Sandıktan sırtlan çıktı!

0


Faşist Pegida taraftarları AfD’nin seçim başarısını kutluyor…

“Sandıktan tavşan çıkması” kavramını ilk kullanan kişi kimdi bilmiyorum ama ben ilk olarak Hakan Gülseven’den duydum. Almanya’da Pazar günü yapılan federal parlamento seçimlerini betimleyecek uygun bir deyim ararken, Hakan’ın bundan bir kaç sene önce kullandığı bu “tavşan çıkması kavramını” anımsadım. Ancak bu seçimde sandıktan çıkan tavşan değil, bir sırtlandı.

Artık herkesin bildiği gerçekleri bir de biz özetleyelim:

Seçimlerin baş mağlubu Merkel’in CDU’su oldu. Ağır kayıplara karşın birinci parti çıkmış olmanın sevincini ve bundan duyulan rahatlamayı partinin bütün temsilcilerinin yüzlerinden okumak olası.

Merkel kadar çok oy kaybetmemekle birlikte tarihinin en düşük oy oranına ulaşan SPD muhalefete çekilmeye karar verdi ki bu aslında çok da yerinde bir karardı. Aksi taktirde AfD’nin ana muhalefet partisi olması gibi bir durum ortaya çıkacaktı. Bu da adı geçen partiye, en azından meclis protokolünde bir makam vermek anlamına gelirdi.

YEŞİLLER’DEN MUCİZE!

Benim bir önceki yazımda “alacağı her oy bir mucize olacaktır” dediğim Yeşiller yüzde 9’a yakın oy alarak meclisteki en küçük parti oldu, bir ihtimal hükümete de girecekler. Yeşillerin alacağı oy oranı konusunda ters köşeye yatan tek ben değilim. Partinin en sağ kanadından, Tübingen Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Palmer bu sabah verdiği demeçte bu denli iyi bir sonucu beklemediğini açıkça belirtti.

Meclise girmeyi başarsa da seçimin mağluplarından diye nitelenmesi gereken bir parti de Die Linke oldu. Sol parti kimi kentlerde aldığı dikkat çekici başarıya karşın (ki bu kentlerden birisi de benim memleketim Kassel’dir) “neden kitleye ulaşamadık” sorusuna yanıt aramakla meşgul. Bu partinin özellikle de eski Doğu Almanya topraklarındaki seçmen kaybı konusunda ciddi araştırmalar yapmasında fayda var.

Bunlar gecenin mağluplarıydı.

Bir de galipleri var tabii.

LİBERALLERİN ŞAŞIRTICI ÇIKIŞI

Bunlardan birisi liberal parti FDP. Farklı holdinglerden aldığı büyük bağışlar ve daha çok şampuan reklamına benzeyen bir takım afişlerle Yaklaşık yüzde 11 civarında bir oy oranına ulaştı. Emeklilik sistemini toptan kaldırmayı düşünen bir parti bu. Emeklilik sandığının yerine de işçilerin borsada düzenli bir şekilde hisse senedi almalarına dayalı bir sosyal güvenlik sistemi kurmayı hayal ediyor.

Böylesi bir partinin, ortalama yaşı son derece yüksek bir ülke olan Almanya’da üstelik de yaşlılardan bu denli çok oy alması bir yandan makul kavramlarla açıklanamayacak kadar saçma ama aynı zamanda da ırkçıların yüzde 13 alması kadar korkunç tehlikeler barındıran bir gelişmedir.

FAŞİSTLER ESKİ DOĞU ALMANYA’DA SIÇRAMA YAPTI

Gecenin son ve esas galibi ise içinde yüzlerce ırkçıyı, faşisti, eski ve yeni naziyi ve de küçük ölçekli neo liberal iş adamını barındıran AfD oldu. AfD özellikle de eski Doğu Almanya topraklarında büyük başarı sağladı, örneğin eski Doğu Almanya’da kalan Saksonya Anhalt eyaletinde birinci parti oldu.

Bu seçim başarısına karşın AfD’nin gücünün abartılmasını doğru da buluyor değilim. Evet karşımızda içinde çok sayıda faşisti barındıran bir parti var ve bu parti Almanya gibi faşizm için bereketli bir toprak üzerinde daha önce almadığı kadar çok oy aldı. Ancak AfD’nin gerek tabanında, gerekse de üst düzey yöneticilerinde çok farklı politik amaçları olan karakterlerle dolu olması, karşımızdaki partinin önemli bir zayıf noktası. Bu güruhun kendi iç çelişkilerini bastırıp onları ardından sürükleyebilecek karizmatik bir liderden de (en azından şimdilik) yoksunlar. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda bu parti kendi iç çelişkileriyle uğraşacak, bir ihtimal bölünmeler, tasfiyeler yaşayacaktır. Ancak bu tasfiyelerin bir arınma haline gelmesi bugün hiç düşünmediğimiz boyutlarda bir düşmanı karşımıza çıkartabilir. Bunun bilincinde olmalıyız.

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, diğer bütün partilerin tabanına yayılmış olan ırkçı eğilimli seçmen kitlesinin yapacağı bir günlük bir çılgınlık bu partinin oy oranını çok daha yukarılara taşıyabilirdi. Bu olmadı ama. Benim kişisel tahminim AfD’nin normal koşullarda %12 alacağı yönündeydi. Gerçekte aldığı oy oranı bu tahminden sadece bir puan fazla oldu. Bu açıdan bakınca belki “Alman işçi sınıfını ve yabancıları Allah korudu” diyebiliriz.  Ancak bu durum için sevinme lüksüne sahip değiliz. Faşizmi yenilgiye uğratmak seçim aritmetiğinin ince hesaplarına, seçim sistemlerindeki detaylara ya da oyların diğer partilere dağılımına bırakılamayacak kadar önemli bir konudur. AfD’nin mecliste temsilcileri olan; en önemlisi ciddiye alınan, sözü dinlenen bir parti haline gelmesi, bir de tabii liderlik sorununu çözmesi, tabanda var olan bu ırkçı potansiyeli er ya da geç aynı çatı altında toplayacaktır.

Almanya’nın sahip olduğu ekonomik ve teknik potansiyeldeki bir ülkede faşistlerin bir kez daha iktidar olması ise sadece bu ülkede yaşayan yabancıları değil, dünyanın öbür ucunda bir dağ köyünde yaşayan bir çobanı bile doğrudan ilgilendirecek bir sorundur.

Editörün Notu: SERDAR KAZAK’ın seçim öncesi yaptığı son derece isabetli analizi okumak için: Almanya seçimleri nasıl sonuçlanacak?

CEVAP VER