Emeklilikte Tayyip’e takılanlar…

0

Son zamanlarda gündemde epeyce yer eden mevzular arasında, sayıları yüz binlerle hatta milyonlarla ifade edilen, hakları devletin sömürü kanunları yordamıyla gasp edilmiş olan ‘Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ kısaltma tabirle EYT’liler var.

KİMDİR EYT’LİLER?

1999 yılında, 17 Ağustos Marmara depreminin akabinde, halk verdiği kayıpların acısı ve depremde açılan yaraları sarma derdiyle boğuşurken, devletin, tüccar mantığıyla hareket ederek, krizi fırsata çevirme hevesi ve emperyalizme uşaklığın gereklerinden olan işçi sınıfının ve emekçi halkın haklarının gasp edilmesi prensibi gereği hazırlanmış olan 4447 sayılı SSK Kanunu’nun 25 Ağustos 1999 tarihinde kabul edilip, 8 Eylül 1999 günü Resmi Gazete’de yayınlanmasının bir sonucudur EYT’liler.

4447 sayılı kanun öncesinde SSK’lı olarakçalışanların emekliliği hususunda, kadınlar için 20 yıl, 5000 gün prim ödemesi,erkeler için ise 25 yıl, 5000 gün prim ödemesi şartı aranıyorken, yani işçiNebahat 18 yaşında işe başlamışsa 38 yaşında, işçi Ahmet 43 yaşında emekliolabiliyorken, bu kanun uyarınca emeklilik için prim günü ve hizmet yılınınyanına bir de yaş şartı eklenmiş oldu. Buna göre 8 Eylül 1999 tarihinden önceçalışmaya başlamış olan  kadın işçileriçin 44 ile 58, erkeklerde 44 ile 60 yaş aralığında emeklilik yaşını beklemekzorunluğu geldi. Normalde meclisten geçen tüm esaret ve sömürü kanunlarıileriye doğru uygulanırlar. Fakat 4447 sayılı kanunun kapsamı geriye doğru daişletilmiş. İşte EYT’liler bu kanunun geri doğru işletilmiş olmasından ötürüemeklilik hakkı gasp edilen kitledir.

EYT’DEN ETT’YE

7 Haziran seçimlerine gidilirken, MHP, CHP ve İYİ Parti seçim beyannamelerinde emeklilikte yaş ve prim gününe takılanlara göz kırptılar ve bu mağduriyeti çözeceklerine dair sözler verdiler.

Bu mevzuda Tayyip’in tavrı her emek ve sınıf düşmanının alışıldık tavrından farksız değildi.

Konuyla ilgili şöyle laflar etti:

“Bu teklifin ülkemize yıllık ilave maliyeti 26 milyar lira. Erken emeklilikten yararlanacakların tamamı göz önüne alındığında bu rakam toplamda 750 milyar lirayı buluyor…” Hikmetinden sual olunmaz, haşmetli ve ince ruhlu padişahımız 46 yaşında emekli olduğunu ve kendisinin de bir çift dikiş olduğunu unutmuş olmalı ki, “Çift dikiş bunlar. Hem devletten para alıp hem çalışacaklar…” gibi açıklamalarıyla hem içindeki ekonomisti hem de ince dehasını ortaya koymaktan geri kalmadı.

Tüm güçlüklere rağmen sunulan EYT kanun önergesi MHP ve ‘muhalefet partilerini’ tam birleştirdi ve bu iş olacak derken, MHP’nin son anda tornistan etmesi sonucu reddedildi. İlk etapta evet oyu kullanan MHP’nin sonrasında çekimser kalmasının bahanesi her ne kadar CHP, HDP, TİP ile aynı platformda anılmak istememesi olsa da, asıl sebep başkadır. Bahçeli ne için EYT’lileri feda etmiştir? Sorulması gereken soru budur? Netice itibarı ile basit bir kanun düzenlemesi, yıllarca fiziken ve ruhen sömürülmüş olan milyonlarca yoksul insanın yüzünü bir nebze olsun güldürebilecek iken, emeklilikte yaşa takılanlar bu sefer Tayyip’e takılmıştır.

RAKAMLARLA EYT

Peki emeklilikte yaşa takılanların sayısı ve devlete yüklediği maliyet gerçekten ne kadar?

Emeklilikte yaşa veya prim gününe takılanlar ile ilgili net bir rakamdan söz etmek oldukça zor. Fakat Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği rakamların gerçeği yansıtmadığı da bir gerçek. Çünkü bu konu ile ilgili devlet kurumlarınca yapılmış kapsamlı bir rapor bulunmuyor. Medyaya demeç veren Sosyal Güvenlik uzmanları 5,5-10 milyon arasında bir mağduriyetten  bahsediyor.Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yöneticisi Ersin Kotan, söz konusu kişi sayısının 5.5 milyon olduğunu, ilk etapta emekli olacakların sayısının ise ancak 200-250 bin olacağını, daha sonra ise kademeli olarak artacağını bunun devlete maliyetinin ise 6 milyar TL gibi bir rakam olacağını söylüyor. Halihazırda mevcut kanundan ötürü mustarip olanların yanına aile bireylerini de eklersek ortaya çıkan tabloyu tahmin etmek zor olmayacaktır.

İŞİN ASLI

Sömürü ve kölelik yasaları sermayenin ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda şekillenerek üretilir. Nihayetinde içerisine doğmuş ve yaşamakta olduğumuz sistem/düzen varlığını işçi ve emekçi halkların yoksulluğu üzerine tesis ederler. Bugün emekçilerin ve yoksul halkın büyük bir kısmının teveccühüne nail olan Recep Tayyip Erdoğan ve çetesinin yanı sıra kendilerini muhalefet olarak adlandıran MHP, CHP, İYİ PARTİ halkın değil sermayenin birer temsilcisi ve işbirlikçileridir. İsimleri, yüzleri zaman içerisinde değişebilir. Fakat özleri değişmez. Zira sahiplerine göre kişnemek atların doğasında vardır. Dikkatli okursanız bu sermaye temsilcisi düzen partilerinin hiçbirinin parti programında sermaye sınıfının yani sahiplerinin aleyhine tek bir cümle dahi görmek mümkün değildir. İşçiler,memurlar,köylüler bilumum yoksul ve ezilen halklar olarak bizler onların programlarında bir teferruattan ibaretiz.

Dünya genelinde işçilere ve emekçilere yönelik bir saldırı mevcuttur. Emekçileri ve ailelerini yakından ilgilendiren, çalışma ve emeklilik ile ilgili yasaların günden güne değiştirilerek, işçiliği köleliğe indirgemesi ve mezarda emekliliğin hayata geçirilmesi sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında sermaye tarafından emekçilere karşı sürdürdüğü saldırıların bir ürünüdür.

Amaç emekçileri uluslararası sigorta kuruluşlarının kucağına atmaktır. Nitekim Türkiye’de bu kendisini Bireysel Emeklilik Sigortası meselesinde göstermiştir. ‘Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu Tasarısı Taslağı’, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde Ağustos 1999 tarihinde kurulan ‘Bireysel Emeklilik Komisyonu’ndaki çalışmaların sonucunda hazırlanmıştır.’ Detaylı bilgilere Hazine Müsteşarlığı’nın sitesinden veya arama motorlarından ulaşmak mümkündür. Sonrasında gelişen süreçte BES kanunlaşmıştır. Dikkat ederseniz BES meselesinin hazırlanmaya başlandığı tarih ile EYT’lileri bağlayan 4447 sayılı yasanın çıkarıldığı tarih çakışmaktadır.

ÇÖZÜM

Bu işin çözümü için, yıllık gideri 658 milyon 240 bin 289 TL olan KaçAK Sarayın kapatılmasını, fiyatı  2.5 milyar TL olan uçan sarayın satışını veya sıfırlanan avro ve dolarları talep etmek safdilliktir.

15 milyon civarında bir insandan bahsediyoruz. Davasına inanmış ve mücadeleyi göze almış olan bir kitle bırakalım Türkiye’yi dünyayı sarsabilecek bir enerjiye sahiptir. Konuyu seçim düzlemine indirgemek ve oy tehdidi bir çözüm üretmez. Bu işin çözüleceği yer meydanlardır. EYT’liler güçlerine ve davalarına inanıp meydanlara aktıkları takdirde kesin çözüme ulaşabileceklerdir. Ve sadece emeklilik hakkı gasp edilenler değil, tüm emekçiler bu davada yan yana yürüyebilmeli ve her ortamda emek dayanışmasını yükseltebilmeliyiz. Mezara kadar sömürülmeme hakkını hep beraber kazanmalıyız. Elbette bu lafta olduğu kadar kolay değildir. Lakin imkansız hiç değildir. ‘Birlikten kuvvet doğar’ diye boşuna dememişler!

CEVAP VER