Eğer yeterince uslu olursak 2019’da Şirinler’i göreceğiz!

0


16 Nisan referandumunda mühürsüz oyların geçerli sayılmasıyla, RTE milletin gözünün içine baka baka gayrimeşru iktidarını ilan etmişti.

Bir gram aklı çalışan vatandaş, ta o zaman Tayyip Bey ve saz arkadaşlarının yasa dışı yollarla elde ettiği gücü bir daha kaybetmemek için elinden gelen her türlü yola başvuracağını anlamıştı.

Anlamıştı ama sağ olsun muhalefet partilerimiz sanki çalınan oylar Papua Yeni Gine vatandaşlarının oylarıymış, bizim bu gayrimeşru referandumla hiçbir alâkamız yokmuş gibi bir seçim telaşına düştüler. Bir 2019’a hazırlanmalar, ne işe yarayacağı belli olmayan ittifak tartışmaları, aday arayışları, bir takım haller!

Bu arada bu acayip ülkede hayatta kalmayı başarıp artan son aklıyla delirmeden düşünmeyi hâlâ becerebilen vatandaş soruyor ama cevap alamıyordu tabii: Aday belirleseniz ne olacak, mühürsüz oylar yine geçerli sayılırsa ne yapacaksınız? Seçim güvenliğini sağlamadan hangi özgüvenle milleti sandığa çağıracaksınız, hadi çağırdınız, gene yenildiniz, bu halka ne cevap vereceksiniz? Gayrimeşru ilan ettiğiniz referandumu kabul edip seçime katıldığınız yetmedi, kaybedince gene “aldatıldık” mı diyeceksiniz, ne yapacaksınız vs.?

Vatandaş cevabını alamadı tabii, arkadaşlar “paşa paşa” başkan adayı ararken AKP ile MHP seçim ittifakını yaptı, seçim sonuçlarını kendi kafalarına göre değiştirebilecekleri ittifak paketini hazırladı!

Muhalefet milletvekilleri yasa taslağını eleştirince vatandaş bir ihtimal sesinin duyulduğunu umdu. Paketin seçim güvenliği ile ilgili kısmı CHP’li Bülent Tezcan’ın sözleriyle kısaca şöyleydi: “Mühürsüz seçimi yasal hale getiriyorlar. Siyasi partilerin sandık başkanı önerme yetkisini kaldırıyorlar, partilerin sandık başkanlığında etkisini daraltıyorlar. Sandık birleştirme ile köyden sandığı alıp ilçeye taşıma yetkisini valiye veriyorlar. Sandık başkanı çağırmadan kolluğun sandığa müdahalesini de sağlıyorlar. Bu da polis ve jandarma nezaretinde seçimdir. Tüm bunlar, iktidarların sandıklara kendi çıkarları doğrultusunda müdahalesine imkan sağlıyor.”

Seçim güvenliğiyle ilgili bir başka tehlikeyi de yine CHP’li Haluk Pekşen dile getirmişti: Soyağacı servisiyle seçimlerde hile yapılacak iddialarını gündeme getiren Pekşen, “Ölmüş olan insanların kayıtlarıyla oynanarak, nüfusta yeni bir vatandaşlık numarası ile sahte kimlikler oluşturulmuş. Türkiye bu büyük skandal kayıtlarla seçim yapamaz. Seçimler şimdiden şaibeli ve lekelidir” dedi.

Sadece birkaç gün önce yapılan bu açıklamaların ardından CHP milletvekilleri HDP heyetini seçim güvenliği endişelerini dile getirmek üzere ziyaret ettiler. OHAL şartlarında yapılacak seçimin zorluklarına dikkat çeken partiler kaygılarının ortak olduğunu açıklayıp çok kısaca belirtecek olursak sorunların birlikte konuşarak çözülebileceğini söylediler bize.

HDP’li Ayhan Bilgen “Bu ülkede birlikte yaşayacaksak yaşadığımız ülkenin sorunlarını birlikte konuşma cesaretini göstermemiz gerekiyor” derken Özgür Özel de “Bu adaletsiz seçime karşı iktidarın karşısında tüm siyasi partilerle birlikte organize olarak seçim güvenliğinin sağlanması konusunda kararlılığımız var” açıklamasını yaptı. Bu arada parti adına veya şahsi görüşü olsun, milletvekilleri konuşmaya devam etti elbet. CHP’li İlhan Cihaner ve Selin Sayek Böke boykotun bir seçenek olabileceğini vurguladı. HDP’li Pervin Buldan her tür zorluğa karşı bir kişi bile kalsalar Meclis’te olmaya kararlı olduklarını ve seçime bir aday çıkaracaklarını söyledi.

Bu arada Meclis’te olmasalar da CHP ile seçim güvenliği konusunda bir araya gelen İyi Partililer de CHP ile bir ittifak düşünmediklerini, görüşmenin seçim güvenliği çalışması olduğunu belirttiler. Toplantının sonucunda yine bize, “güvenli seçim isteyen bütün siyasi partiler ve sivil toplum örgütleriyle bir güçlü hareketin başlaması gerektiği konusunda mutabakat ortaya çıktı” açıklamasını yaptılar!

Velhasıl görüşmeler, vatandaşın oyuna sahip çıkacağız açıklamaları, AKP-MHP ittifakını iktidara getirmeyeceğiz diklenmeleri, kahramanlık konuşmaları derken geldik zurnanın zırt dediği yere: Dün gece yarısı saat 3’te Meclis’ten bir “imdat” sesi yükseldi! Başta CHP’li Tuncay Özkan olmak üzere tüm CHP milletvekilleri vatandaşı yardıma çağırdı! Zira AKP ve MHP’nin “ittifak kuvvetleri” halkın gerçek anlamda uyuduğu, Meclis TV’nin yayında olmadığı bir saatte “seçim güvenliği” yasa tasarısını “hiç beklenmedik!” bir hamleyle oylamaya sunmuştu!

“Hırsız vaaaar!” diyerek sosyal medyadan çığıran vekillerimiz “TBMM’de gece yarısı yaşanan demokratik vicdanı çalma girişimine karşı yardım istiyoruz. Sesimizi Türkiye’ye duyurun. Yardıma çağırıyoruz. Mecliste demokrasi katlediliyor” şeklinde paylaşımlar yaptı. O saatte ayakta olanlar da ne yapsın; gecelik-pijama-don-gömlek, çağrıları ancak sosyal medyadan paylaşarak vekillerin çığlığına yetişmeye çalıştılar!

Ancak hiç şüphe yok ki oylarımızın çalındığı günden beri bu olacakları zaten bekleyen her memleket insanı Meclis’teki bu “sürpriz” gelişmeyi “ya ne olacağıdı?” tarzındaki bir ruh haliyle karşılamıştı!

Ve sonra sabah oldu; seçim güvenliğini yok eden yasa taslağı kabul edilmişti. Tepkiler verilmeye başlanınca vatandaş olarak her şeye rağmen tekrar aklımızla alay edilmeyeceğini umut ederek ilk önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısına kulak kesildik. Kemal Bey şaka gibi açıklamasında aynen şunları söyledi:

“Buradan bütün milletime sesleniyorum masa başında milletvekili sayılarını artıracağız diye yola çıkanları sandığa gömeceğiz. Bütün sandıklara sahip çıkacağız. Bütün sandıklarda bizim arkadaşlarımız olacak. Ne yaparlarsa yapsınlar 2019’da o zatı oradan aşağı indireceğiz sözüm sözdür. Seçimi hileli yollarla kazanacağını zannediyor hileye izin vermeyeceğiz. İster valin olsun kim olursa olsun sel gibi akacağız ve sandıklarda kazanacağız”.

Gerçekten inanılır gibi değildi ve biz artık gerçekten dayanamaz hale gelmiş soruyorduk: Bu ittifak paketi geçtikten sonra hâlâ nasıl karşımıza çıkıp bize “onları sandığa gömeceğiz” diyebiliyorsunuz? Arkadaşlarınız mühürsüz oylarla dolu sandıkların başında olup ne yapacak? Siz bu yukarıda yazdığımız “seçim güvenliği tehdit altında” açıklamalarınızdan sonra paket kabul edildiği halde nasıl bir özgüvenle” o zatı oradan aşağı indireceğiz” diyebiliyorsunuz? Sel gibi akıp sandıklarda kazanacakmışsınız, ne tarafa doğru akmayı düşünüyorsunuz acaba?

Kimse kusura bakmasın; Meclis’te dün gece yaşanan bu sefaletten sonra söylenen bu sözlerin bizim için “eğer uslu durursanız bir gün siz de bir gün Şirinler’i görebilirsiniz” sözünden daha fazla bir anlamı yoktur! Ve sevgili vekillerimiz, içinizde iyi niyetli çabalar gösterenler olduğunu biliyoruz. Fakat alt çene-üst çene tüm sülale implant masraflarınızı biz halka ödetmek için yönetmelik değiştirmekten daha önemli vazifeleriniz olduğunu üzülerek hatırlatmak zorundayız:

O Meclis bir Çiftlik Bank değildir, biz de o bankanın zavallı mağdurları muamelesi görmeyi reddediyoruz! Bir millet artık bu kadar aptal yerine koyulmaz, yeter, artık gerçekten yeter!

CEVAP VER