Edepsizliğin teorisi!


Avukat Esra Baş Erbaş, Psikolog Murat Paker’in danışanına yönelik taciz davasını ve verilen hapis cezasını ayrıntılarıyla anlattı.

Hem akademisyen hem de psikolog olan Murat Paker’in bir danışanını taciz etmesiyle ilgili dava hapis cezasıyla sonuçlandı. Mağdurun avukatı yukarıdaki videoda dava sürecini anlattığı için burada ayrıntıya girmek istemiyoruz. Burada, tacizci Murat Paker’in Birikim yazarı olması münasebetiyle tacizine bahane bulmak için açık ya da örtülü çaba harcayanlara değineceğiz.

Edepsizliğin teorisini yapanlar arasında en açık tutumu daha önce eşinin üzerine dışkısını fırlatan Sevan Nişanyan aldı. Nişanyan’a göre, psikologların cinsel organlarını çıkarıp danışanlarına göstermesinde bir sakınca yoktu.

Aynı Nişanyan, eşinin üzerine dışkı atmayı da “entelektüel bir tepki” olarak savunuyordu…

Nişanyan’ın “liberal” tabir edilen kesim içinde en dürüst kişilerden biri olduğu söylenebilir. Zira Nişanyan düşündüklerini açıkça söylüyor.

Bir de onun kadar açık olmayanlar var…

Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümü Öğretim Üyeleri imzalı bir açıklamada tuhaf şeyler yazıyor. Misal, “her türlü şiddete ve haksızlığa karşı yanımızda durmuş biri” olarak tarif edilen Murat Paker’in “böyle bir durumda kalmasına” (hapis cezası kastediliyor) çok üzülmüşler! Taciz edilen kadının yaşadığı travmaya üzülmüşler midir? Hayır. Onlar zaten taciz olmadığı kanaatindeler muhtemelen!

O açıklamayı da buraya aktarıyoruz.

Bu liberallerde bir edepsizlik kardeşliği var. Yine Birikim yazarı Murat Belge Yetmez Ama Evet sürecinde devrimcilere var gücüyle saldırırken, Tayyip Erdoğan’ın korumalarının attığı gaz fişeğiyle ölen emekli öğretmen Metin Lokumcu’yu “ergenekoncu”, dolayısıyla “ölmeye müstahak” ilan etmişti ama hâlâ beli çevrelerde el üstünde tutuluyor.

Onu el üstünde tutan herkes bu edepsizlik kardeşliğinin ortağı durumundadır.

Birbirlerinin edepsizliklerini mazur göstermek, pisliklerini el birliğiyle örtmek, bir liberal alışkanlığı olarak öne çıkıyor. Her biri o kadar kirli ki, bu kiri ancak birbirlerine sürtünerek temizleyebileceklerini düşünüyorlar. Son taciz davası da bu huyun iyot gibi açığa çıktı başka bir örnek oldu.

NE YAŞANMIŞTI?

2015’te, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı sürecinden sonra yaşadığı travma nedeniyle Kasım ayında terapiste başvuran kadın, 19 Kasım’daki seansta terapiyi sonlandırmak istediğini söylemesinin ardından psikoterapisti Murat Paker’in seanslara devam etmesi yönünde ısrarcı davrandığını ve sonrasında da kendisine cinsel istismarda bulunduğunu belirterek dava açmıştı.

Cinsel saldırıya maruz bırakıldığını beyan eden kadın, yaşadıklarını geçtiğimiz günlerde gazeteci Melis Alphan’a anlatmıştı.

Davacı kadın, terapistin önce davadan vazgeçmesi için kendisine para teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini ve adaletin sağlanması için davayı sürdürdüğünü dile getirmişti.

Kadının anlatımına göre, terapist verdiği ifadede suçlamaları reddetti hatta tersine kadının kendisine yakınlaştığını söyledi. Terapistin avukatı 6 aylık süre ile şikâyet süresinin dolduğunu iddia ederek takipsizlik kararı talep etmesi üzerine mahkeme takipsizlik kararı verdi.

Davacının avukatları ise karara itiraz etti, itiraz kabul edildi ve terapist hakkında “hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle cinsel saldırı suçunun nitelikli halinin oluştuğu” iddiasıyla kamu davası açıldı.

Saldırıya maruz bırakılan kadın davayla eşzamanlı olarak Türk Tabipler Birliği’ne (TTTB) de şikâyette bulundu. TTB raporunda terapistin hastasını taciz ettiği konusunda yeterli ve kesin kanıt bulunmadığı, ancak seans sırasında yaşananları yönetemediği, terapi tekniği açısından sınır ihlali izlenimi yarattığı, bunun kusur oluşturduğu kanaatine vararak uyarı cezası verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here