Man Adası korsanları…

0


En güzeli, böyle şeyler yokmuş gibi davranmak!

Hatırlayınız Kılıçdaroğlu’na açılmış, TÜRGEV’in şikayetçi olduğu bir dava vardı. Dava konusuna geçmeden önce TÜRGEV’in ne olduğunu kısaca anımsayalım.

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı. Bilal’in derneği. Devletten ihale almak isteyen yandaş, TÜRGEV’in para havuzuna bir miktar para bırakır. Yani rüşvet direkt parti çetesine verilmez, “şu bizim vakfı biraz gör de işin hallolsun” diyerek “vakıf”, avantanın muhatabı olarak gösterilir. Vakıf, ayrıca 17-25 Aralık şeysinde “sıfırlama” işleri için de kullanılmıştır.

Bundan 2 yıl önce Kılıçdaroğlu, derneğin rüşvet yediğini gündeme getirince derneğin avukatları Kılıçdaroğlu’nu mahkemeye verir. Mahkemede Kılıçdaroğlu’nun avukatları derneğe yapılan “bağış”ların dökümünü ister, şikayetçiler şikayetlerini geri alırlar ve dava düşer. Kılıçdaroğlu’nu çok sevdiklerini için mi şikayetlerini geri çekerler? Elbette HAYIR. Bağış dökümlerinde usulsüz işler vardır ve bu işlerin açık olmasını istemezler. Şikayetin geri çekilmesiyle tanıklar bile dinlenmeden mahkeme sona erer.

En son açıklanan Man Adası Belgeleri ile ilgili açıkçası ilk başta ben de “belgeleri neden savcılığa vermiyorlar?” şeklinde bir düşünceye kapılmıştım. Ama görüldü ki CHP yönetimi belgeleri savcılığa teslim etmemekle bana göre akıllıca bir hareket yaptı. Parti görünümündeki suç örgütünün, Man Adası belgelerinden dolayı şikayetçi olacağı zaten beklenen bir şeydi. Şimdi olay mahkemeye intikal edecek. Mahkemede belgelerin sahteliği yargı eliyle araştırılacak. Ve yine yargı eliyle belgelerin gerçek olduğu tescillenecek. İktidardaki çetenin yerinde ben olsaydım, bu işe savcıyı hakimi karıştırmayıp, usulca gündemi değiştirmeye çalışırdım.

Karıştırınca TÜRGEV davasındaki gibi oluyor.

Suç örgütünün liderleri, yangına düşmüş kumarcılar gibi ne yaptıklarının farkında değil. Evet, 15 yıl boyunca tehlikeli bir kumar oynadılar. Hesap edemedikleri şey, kumarda her zaman kazanılmayacağı, bazen kaybedileceği, esasında kumar denilen şeyin zaten kaybetme/kaybettirme üzerine kurulu olduğuydu. Amerika’nın ipiyle kuyuya inilmeyeceğini, memleketim solcularını biraz tanısalardı 50 yıl önce öğreneceklerdi ama o treni çoktan kaçırdılar. Beyefendilere, trenin arkasından şu anda ismini veremeyeceğim bir canlının baktığı gibi bakmak düştü…

BİRLİK DAYANIŞMA DERNEĞİ ÜZERİNE

Geçtiğimiz hafta Birlik Dayanışma Derneği isimli bir acayip dernekten söz etmiş, kendilerine bazı sorular yöneltmiştim. Kendileri, susmayı, görmezlikten gelmeyi ve konuyu dillendirmemeyi tercih ettiler. Bu dernek, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’in adını kullanarak, yasa dışı bir organizasyonla insanlardan para toplamıştı. Bu iddiaya cevap gelmedi. Ve bu hafta iddiamı bir adım daha öteye götürerek derneğin başka belediyelerin ismini de kullanarak yine yasa dışı para toplama organizasyonları düzenlediğini duyuruyorum.

İnsanların çektiği acılar ve mağduriyetleri üzerinden birileri fena halde ceplerini dolduruyor.

Bu dernek, Türkiye’nin ikinci Süleyman Mercümek vakasıdır. İster, derneğin hesap hareketlerini ortaya sererler, ister hakaret ve iftira dolu cevaplar eşliğinde mahkemeye verirler. Ne yaparlarsa yapsınlar, buradan bir kez daha söylüyorum: Hodri meydan!

CEVAP VER