Taciz, tecavüz, dincilikle ilgili!

1

Trabzon’dan gelen bu görüntüler yine büyük infial uyandırdı. Çocukların sokaklarda hiç güvenliği kalmadı.

Okurumuz Osman Akyol’un yolladığı yazıyı yayımlıyoruz…

Son zamanlarda kız çocuklarına yönelik art arda yürek yakan taciz vakaları yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki, can yakan bir taciz tecavüz haberiyle sarsılmayalım. Son örnek Ankara’dan geldi. Tatil için memleketleri Polatlı’ya gelen 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara, önce bir sapığın cinsel istismarına maruz kaldı, ardından da vahşice öldürüldü. Ne gariptir ki, tecavüz eden bir imam hatipliydi.

Kayıt altına alınabilen bu örnek, ki kayıt altına alınanalar buzdağının görünen yüzü sadece, yaşanan yüzlerce kötü örnekten sadece biri maalesef… Basına yansımayan, hatta çözülmeyi bekleyen yüzlerce örnek var emniyetin tozlu arşivlerinde. Diyarbakır Barosu’nun, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle, 2016 yılı verileri baz alınarak hazırladığı raporda, ülkemizde son on yılda kız çocuklarına yönelik cinsel taciz vakalarında yüzde 700 artış olduğu kaydedildi.

Ve ne tesadüftür ki, bu süre zarfında, İslam hukuku ve Muhammed’in davranışlarını kendine referans aldığını söyleyen, hatta başbakanlığı döneminde bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi ağzından dile getirdiği gibi, “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmeyi hedeflediğini gizlemeyen bir İslamcı parti ve onun din soslu politikaları iktidardaydı.

İşte bu noktada, “Tasvip etmiyorum ama altı yaşındaki kız çocuğu ile fıkhen evlenilebilir” dediği için kimi kesimlerce tu kaka edilen ilahiyatçı Nurettin Yıldız’ın başlattığı tartışmayı tekrar gündeme getirmenin tam da zamanı.

Muhafazakâr kesinimin utangaç bir eda ile tartıştığı ve aslında biraz da yüzleşmekten korktuğu sorun şu: “İstismar vakalarının artmasında AKP iktidarının yeşertmeye çalıştığı bu dini atmosferin payı yok mu?”

Bu oldukça netameli sorunun cevabına geçmeden önce İslam dininin peygamberi Muhammed’in cinsel yaşamına, uzun uzun değil elbette, bu işi Ali Rıza Demircan Hoca gibi bir duayene bırakarak, kısaca bir göz atalım.

Muhammed, yaşamı boyunca, cariyeleri hariç, toplam 11 kadınla evlendi. Evlatlığı Zeyd’in karısı Zeynep’le evliliği örneğinde olduğu kimi evlilikleri tartışmaları da beraberinde getirdi Bu tartışmalı evliliklerinden biri de, belki de en önemlisi hiç kuşkusuz, Ebu Bekir’in kızı Ayşe ile olan evliliğiydi… Günümüze dek süren bu tartışmada, herkesin kolaylıkla tahmin edilebileceği gibi, söz konusu olan Ayşe’nin evlilik yaşıdır.

Bilindiği üzere Muhammed, hicretten üç yıl önce 6 yaşındaki Ayşe’ye nikâh kıyar ve Ayşe 9 yaşına gelince de Medine’de onunla gerdeğe girer. Anlattığımız bu olay bir iftira ya da karalama olmayıp bizzat Buhari ve Müslim gibi sahih (sağlam) kaynaklarda geçmektedir. Olay bizzat Ayşe’nin kendi ağzından şöyle cereyan etmiştir:

“Peygamber benimle evlendi; Ben o sırada 6 yaşındaydım. Ve ben dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi. Medine’ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullarına konuk olduk. O sırada sıtmaya yakalandım. Saçlarım döküldü. Saçlarım yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi. Arkadaşlarımla birlikte salıncakta (ya da tahterevallide) sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tuttu (Alıp götürdü.). Evin kapısına gelince durdurdu. Soluk soluğa kalmıştım. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme, başıma değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki birtakım Medineli kadınlar evdeler. Bana şöyle demeye başladılar: “Hayırlı, bereketli olsun. İyi şanslar.” Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde hazırladılar. Peygamber’le birden karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o sıralar 9 yaşındaydım.”

Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu Menakıbi’l-Ensar/44; Tecrid, hadis no. 1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, hadis no. 1422)

Hemen belirtelim, son zamanlarda bazı ilahiyatçılar, içlerinden biri de sevgili Yaşar Nuri Öztürk’tür ne yazık ki, zorlama yorumlarla tevillerle Ayşe’nin cinsel birleşme yaşını 19’a çekmeye çalışıyorlarsa da Buhari ve Müslim gibi sahih (sağlam) kaynaklar karşında bu yorumların hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Yukarıdaki sahih hadisde de görüleceği gibi Ayşe, bizzat kendi anlatımıyla, Muhammed’le ilişkiye girdiğinde salıncakta sallanan bir sübyandı. Hatta YouTube’da dolaşan bazı videolardan anladığımız kadarıyla, İslamcı kesimin gelenekçi kanadı da, “sapıklık” olarak addettikleri bu yorumlara şiddetle karşılar.  

İslamcıların iç tartışmalarını bir yana bırakarak tekrar sorumuza dönecek olursak: Acaba Muhammed’in Ayşe’yle olan bu çarpık evliliğini Müslümanlar kesim nasıl karşılıyor?

İnançlı kesimin ağır “narkoz” altında olmayan kısmı, bu soruya genellikle, mevlem neylerse güzel eyler modunda, Muhammed ne yaptıysa Allah emrettiği için yapmıştır, dolayısıyla normaldir, şeklinde cevaplar veriyorlar. Soruyu değiştirip peki, sıradan biri yaparsa bu evliliği, diye sorduğunuzda ise; cevapları, tereddütsüz, anormal, şeklinde oluyor.

Peki, bu din afyonunun dozu zamanla artarsa ne olur? İşte asıl sorun bu…

Maalesef bu doz artırıldığında neler olabileceğini insanlık, IŞİD deneyimiyle acı bir şekilde öğrendi. Dışarıdan masum gibi görünen şu ayet bile çok şey anlatıyor aslında: Ahzab Suresi 21. ayette İslam’ın Tanrı’sı, sıradan Müslümanlara bakın ne öğütlüyor:

“Andolsun ki, Rasulullah sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler (ananlar) için güzel bir örnektir.”

Ki zaten Muhammed’in pek çok uygulamasında olduğu gibi bu uygulaması da kendisiyle sınırlı kalmayacak, Asr-ı Saadet’ten sonraki dönemlerde de gündeme gelecek ve Muhammed’in uygulaması (sünneti) esas alınarak, “9 yaşına giren kız, ister hayız görmüş olsun ister olmasın, müştehattır yani şehvete konu edilebilir” şeklinde İslam fıkıh literatürüne de girecektir.

Bkz. Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu Istılahati’l-Fünun, 1/788

Burada şu söylenebilir: Reşit olma yaşı toplumdan topluma değişebilir. Örneğin Arabistan sıcak bir memleket olduğu için kızlar daha erken yaşta adet görmeye başlıyorlardı, dolayısıyla Ayşe de erken adet görmeye başlamış olabilir ve bu yüzden Muhammed’i sübyancılıkla suçlamak yanlış olur.

Hemen söyleyelim, Muhammed’in yaşadığı dönemde kızların erken adet gördükleri tezi, İslamcılarca savunma psikolojisiyle söylenmiş koskoca bir yalandır. Aksine o yıllarda kızlar şimdikinden daha geç adet görüyorlardı. Son yüz yıldır yaşanan beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte, kızlar erken adet görmeye başlamışlardır.

Cinsel birleşme anında Ayşe’nin adet görüp görmediği konusu bizler için önemli elbette ama Muhammed ve onun takipçisi durumunda olan fıkıhçılar için değil. Bu durumu yukarıdaki fetvada açıkça görmekteyiz. İkna olmayanların Talak Suresi 4. Ayetine bakmaları yeter:

“Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler (sübyanlar) hususunda tereddüt ederseniz, onların (boşanma sonrası) bekleme süreleri üç aydır.”

Sosyolojik olarak söyleyecek olursak bir liderliğin uygulamaları, takipçileri için kolaylıkla sosyal normlar haline gelebilmektedir. Ki bunu Muhammed özelinde düşünecek olursak bu çok daha güçlü bir etki yapabilecektir.

Sonuç olarak: Eğip bükmeye gerek yok, durum gayet açık ve net: Bir Müslüman erkeği, mağdurun ailesinin rızasını almak kaydıyla, adet görsün görmesin, 9 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz ediyor diye suçlayamayız. Bu suçlamayı ancak İtalyan “gavuru”nun icadı Türk Ceza Kanunu ve modern bilimin verileriyle yapabiliriz.

Ve maalesef bu sorun, yani Muhammed’in çocuk yaştaki Ayşe’yle evliliği sorunu cesaretle tartışılmadığı sürece, 9 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz ederek kendince Muhammed’in sünnetini yerine getirerek sevap işlediğini düşünen “Müminleri” sırf Türk Ceza Kanunu’yla durdurmamız da mümkün olamayacaktır.

Osman Akyol / 7 Temmuz 2018, İstanbul

1 YORUM

  1. Bu yazıyı, 6 Kasım 2018 günü, bir cevap alabilmek amacıyla, İslam dergisinin internet sitesindeki soru-cevap bölümüne, “Cinsel istismar vakalarının artmasında Muhammed’in Ayşe’yle evliliğinin rolü?” başlıklığıyla gönderdim. Yazıdan bir gün sonra hakaretlerle dolu bir cevap verildi. “Osman Akyol musun Karayol musun ne menem sapıksan…” diye başlayan cevap, hakaretlerle sürdü ve yine hakaret içeren şu cümleyle bitti: “Ey cahil! Bil ki, Peygamberimiz, Hz. Aişe ile 9 yaşında değil, 17 yaşında evlenmiştir.”
    Bitiminde bir de link verilen sözde cevabın giriş kısmındaki soru bölümünde yazım başlık hariç çarpılarla kapatıldı.

    “Hazreti Mevlana der ki: ‘Lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye?’ Osman Akyol musun Karayol musun ne menem sapık isen bil ki, senin yazdığın iftira dolu iğrenç yazını burada yayımlamayı uygun bulmadım. Allahu Teala sana ve yolunda gittiğin Ali Rıza Demircan’a ve diğerlerine de hidayet etsin. Ey cahil! Bil ki, Peygamberimiz, Hz. Aişe ile 9 yaşında değil 17 yaşında iken evlenmiştir.”

    Sayfanın linki: https://islamdergisi.com/soru-cevap/

CEVAP VER