Onlar kutluyor, emekçi kadınlar ölüyor!

0

Öncelikle sevgili Erdoğan’ın kadına bakışını hatırlayalım:

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kaçak Saray’da “coşkuyla” kutlanıyor. AKP Genel Başkanı Erdoğan yaptığı konuşmada “Kadınlarımızın hakları, hukukları, sorunları konusunda şahsım kadar duyarlı, somut politikalar üretmiş, icraat ortaya koymuş bir başka cumhurbaşkanı var mıdır bilmiyorum” dedi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde açıkladığı rapora göre ise son 5 yılda en az 580 kadın işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi!

Rapordaki veriler Tayyip Bey’in “kadın hakları-hukukları” konusunda ne kadar duyarlı olduğunun göstergesi!

ISİG raporuna göre 2017’de hayatını kaybeden 2006 işçiden 116’sı kadın. Verilere göre ölen kadınlar tarlaya çalışmaya gitmek üzere istiflendikleri kasalarda geçirdikleri trafik kazasında, ev işçisi olduğu evin camını silerken düşerek, bir aracın altında ezilerek ya da işyerini basan bir erkek tarafından vurularak yaşamını yitirdi.

Kadın işçilerin en çok iş cinayeti sebebiyle hayatını kaybettiği işkolu kayıt dışı ve güvencesiz çalışmanın en yüksek olduğu tarım/orman. Uzun çalışma saatleri ve kayıt dışı çalışma oranlarının yüksek olduğu konaklama-eğlence işkolu da en fazla kadın iş cinayetinin yaşandığı ikinci işkolu.

Ölen kadın işçilerle ilgili en çarpıcı verilerden biri yüzde 90’ından fazlasının sendikasız olması ve yüzde 75’inin ise kayıt dışı çalışması. Kadın iş cinayetlerindeki kayıt dışı ve örgütlülük oranı asıl olarak Türkiye’de kadın emeğinin geldiği noktayı anlatmaya fazlasıyla yetiyor. Dahası kayıt dışı ölümlere ulaşmanın güçlüğü göz önüne alındığında hem kadın işçi ölümlerinin sayısının hem de ölümlerdeki kayıt dışı oranının çok daha yüksek olması mümkün.

İnşaat ve maden gibi iş cinayeti oranlarının en yüksek olduğu sektörlerde hiç kadın çalıştırılmaması, dahası kadın istihdamının merdiven altı alanlarda yoğunlaşması kadın iş cinayeti verilerinin görece daha düşük görülmesinin sebebi.

SGK’nın eksik verilerine rağmen 2016 yılında 44 bin 953 kadının iş kazası kayda geçirildi. Eksik verilerle dahi kadın iş kazasına uğrama oranının ne denli yüksek olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Kadın işçilerin iş kazası geçirme rakamları her yıl daha da artarken, hiçbir önlem alınmamasıyla kadın istihdamının yoğun olduğu alanlar halihazırda sorunlu işleyen denetimin tamamen uzağında kalıyor.

Raporun devamı şöyle:
“Özellikle mevsimlik tarım işçileri SGK verilerinde yer almamaktadır. Ücretsiz aile işçiliği, ev eksenli üretim, gündelikçilik, bakıcılık gibi kadın istihdamının yoğun olduğu alanlar da yine verilerde yer verilmeyen kayıt dışı çalıştırma biçimleridir. Devletin, kadınlar açısından en çok iş kazasının yaşandığı sektörleri,verilerin dışında tutması ise kadın emekçilerin emeklerinin “görünmez”liğini bilinçli bir politika ile hepten derinleştiriliyor.
Türkiye’de meslek hastalığı tanısı koyma ve meslek hastalıklarının kaydının tutulması başlı başına sorunlu bir alandır. 2016 yılında yalnızca 568 erkek işçi meslek hastalığı kaydı tutulurken bu rakam kadın işçiler söz konusu olunca daha da düşmüş, yalnızca 29 kadının meslek hastalığı kaydı yer almıştır. Bu kayıtların tutulmasında/tutulmamasında esas olan yine kadın emeğinin kayıt dışı alanlarda ve küçük ölçekli işyerlerinde yoğunlaşmasıdır. Dahası kadınlar işçiler, meslek hastalığı tanısı konulurken yaşadıkları sağlık problemlerin iş dışındaki sebeplerden ötürü de yaşanmış olma ihtimali gözetilerek meslek hastalığı tanısı konulmamasıyla da yüz yüze kalmaktadır. Kadın işçilerin erkek işçilere oranla çok daha fazla yüz yüze kaldıkları depresyon ve stres ise meslek hastalıkları arasında dahi yer almamaktadır.

GÜVENCESİZLİK SUSMAYA, SUSMAK ÖLÜME GÖTÜRÜYOR!
İş kazaları ve meslek hastalıkları rakamlarının yüksekliğinin en önemli sebebi, kadın istihdamının genel olarak ucuz, geçici ve niteliksiz işlerde yoğunlaşmasıdır. Kadınların işgücüne katılımlarının neredeyse yarısının kayıt dışı olması ise iş kazalarını ve meslek hastalıklarını doğrudan arttıran sebeplerin başında geliyor.
Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan kadınların istihdama katılımları başlı başına sorunlu bir alandır. Ancak 3 kadından biri istihdama katılabilirken, 4 kadından biri ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır.İstihdam edildiklerinde de geçici ve güvencesiz işlere mahkum edilen kadın işçilerin neredeyse yarısı kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Bu durum, kadın işçileri daha baştan eşitsiz bir konuma sürüklemekte, güvencesiz istihdamın yanı sıra en temel sağlık, emeklilik gibi haklardan mahrum kalmalarına neden olmaktadır. Bu istihdam biçimi ile kadın iş kazası sayılarının ve meslek hastalıklarının çok yüksek olması kaçınılmaz bir gerçektir.
Ev içindeki ücretsiz emeği görünmez olan kadınların çalıştığı ücretli iş ikincil ya da ek gelir getiren iş şeklinde görülüyor. Ücretli bir işte çalışan kadınların ise yarısından fazlası güvencesiz ve kötü koşullarda çalışıyor. Erkek işçilere göre daha az ücret alıyor, daha güvencesiz koşullarda çalıştırılıyor ve kadın olduğu için ayrımcılığa uğruyor. Kadınlar için meslek hastalıklarına, iş kazalarına ve iş cinayetlerine davetiye çıkaran koşullardan birisi de fazla çalışma. Kadın işçilerin üçte biri yasal sınır olan 45 saatin üzerinde çalışıyor.
2017’de gerçekleşen kadın iş cinayetlerinin yarısından fazlası trafik kazaları sebebiyle yaşandı. Trafik kazalarında hayatını kaybeden kadın işçilerin ağırlıklı bir kısmı kamyon kasalarında tarlalarda çalışmak üzere götürülen kadın işçilerken, işlerine ulaşmaya çalışan, sendikalarının 8 Mart etkinliğine katılmak üzere yola çıkan kadınlar da trafik kazalarında yaşamını yitirdi. Kadın iş cinayetleri ile ilgili bir başka çarpıcı veri ise kadına yönelik şiddetin işyerlerine bu denli nüfus etmesi, dahası ölen kadın işçilerden 7’sinin işyerinde ve bir erkek tarafından katledilerek ölmesidir.”

CEVAP VER