Referandum: Yenilgi ruhunu kırmak ve oyunu kurmak…

0

16 Nisan’da yapılacak referandum pek çok kırılmayı derinleştirecek. Ülkenin yaşamakta olduğu siyasi krizler ve onun tetikleyicisi ekonomik sıkışıklık çözüme kavuşturulmayı bekliyor. AKP bu referandumu kazanırsa bu sorunları sermaye sınıfı lehine çözmeyi ve kendi geleceğini garanti altına almış olacak.

Sermaye sınıfının istediği güçlü ve istikrarlı yönetimin AKP’nin kendi ajandasıyla yaşadığı çelişkinin çözümü bir süre daha ertelenecek. AKP’yle arasındaki gerilim bir süredir devam eden emperyalist güçlerin ise bu oldubittiye karşı bir kabullenme ve yumuşama sürecine geçebileceği öngörülebilir. Fakat önümüzdeki problem hâlâ kendi yakıcılığıyla durmakta, AKP’nin uzun süredir altyapısını kurduğu İslami surete bürünmüş açık bir burjuva diktatörlüğü ve onun kitle desteği. Referandumdan HAYIR çıksa bile AKP’nin kendi geleceğini garanti altına almak için önündeki tüm engellere saldırmaya devam edeceği açıkça görülebilir.

ŞEYTANLAŞTIRMA

AKP referandum sürecinde her seferinde uyguladığı taktiği yine uyguluyor. Kendisine karşı duran herkesi şeytanlaştırma işine girişiyor. O klasik oyun kuruculuğuna devam ediyor; eğitimli, laik ve solcu reflekslere sahip halkı sınıf düşmanı gibi tanıtıyor, onları teröristlerle eşitliyor. Kültür ve yaşam tarzı üzerinden sembolleştirilen farklılığı sınıf çelişkisi gibi satmayı yine başarıyor ve ‘millet biziz’ diyerek sarayda oturup, ihalelerle nasıl zenginleştiklerini saklamayı başarıyorlar.

Buna karşılık burjuva muhalefet iktidara gelme umudunu bir sonraki yüzyıla havale etmiş gibi davranıyor. Burjuva muhalefet saflarındaki yenilgi ruhu ve AKP’ye şartlı teslim olma hali iyice ayyuka çıkmış durumda. CHP’nin kampanya stratejisi ‘AKP demeyelim, AK Parti diyelim’ gibi trajikomik taktiklere dayanmaya başladı. Oysa CHP AKP’nin en zayıf karnını 2015’te keşfetmiş ama kendi gölgesinden korktuğu için bunun üzerine daha fazla oynamayı başaramamıştı. Asgari ücret tartışmasıyla AKP ciddi bir şekilde köşeye sıkışmış ve seçim süreci boyunca buna cevap üretmek zorunda kalan AKP en sonunda patronların canını sıkacak şekilde bu tavizi vermek zorunda kalmıştı. CHP bu muhalefet tarzını devam ettiremedi çünkü ülkeye hakim olan, AKP’nin başında bulunduğu ve istediği gibi yönlendirdiği sağcı paradigmaya karşı duracak sınıfsal temelden yoksundu. CHP de AKP gibi bir patron partisi olmak ve emperyalizmle iyi geçinmek istiyor zira.

Şimdilerde CHP hâlâ AKP’den daha Müslüman, MHP’den daha milliyetçi olduğunu kanıtlamaya uğraşıyor. AKP’nin kurduğu oyunun içinde debelenen herkes gibi aslında söylemde savunma pozisyonunda kalıyor ve onunla beraber çürümeye devam ediyor.

SINIF ÇELİŞKİSİNİ ÖNE ÇIKARTMAK

Öyleyse problem oyunu kurmakla ilgili olmaya devam ediyor. En başta AKP’yle beraber olan ve ona oy yağdıran emekçi kitlelerle AKP ‘elit’lerinin arasındaki farkı göstermek… Kıdem tazminatı, iş güvencesi, sağlık ve eğitimdeki her türlü emekçilerin lehine işleyen uygulamaya düşman bir AKP’yi teşhir edememek devrimcilerin ve sosyalistlerin acilen çözmesi gereken bir sorun. 15 senenin ardından sarayda oturan bir iktidarla TOKİ’nin mezar evlerine 25 sene kredi ödeyen emekçi kitlelerin arasındaki farkı anlatamıyorsak siyasetten istifa etme zamanımız gelmiştir. Kuşkusuz bu laf abartılı gelebilir ama bunu başaramazsak zaten bunu yapmak zorunda kalacağız. Çünkü AKP’nin sürdürdüğü kültür savaşında laiklik mevzisini savunmak, burjuva demokratik alana emekçiler aleyhine yapılan saldırılara ses çıkarmak önemliydi fakat sadece bu gündemlerle yürütülmekte olan bir siyaset en sonunda CHP’nin şahsında somutlaşan yenilgi ruhuyla bütünleşecektir. Referandumdan çıkacak her sonuç solun önüne bu görevi koymaktadır.

Oyunu kurmanın diğer yönü ise nerede olduğunla alakalıdır. AKP burjuva siyasetinin çok parlak bir örneği olarak mahalle örgütlerine dayanıyor. Bu örgütler solun nüfuz etmekte sıkıntı çektiği tüm emekçi havzalarında harıl harıl çalışıyor. Eğer sol hızlıca kendini buralara monte edemezse yarın AKP gitse bile onun yerini dolduracak yeni bir burjuva partisinin kitleleri manipüle edebileceğini göreceğiz.

OLASILIKLAR

Referandumun tüm bunlarla ilgisi ise açık: Evet çıkması halinde muhalif kitlelerde ortaya çıkacak moral bozukluğu, safların giderek pasifleşmesine sebep olacaktır. Ama aynı zamanda bu yeniden derlenme için bir fırsattır ve bu derlenme artık sınıf siyasetine dayanan ve AKP’nin oyun kurmasına izin vermeyen bir stratejiye dayanmalıdır. HAYIR çıkması halinde ise AKP moral üstünlüğü kaybedecek ve kendi varlığı için taarruza mecbur kalacaktır, bu durumda AKP’nin kitle desteğini elinden almamızın tek yolu sınıf savaşına dayanmaktır.

Türkiye’de artık AKP’nin kazarak yarattığı dere yatağından akmakta olan her türlü gerici, faşist toplanma alanına karşı durma niyetindeki herkes bilmelidir, AKP’yi yenmenin yolu onun elinden bu silahı almaktan geçmektedir.

  • CAN GÜROLA

CEVAP VER