Kudüs kimin?

0


Kudüs’ün “kutsallığı”nın kaşınmasıyla beraber İsrail askerlerinden alışıldık manzaralar başladı…

Tespit 1:
Trump ve Erdoğan arasında fark yoktur. Trump, Tayyip’in Amerikan versiyonudur. Kibirli, neyin nerede konuşulacağını bilmeyen, parayı ve gösterişi üstünlük sayan, benmerkezci vs. Aralarındaki tek fark, Trump babadan zenginken, Tayyip’in parasızlıktan krampon alamadığı günlerden Man Adası’na uzanan bir malum bir hikayesi vardır.

Tespit 2:
İçeride başarısızlığa uğrayan ya da zor durumda kalan liderler, dış meseleleri kendi politik hatalarını ve günahlarını kamufle etme aparatı olarak kullanır. Sebebi ise işin içine “dış” girerse olayın bir miktar “milli” mesele haline dönüşecek olmasıdır ve bu yolla iç kamuoyunun gazı alınır. Trump ve Tayyip bu kurnazlığın en bariz iki uygulayıcısıdır.

Tespitlerimiz burada dursun…

Şehirlere anlamlar yüklemekten insanoğlu bıkmadı, usanmadı. Trump çatlağının, “Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyoruz” açıklamasından sonra ülkemizde metrekareye düşen Kudüs sever birey oranında artış gözlemliyoruz. Kudüs’ün benim gözümde herhangi bir şehirden farkı yok.

Ne oldu da bir anda insanlarda bir anda Kudüs sevgisi kabardı? Geçtiğimiz günlerde de “Kerkük Türktü – Kerkük Kürttü” tartışması alıp başını yürümüştü. Gerçi orada olay daha farklıydı ama o zaman da içimizdeki Kerküklüler mevzuya balıklama atladı. Hızını alamayıp Kerkük’e plaka numarası veren andavallar gördü memleket.
“82 Kerkük, 83 Musul, 84 Kudüs” diye dökülen olursa yemin billah şaşırmayacağım. Haydi Bahçeli, göster dünyaya promterden Türkün gücünü!

Uzun lafın kısası, Kerküklü oluyorlar, Kudüslü oluyorlar ama bir türlü Mardinli, Batmanlı, İstanbullu olamıyorlar. Kudüs’ü, Mekke’yi, tekkeyi kutsuyorlar ama kendi vatanlarının talan edilmesine göz yumuyorlar. Kudüs’ü İsrail’e vermiyorlar ama Ankara’yı, İstanbul’u ABD işbirlikçilerine teslim etmekte sakınca görmüyorlar.

Esas konuya dönersek, Kudüs dinler tarihi açısından önemli bir yerdir. Dikkat buyurunuz “tarih” diyorum. Yani tarihi bir şehirdir. Tarihe ve tarihi eserlere sahip çıkılır/çıkılmalıdır. Lakin işin içine din ve “kutsallık” güzellemesi girince olayın rengi değişiyor.

Kutsal mekan, kutsal şehir, kutsal eser, kutsal dava gibi… Bütün gürültü de işte buradan kopuyor. Açık söyleyeyim, ben “kutsal” kelimesinden korkarım. Bir kavrama bu sıfatı yüklediğiniz zaman mantık otomatik olarak devre dışı kalıyor. Ölümün bile önüne “kutsal” kelimesini getirdiğinizde sorgulama mekanizması ortadan kalkıyor, kimse birbirine “neden ölüyoruz, öldürüyoruz” diye sormuyor mesela. Kutsallık üzerine sadece bir örnek.

İşin diğer yanı, çocukların açlıktan öldüğü bir dünyada kutsallıktan bahsetmek tuhaf kaçıyor.

İşte bu yüzden Kudüs şehrine kutsal olarak değil, korunması gereken tarihi bir şehir olarak bakmakta fayda var. Kahire gibi, Roma gibi,Venedik gibi, İstanbul gibi… Evet İstanbul gibi.

Gelelim, daha kendi memleketindeki tarihe ve tarihi eserlere sahip çıkmayan güruh, çobanın bir el hareketiyle “Kudüs Müslümanlarındır” diye hoplayıp, zıplıyor. Ulan sen haritada daha Kudüs’ün yerini bilmiyorsun be! Hayatında Kudüs’e yolun düşmedi ve de düşmeyecek. Birçok konuda olduğu gibi Kudüs konusunda da yandaş ve yalaka takımında bir riyakarlık olduğu açık.

Hasankeyf sular altında bırakılırken, “kutsal” olmadığı için mi kimseden ses gelmedi, merak ediyorum.

Ya da Ankara’da 2 bin yıllık tarihi eserler dozerlerle yerle bir edilirken.

Isparta’da 7 bin yıllık tarih AKP beslemeleri tarafından yıkılırken Kudüsçüler neden susuyordu?

Bir AKP’li belediye başkanı Antep’te 2 bin yıllık mozaiklerin üzerinde topuklu ayakkabısıyla turaladı bu memlekette.

Memleketin her yanında en nadide tarihi eserler yok edildi. Bu tarihi eserlerin tek suçu kutsal olmaması mıydı?

Daha başka bir konu….

Filistin’de öldürülen çocuklar, tecrit altında yaşayan Filistin halkı “kutsal” değil mi?
İsrail’de canlı bomba saldırılarında ya da bıçaklı saldırılarda öldürülen İsrailli siviller “kutsal” değil mi? “Ne İsraillilerin ne de Filistinlilerin tırnağına zeval gelmesin” demek yerine Kudüs bizimdir naraları atmak mantığı devre dışı bırakmaktır. Şehirlere kutsallık atfedip, Ortadoğu halklarını emperyal tuzaklara meze yapmak, bölgeye ve insanlığa fayda getirmez, zarar getirir. Anaların ağladığı bir coğrafyada Kudüs Müslümanların olsa kaç yazar, Musevilerin olsa kaç yazar? Konuşulması gereken daha önemli konular, çözülmesi gereken daha önemli sorunlar var. Trump’un bu işi, delinin biri kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış misali oldu.

Kasmaya gerek yok, Kudüs, Kudüslülerindir.

BDD’DEN HÂLÂ CEVAP YOK!

İki haftadır Birlik Dayanışma Derneği isimli yandaş bir derneğin yanıtlaması istemiyle bazı sorular soruyorum. Öyle böyle değil çok ağır suçlamalar yöneltiyorum ağalara. Bu arkadaşların bazı solcu belediyelerin adını kullanarak para topladıklarıyla ilgili çok önemli iddialar hakkında şimdiye kadar her hangi bir cevap tarafıma ulaşmış değil. Şimdilik susmayı, duymazdan ve görmezden gelmeyi tercih ediyorlar. Gözlerine sokacağım bu iddiaları. Her hafta kısa da olsa sormaya devam edeceğim. Herhangi bir cevap geldiği takdirde, yine burada paylaşacağım. Geçen hafta yazdığım bir cümleyle bitireyim: Birlik Dayanışma Derneği olayı, Türkiye’nin ikinci Süleyman Mercümek vakasıdır. Üzerine gidilmelidir. Yandaş derneğin üzerine gidecek yürekli bir savcı aranıyor.

CEVAP VER