İnternet provokatörünün portresi…

İnternet kullanımının yaygınlaşması, “sosyal medya” diye bir gerçekliği hayatımıza soktu. Hele Türkiye’de, neredeyse tüm medyanın iktidar yandaşlarının eline geçtiği mevcut ortamda, sosyal medya halkın tek yaygın haber kaynağı haline geldi.

Halk yoğun baskı nedeniyle sokakta tepkisini gösteremediği için, sosyal medya önemli bir tepki gösterme aracı halini de aldı.

Tabii Türkiye’de tepki göstermek, sosyal medyada da olsa, bir tehlike taşıyor. İşini kaybetme tehdidiyle yüz yüze olan memurlar, işçiler başta olmak üzere, baskıya uğrama riskini göze alamayan pek çok kişi “anonim” diye tanımlanan kullanıcı hesaplarının ardına gizleniyor. Bu son derece anlaşılır bir durum.

Ne var ki, bu aynı zamanda giderek daha vahim bir hal alan kötüye kullanma vakalarını da beraberinde getiriyor. “Kötüye kullanma” olarak tanımlanabilecek pek çok farklı alan ve vakadan söz edilebilir ama biz burada sosyalistlerin kendi iç ilişkilerinde asgari bir ahlaki standardı korumalarını engelleyen, sol içinde provokasyonlara yol açan temel bir ahlaki sorundan söz etmek istiyoruz.

Biz işçi sınıfı ve sol içinde eleştirinin özgürce yapılmasını savunuyoruz. Eleştiri ve tartışma hiçbir gerekçeyle engellenmemeli. Ancak sözünü ettiğimiz ahlaki sorun eleştiri ve tartışma sınırlarını fazlasıyla aşıyor. Kendisini sosyal medyada bir çeşit “sol” unsur olarak tanımlayan lümpenler, iktidar baskısı bahanesiyle oluşturdukları sahte kimliklerin ardına gizlenerek sosyalist değerlere, devrimci şahsiyetlere, devrimci kimliğe pervasızca saldırmayı kendilerine hak görüyorlar.

Bu utanç verici lümpenliğin Türkiye’deki başlıca hedeflerinden biri de Sovyet Devrimi’nin en önemli liderlerinden L. Troçki. 1917 Ekim Devrimi sırasında ayaklanmayı planlayan Askeri Devrimci Komite’nin başındaki Troçki, aynı zamanda Petersburg Sovyeti Başkanı’ydı. Devrimin hemen ardından Dışişleri Halk Komiseri olan Troçki, Kızılordu’yu kurarak ve komutanlığını yürüterek karşıdevrimin ezilmesinde en kilit rollerden birini oynadı. Lenin’in ölümü sonrası Stalin’in bürokrasinin liderliğini yürüterek devrimcileri tasfiye etme sürecinde en önemli engel olan Troçki önce sürgüne gönderilmiş, sonra Meksika’da sürgündeyken Stalin’in bir ajanı tarafından başına buz baltası vurularak öldürülmüştü. Troçki ölmeden önce Stalin’in Komünist Enternasyonal’i (Üçüncü Enternasyonal) tasfiye edeceğini öngörerek harekete geçmişti. Stalin Komünist Enternasyonal’i kapattı, Stalinci rejim göçüp gitti, içinden Gorbaçovlar, Yeltsinler, Putinler çıktı ama Troçki’nin ölmeden önce bir avuç devrimciyle kurduğu Dördüncü Enternasyonal bugün dünyanın dört bir yanında mücadeleye devam ediyor.

Stalinci geleneğin tarihsel olarak mutlak hakim olduğu Türkiye’de kendilerini bir çeşit “solcu” olarak tanımlayan lümpenlerin sosyal medyada aşağılık bir üslupla en çok saldırdığı ismin Troçki olmasının sebebi budur. Utanç verici biçimde “buz baltası” paylaşımlarıyla, bir devrimcinin kalleşçe öldürülmesini savunurlar topluca. Sorsanız “sol içi şiddete karşı”dırlar. Oysa tam tersi geçerlidir. Lümpen karakteri, sırtlan karakteridir. Sürü halinde saldırıp sürü halinde kaçarlar. Gerçek hayatta göze alamadığı mücadelenin açığını devrimcilere saldırıp kendisine benzer lümpenlerden alkış alarak kapatır ve bu hali sindirir. Bu, toplumun paçavralarına has bozuk bir karakterdir.

Bu lümpenlerle mücadelenin belki de tek mümkün yolu onları teşhir etmektir.

Sosyal medyada sık sık Troçki’ye, devrimcilere, devrimcilerin değerlerine saldıran, başkalarının saldırmasına çanak tutan, sonra bunları silip yokmuş gibi davranan bir lümpenin portresi fazla söze gerek bırakmayacak şekilde durumu özetliyor.

Adı ***. Twitter kimliği I**/@d**. Günlük hayatında kendisini “işadamı” olarak tanıtıyor. Otellerde genel müdürlük de dahil olmak üzere üst düzey yönetici kademelerinde, güzel paralar karşılığında patronlara uşaklık ediyor. Hiç kuşkusuz, icabında gözünü kırpmadan işçileri işten atıyor. Sermayeye uşaklık ettiği mesai saatleri de dahil olmak üzere aşağılık bir üslupla devrimcilere ve devrimci değerlere saldırmakta ise herhangi bir sakınca görmüyor. Saldırdıklarından biri de ismini “takma ad” olarak kullandığı I**‘nın yazarlarından Troçki!..

Sadece devrimcilere ve devrimci değerlere saldırmakla kalmıyor. Alkış alabileceği her hedefe, kadını aşağılayan paçavra lügatiyle saldırıyor. Şarlatanlık eyliyor…

Aslında biz bu provokatörün şahsında, her sol çevreye yamanması muhetemel bir karakterden söz ediyoruz. Bu lümpen karakterin sol içi ilişkilere zarar verdiğini, tartışmalı konular üzerinden provokasyonlara yol açtığını, solun birbirini anlamasına, olumlu ilişkiler geliştirmesine, özellikle de şu karanlık dönemde birbirine doğru adım atmasına engel olduğunu vurguluyoruz. Devrimci değerlere saldıran, seviyesizliği yayan, kadını aşağılayan dili yeniden ve yeniden üreten bu lümpen karakterine kimse kendi “Yaramaz Şirin”i muamelesi yapmamalıdır. Tüm sol parti ve hareketler, gerçek hayattaki mücadeleden uzak, kendini sosyal medyada “gerçekleştirme”ye çalışan, dikkat çekmeye ve alkış almaya kodlanmış bu tür lümpenliği kesin bir biçimde mahkum etmek zorundadır.

Eleştiri herkesin hakkıdır. Her görüş, her yayın, her devrimci şahsiyet her zaman eleştirilebilir, kendi adımıza bize gelen eleştirileri mümkün olduğunca yanıtlamayı da görev biliriz. Öte yandan, maskelenmiş kimlikler kullanarak düzene saldırmak ile düzenin her daim saldırısı altındaki devrimcilere ve onların değerlerine saldırmak arasındaki farkı herkes iyice anlamalıdır.

Bu musibetin, bu konuda bir uyarı olarak hizmet etmesini umuyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here