Seçim yaklaşırken…


Emperyalistlerin ve işbirlikçi yerli burjuvaların el birliğiyle yarattığı ‘Tayyip Devri’nin geldiği nokta…

1994 yerel seçimleri… Her zamanki gibi gözler İstanbul’da… Refah Partisi Tayyip Erdoğan’la, SHP Zülfü Livaneli’yle, ANAP İlhan Kesici’yle, DYP Bedrettin Dalan’la İstanbul seçimlerine katılıyor…

Propaganda süreci devam ederken hiç beklenmedik bir gelişme yaşanıyor. Hürriyet gazetesinde “Zülfü’yü Üzecek Fotoğraflar” başlığıyla bir haber yayımlanıyor. Zülfü Livaneli’nin İsveç sürgününde bir iltica kampında azılı bir suçlu gibi çekilmiş fotoğrafları seçimler öncesi Hürriyet‘te manşetten verilmiş. Olay, Aydın Doğan’ın Tayyip Erdoğan’a yaptığı en büyük kıyak olarak tarihin sayfalarına yazılıyor. Kaderin cilvesidir ki aynı Erdoğan kendisine bu kıyağı yapan Aydın Doğan’ı yıllar sonra tarih sayfasından siliyor. “Hiç bir köle efendisini yeterince memnun edemez” lafı bu olayda vücut buluyor.

Livaneli, Sevdalım Hayat isimli eserinde bu olaya detaylıca yer vermiş. Kitapta çok ilginç bilgiler de yer alıyor. O dönem Livaneli’nin Hürriyet‘te çalışan bazı arkadaşlarının Mehmet Ağar’ın gazetede Ertuğrul Özkök’ü ziyaret ettiğini, bu ziyaret sonrası o manşetin atıldığını belirtmişler.

Uzun lafın kısası, o fotoğraflar Livaneli antipropagandası yapmak amacıyla birileri tarafından piyasaya sürülüyor. Öte yandan, o fotoğrafların nasıl ele geçirildiği ise bugün bile hâlâ sırrını koruyor.

1994 Yerel Seçim Sonuçları malumunuz. Hiç bir şans tanınmayan, kimsenin bilmediği, sonradan memleketin kaderiyle oynayacak dönemin RP İstanbul İl Başkanı Tayyip Erdoğan beklenmedik şekilde aradan sıyrılarak İstanbul’a Belediye Başkanı seçiliyor. Ve İstanbul’da o günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmuyor.

Rakibinin antipropagandasını propaganda yöntemi olarak kullanmak, Türk sağının geleneksel bir seçim taktiğidir. Seçimi kazanmak için her türlü yolu mubah görmek, her türlü etiği ayaklar altına almak Türk sağının geleneğidir.

Ve yine bir yerel seçim yaklaşıyor…

Erdoğan, “MİT, adaylarımız için araştırma yapıyor” açıklaması yaptı geçtiğimiz günlerde. Bu yanıltıcı bir açıklamadır. Çünkü AKP içerisinde, kim kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. MİT, AKP adaylarını araştırmıyor. Esas olarak rakip adayların geçmişlerine dönük araştırmalar yapıyor. Ve bunun için yalnız MİT değil, Erdoğan’ın emrindeki bütün kurumlar titiz bir çalışma yürütüyor. Fetö ortaklığı sürerken o işleri ustalıkla yapan ortakları bugün yok. Bugün, ana muhalefet liderinin yatak odasına sızacak kadar donanımlı değiller belki de. Deniz kenarında içilen bir bira, ya da herhangi bir kişiyle herhangi bir yerde yakalanan bazı görüntüler bile bugün AKP rejiminin rakiplerini itibarsızlaştırmak için kullanmaktan çekinmeyeceği bir yöntem olarak karşımızda duruyor. Saray rejiminin seçim hilelerine bu kez daha erken başlaması ise önceki seçimlerde artık bu memleketten oy alamadıklarının ve bu yüzden daha fazla hileye ihtiyaç duyduklarının bir göstergesidir.

Seçim bir yarıştır. Yapılacaksa da mertçe yapılmalıdır. Rakibi itibarsızlaştırma yöntemini seçim propagandası olarak kullanmak, etik dışı bir davranıştır. Varsa projenizi halka anlatır, oy istersiniz. Anlatacak bir şeyiniz yoksa da kenara çekilip, işinize gücünüze bakarsınız, torun tombalak seversiniz.

Tabii torunların gözüne bakacak yüz varsa!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here