Hepsi birbirinden fena adamlar!

0


Başlıkta “adamlar” deniyor ama “kadınlar” da var tabii!

Eskiden yolsuzluklar bireysel boyutta yapılırdı. Yani bir kişi ya da bir araya gelmiş bir kaç kişi yaparlardı işi. Masa altından mümkün mertebe gizli saklı yürütülürdü işler. Mevzuata da uydurulmaya çalışılır ya da boşluklarından faydalanırlardı. Ortaya çıktığı zaman yapan adamda biraz utanma belirtisi olurdu.

İslami sağ ile birlikte örgütsel düzeyde yolsuzluklarla tanıştık. En tepesinden en alttakine kadar bütün bir parti örgütü tek vücut halinde çalıyor ve aklayıp paklıyor. Bakanları, vekilleri, yandaş basını, belediye başkanları, muhtarları, stk’ları, üyeleri, sempatizanları hepsi birden iştirak ediyor yolsuzluk etkinliğine. Öyle gizli saklı da değil kitlelerin gözü önünde yapıyorlar her şeyi. Yasaları, mahkemeleri, mevzuatları da umursamıyor uluorta çiğneyip geçiyorlar işlerine geldiği gibi. Savcılara silah çekmeye kadar gittiler. 20 yıl önce Bosna paralarının iç edilmesinden Deniz Feneri‘ne, 17-25 aralık sızıntılarına kadar her konuda… Ensar sapıklığının sabunlanması, Kabataş yalanının ortalığa kusulması gibi skandallarda ayni hep örgütsel tavır.

Kötü bir şey yaptıklarına inanmıyorlar bile. Olmuşsa da göz ardı edilebilir boyutta olduğunu düşünüyorlar. İlgi çekici bir haklılık duyguları var. Kolaylıkla gerekçelendiriyorlar yaptıklarını. Hem kendilerini hem de hitap ettikleri kitleyi inandırıyorlar söylediklerine. Kitle iletişim araçları üstündeki sahiplikleriyle kof gürültüye, yalana boğuyorlar beyinleri. Merkez sağ zamanında bile böyle bir yozlaşma olmamıştı memlekette. Farklı olarak İslami sağın Türkiye siyasetine getirdiği “yenilik” budur: Yozlaşmanın kurumsallaşması… Kesinlikle rastlantı değil, kafadaki öğretisel zeminden kaynaklanıyor.

Biz olsak en ufak bir hatada kardeşimizi tanımayız. Bunlar iç gruplarından olan herkese her durumda sahip çıkmaya devam ediyorlar. Feodal aitlik duyguları çok güçlü. Akrabam, köylüm, hemşehrim, partilim, dindaşım, cemaatim, tarikatım….diyorlar başka bir şey demiyorlar. “Öteki” olandan çalıp çırptıkları için de rahat ve kendilerinden eminler. Kendilerinden emin oldukları için de iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı muhakeme edemeyen kitlelerini kolay işletiyorlar.

Büyüğe saygı, etek öpme, güce taparlık, biat, kati itaat, sual etmemek, kör inançlılık,… öğretisel kodlarının ana unsurları. Şüphecilikleri zayıf, olayları sorgulamıyorlar. Statü olarak yukarıdakilerin yaptıklarına itiraz etmek akıllarından geçmiyor. Ya da grup normuna aykırılık yapınca dışlanmaktan korkuyorlar. En ufak bir çatlak ses oluşmuyor içlerinde. Çıkacak gibi olursa da endositozla yok edip susturuyorlar.

Bahane üretme yetenekleri şaşırtıcı. Bütün hayatları mantığa kırk takla attırarak fenalığa bahane üretmek. Kutsiyet atfettikleri metinler, ideolojik beslenme kaynakları fenalık dolu. Kanaat önderleri, tapınç ilişkisine girdikleri tarihi kişilikler hepsi birbirinden fena adamlar. Yağma, işgal, kan dökücülük, kölecilik, soykırım, tecavüz, düzenbazlık, takiyyecilik, sefahat düşkünlüğü… ve hepsinin bir bahanesi, bir sabunlanma yöntemi var. Pedofilinin bile!

Fakat fizik yasasıdır; bükülmeyen kırılır. İşte bu yüzden bunların dağılması kristalin tuzla buz olması gibi muhteşem olacak.

CEVAP VER