Seçim, Geçim, Çözüm…


“Sebze-meyve merkezi” Antalya’nın pazarları bile ateş pahası!

Pazarlar ateş pahası. İktidarın tüm frenleme çabasına rağmen gıda fiyatları aldı başını gidiyor. Marketler, iktidarın tehditlerinden sonra, pahalı ürünleri raflarına koymama kararı aldı. İstanbul’da 20 liraya çıkan sivri biber ve patlıcan marketlerde satılmayacak. Semt pazarlarında ise “çeyrek lahana” satılmaya başladı! Daha ne diyelim?! Seçimlerden sonra halimizin ne olacağı bilinmiyor.

İŞÇİ SÖZÜ bülteninde (enternasyonal.org) iktisadi kriz, gıda fiyatlarındaki tırmanış, seçimler ve çıkış yolu üzerine yayınlanan Seçim, Geçim, Çözüm başlıklı bir yazıyı paylaşıyoruz:

Türkiye bir kez daha sonucu dahil her parçasını bizzat Saray’ın hazırladığı bir seçime sürükleniyor. 2013’te Gezi’den bu yana maruz kaldığımız seçim silsilesinin son parçası 31 Mart’ta. Bir kez daha devletleşmiş bir partinin ele geçirdiği tüm kurumlarla, medya organlarıyla seçimleri yönlendirişini ve buna ortak olan muhalefet partilerinin sonuca dünden razı oluşunu izlemeye hazırlanıyoruz. Saray her tıkandığı yerde iktidarının meşru olduğunu kanıtlama arayışıyla sandığa giderken, cevap üretemeyen basiretsiz muhalefet partileri birbirleriyle rant ve sağcılaşma yarışına girerken, bu ülkenin sokaklarında gündem başka…

YOKSULLAŞIYORUZ!
Sandıklara yansımasından korktukları ve türlü dolaplarla hasır altı etmeye, 1 nisan sabahına ertelemeye çalıştıkları ekonomik kriz pazardan mutfaklara, cüzdanlardan faturalara her yerde.

Asgari ücret zammı öncesinde çeşitli hesap oyunlarıyla düşük göstererek halkı yanıltmaya çalıştıkları enflasyon rakamları yeterince düşmemiş olacak ki, TÜİK yetkilisini görevden almaya kadar vardırdılar işi. Şaibeli rakamlarla halka reva görülen asgari ücrette dörtte bir oranında artış iken yağan zamlar çoktan aradaki farkı sildi de geçti bile. Yıllarca uğruna alınteri döktükleri emekli maaşları asgari ücretin yanına dahi yaklaşamayan emeklilerse kara kara düşünüyor. Ay sonu gelmiyor. Geçinemiyoruz.

Ülkede şaibeli işsizlik rakamlarına göre her 10 kişiden 1’i işsiz. Her 4 gençten 1’i ne çalışıyor ne de okula gidiyor. Neredeyse her 3 genç kadından 1’i işsiz. Fakat son 4 haftada iş aramayan, iş bulma ümidini yitirenlerle beraber bu rakamlar iki katına dek ulaşır. Yaşamak için iş bulamıyoruz. Çalışamıyoruz.

Pazarda, markette her yerde artan fiyatlarla beslenemiyoruz. Türkiye dünyada yetersiz beslenmenin yüksek olduğu ülkelerden biri haline geldi. Yetersiz beslenme yalnızca açlık değil, sağlıklı ve dengeli beslenememektir. Halkımız bayramdan bayrama et yüzü görürken, pazarlarda sebze meyve fiyatları uçarken, zamlarla hızla açlığa mahkum edilmek üzere. Beslenemiyoruz.

Halkın borçları kat kat artarken, Saray’ın kendine bonkörlüğü faturalarımıza yansıyor. Ailemizle başımızı sokmak için soğukta oturduğumuz evlerimize yüksek kiralar öderken Saray 1500 odasıyla tek adama tahsisli. Barınamıyoruz.
Fakat hepsinden öte, yaşayamıyoruz!

ÖLÜYORUZ!
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 2018 yılında 1923 işçinin iş cinayetlerinde katledildiğini açıkladı. Böylece 16 yıllık iktidarında 22 bin 500’den fazla iş cinayetinin altında saray iktidarının imzası var. En az 67’si okul sıralarında olması gerekirken çalışmak zorunda bırakılan çocuklar. 110’uysa yerinden yurdundan kaçarak izbe merdiven altlarında karın tokluğuna çalıştırılan göçmen işçiler. Yine biliyoruz ki her 1 iş cinayeti başına 6 kat fazla meslek hastalığına bağlı ölüm meydana geliyor.

Büyüyen Türkiye masallarının görünmeyen yüzü budur: 16 yılda 155 binden fazla işçi ölümü. Önlenebilir ama göz yumulan ölümler. “Aynı gemideyiz” diyenler alınterimizle yaptıkları servetlerini kaçırırken biz göçmen işçilerle beraber ölmeye devam ediyoruz. Yerel seçimlerde belediyelerde aday pazarlıkları sürerken ölmeye devam ediyoruz!.. Son iş cinayetinde, Tuzla tersanesinde çıkan yangında yine iki sınıf kardeşimizi patronlara kurban verdik.

ÇÖZÜM İSTİYORUZ!
Türkiye, devlete çöreklenmiş ve mafyalaşmış bir iktidarın altında şaşkın bir halde. Bu ülkenin gençleri kitleler halinde ülkeyi terk etmeye çalışıyor. Toplumsal kurtuluş ümidini kaybeden herkes kendini kurtarmaya çalışıyor.
Bu durum daha kötü bir hal alacak. Yılları betona ve ranta gömen Saray politikaları iflas etti. Saray’dan yönetilen bir ülkede hiçbir yer güvenli ve huzurlu değildir. Bu kargaşadan tek tek paçayı kurtarma imkanı yok. Bir çıkışa ihtiyaç var.

Bu ülkenin devrime, dolayısıyla devrimci partiye ve örgütlenmeye ihtiyacı var. Önümüzdeki en önemli ödev, saldırılara karşı direnmenin ve devrimci bir çıkışın mevzisini, devrimci partiyi inşa etmektir.

Felakete sürüklenen bu ülkenin başkaca bir çıkışı, başkaca bir çözüm alternatifi yoktur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here