Suskunluğum asaletimden değil!

0

Yabancısı değiliz aslında bu topraklarda faşizmin. İliklerimize kadar hissediyoruz. Yine de hayretlere düşüyoruz tanıklık ettiklerimiz, öğrendiklerimiz karşısında…

Çünkü bu ülkede yaşanılanlara “hayatın olağan akışına ters” demek az gelir. Bu ülke “hayata ters!”

İşsiziz, açız, yoksuluz, kalabalığız, suskunuz, hastayız, ilaçsızız, göçmeniz, iftiracıyız, ispiyoncuyuz, suskunuz, itaatkârız, korkağız, sinmişiz, vazgeçmişiz, borçluyuz, çok borçluyuz ama suskunuz…

Bu ülke hayata susmuş!

Yeni Türkiye’nin “yeni” devletinin neresinde durursak duralım hepimiz mutsuzluğumuz kadar suskunuz.

“Asla yıkılmayız”, “kimse bizi yıkamaz”, “ilelebet payidar kalacağız” sesleri çıksa da şimdi ayyuka “yeni devlet” aslında üzerine bombalar yağan köylülerin çığlığına suskun kaldığımız zaman kurulmuştu.

Kızılay’ın göbeğinde, çocuklarınızın daha aydınlık, daha eşit, daha modern eğitim alması için gerici, dinci eğitim sistemine direnen öğretmenler ve veliler polislerin tekmeleri altında ezilirken, birileri “polise kalkan eller kırılsın” diye naralar attığında yeni devlet kurulmuştu aslında.

IŞİD’li dinci katil sürüsü 107 canı devletin gözetiminde, polisin eşliğinde katlederken, parçalanmış bedenleri, sağ kurtulanların feryatlarını televizyon ekranlarında izleyip, Ankaralılar sokakları terk ettiği zaman yeni devlet kurulmuştu.

Evinden, ocağından, toprağından kim için, ne için olduğunu bilmediği bir savaştan kaçıp gelen, koparılıp getirilen ilkokul çağındaki mülteci çocukların, memleketin ara sokaklarında, ıssız köşelerinde “Müslüman” abilerine bir öğün yemek karşılığında seks yaptırıldığı zaman yeni devlet kurulmuştu.

Yeni devlet, 9 aylık bebeğe tecavüz edilmesine suskun kalındığı zaman çoktan kurulmuştu…

Ana dilinde eğitim isteyen Kürtlere “biz sizin gibi hain değiliz” diyen Karadeniz ahalisinin, AKP’li belediyeler Mustafa Kemal Atatürk’ün heykellerini yıkarken bırakın sessiz kalmayı, destek verdiği zaman yeni devlet zaten kurulmuştu.

Bu ülke Çorum’da öz babası ve abisi tarafından yıllarca tecavüze uğrayan 7 yaşındaki bir çocuğun bedeniyle, işi ve onuru için açlığa duran Semih ve Nuriye’nin bedeninde suskun.

Suskunluğumuz asaletimizden falan değil. Cehaletimizden, yalnızlığımızdan, korktuğumuzdan, sorgusuz sualsiz götürüldüğümüz gözaltı odalarında yok olacağımızdan…

Suskunluğumuz, adaletsizliğimizden. Adına “adalet “dedikleri kişilerin korkup sinmişliğinden.

Bu pislik bizi yok etmeden, bu kokuşmuş zihniyetin elleri çocuklarımızı ve onların geleceğini de sarıp karartmadan sesimiz çıksın. Bu kötülüğe karşı susmayalım. Çünkü “Faşizm bir ideoloji değil bir kötülüktür”. Çünkü faşizm ahlaksızlıktır!

Bunlar kötü, bunlar ahlaksız!..

CEVAP VER