yle ilişkileri olabildiğince iyi bir rotaya oturtma hedefine uygun olarak iktidara geldiğinde bunları geliştirmek için çabaladı. Asgari ücretin sürekli baskılanması, emek piyasasında güvencenin kaldırılması, taşeronluğun gelmesi, bitmeyen özelleştirme saldırısı hep bunun içindi. Bunun bir diğer uzantısı ise bu ekonomik ve siyasi plana uyumlu olarak bürokrasi içindeki çıbanbaşı olarak görülen ulusalcı, Kemalist kesimin tasfiyesiydi. Sonra AKP kendi çevresindeki çıkar gruplarına fazla çalıştı, cemaatle ve ABD’yle papaz olmaya başladı. Cemaatin yerleştiği bürokrasiyi de tasfiye etti ve şu an devlet olma özelliğini yitirmiş bir devletle ülkeyi yönetmeye çalışıyor. Bütün bunlar olurken bunları sağlama almak adına toplumun ve devletin yeni bir anlayışla her şeye bakması gerekliliği doğdu tabi ki.

Bir yeni rejim inşa edildi esasında son 5-6 senedir. Rejimden kasıt, tüm sosyal, kamusal, devlet işlerinde yeni bir mekanizmanın oturtulması. Bu mekanizma en başta meşruiyet temelinde kendini gösteriyor. Artık meşruiyet yasaların koyduğu hudutlarla şekilleniyor değil, yasaları takmasa bile sandıktan yeterli oyu alınca işlediği suçların aklandığını düşünen bir hale sahip.

‘YETERLİ ÇOĞUNLUK’

Bunun uzantısı yok mu sanıyorsunuz? Sokakta kadınlara saldıranlar, Hayır oyu verenleri bıçaklayanlar yeterli çoğunluk olma duygusuyla hareket ediyor. Bu ona meşruiyet veriyor. Bundan birkaç sene önce Siirt’te 120 kişinin bir gencecik kıza senelerce planlı tecavüz etmesinin psikolojisiyle aynıdır bu durum. AKP kapitalizm yüzünden çürüyen Türkiye’nin etik anlayışını bambaşka bir noktaya taşıdı.

Etik bu olunca, sömürüyü normalleştirmek kolaylaştı. Benlik duygusunu ve sınıf bilincini kaybetmiş emekçi kesimleri azarlayan Cumhurbaşkanı hala o emekçiler için içlerinden biri olarak gözüküyor. Bunu sağlayan şey tabii ki AKP’nin kültür savaşı… AKP Anadolu’nun çorak topraklarına hapsolmuş o kırsal geriliğin onların gururla taşıyabileceği bir şey olarak görmesini sağlıyor. AKP elindeki bu kozu emperyalizmle, büyük burjuvaziyle gerginlikler yaşadıkça mobilize etmeye koyuldu her seferinde.

AKP’nin ideolojik nosyonunu bugün belirleyen şey tam olarak sıkışmışlıktır. Daha önce AB’yle ilişkiler söz konusu olunca, Kürt sorunu meselesi gündeme gelince bambaşka olan bu parti, artık yeni rejim dediğimiz şeyi inşa etmek zorunda kalmaktadır.

Zira kendisini güvenceye alabileceği başka hiçbir şeyi yoktur. Amacı İslami yönü öne çıkmış Bonapartist, yarı faşist türde bir diktatörlüğü oturtmaktır. Sömürünün devam etmesi için Yeni Osmanlı heyulası gereklidir.

AKP’nin yok ettiği etik ve ideolojisini ihtiyaçlarına göre belirleyen pragmatist hali emekçi düşmanlığında tutarlıdır. Asgari ücret ve kadro güvencesi tartışmasında AKP’nin tutumu 2002’den beri nettir.

Yine aynı matematiğe dönülmesi gerekli. AKP’ye oy veren milyonlarca emekçi AKP’nin aşil tendonudur. TEKEL’de, Soma’da, metal grevinde dalga dalga yayılan öfke ‘evet’in içindeki HAYIR’ın yansımasıdır.

Solun geleceği tam bu Hayır’ın örgütlenmesinde yatmaktadır. ‘Evet’in içindeki milyonlarca HAYIR’ı göremeyen, sınıfsal mücadeleyi bir kenara atmış solun referandumda ne çıkarsa çıksın bir şey başarmaya gücü yetmeyecektir.

CEVAP VER