Duvara asılan silah ne zaman patlayacak?

0

Uzun zamandır suskundum. Geçenlerde bir arkadaşımın paylaştığı ve Alman ordusunun durumuna dair, Türkiye’de bir internet sitesinde yayınlanan yazı olmasa daha uzun bir süre suskun kalabilirdim. Kısmen 2015 yılından kalma eski bilgilere kısmen de Almanya’nın en gayrı ciddi gazetesi Bild’de yayınlanmış, saptırma amaçlı haber ve yorumlara dayanan bir yazıydı bu. Bu yazıya yanıt vermek gibi bir amacım yok. Açıkçası çok da önemli olmayan bir konuda yazılmış, çok da önemi olmayan bir yazı olarak yanıtlanmaksızın kalmasında hiç bir sakınca yok. Ancak bu yazıyı okurken dünya genelinde kızışan silahlanma yarışına dair bir şeyler yazılmasının bir zorunluluk olduğunu düşündüm. Bu da suskunluğumu bitirmemde etken oldu. Kısmen sağlık nedenlerine dayanan, bir yıl civarında bir suskunluktan sonra yeniden, her türden eleştiri ve yorumlarınıza hazır olarak karşınızdayım.

Gelelim silahlanma konusuna.

Stokholm uluslararası barış araştırmaları enstitüsü (SIPRI) bundan bir süre önce 2017 raporunu yayınladı. Rakamlar korkunç… Korkunçtan da öte artık ciddi olarak alarm boyutuna ulaşmış durumda. İnsan denilen yaratık 2017 takvim yılında, soğuk savaşın bitiminden bugüne hiç olmadığı kadar büyük bir ekonomik kaynağı silaha ayırmış durumda.

Durumu açıklayan kişinin öznel niyetine bağlı olarak, “silahlanmaya harcanan toplam para sadece yüzde 1,1 arttı” denebilir.

Bu artışı içeren rakam yanyana yazılıp 1.700.000.000.000 dolar artış gösterdi de denebilir ama.

Bu para ile neler yapılabilirdi? Açlık dünyadan büyük ölçüde silinebilir, sağlık sistemi düzeltilebilir, ya da şişme botlarla Akdeniz’e açılan binlerce insanın hayatı kurtarılabilirdi. Ancak bunu bu biçimde tartışmak emperyalizmi “kötü niyetli yöneticilere” bağlayan bir idealizme düşmek anlamına gelir ki ben bunu yapmaktansa işin özüne inmeyi tercih ederim.

SIPRI listesinde dünyanın en çok silahlanan ülkelerinin hangileri olduğuna göz atmadan önce bir noktayı belirtelim: Burada açıklanan rakamlar adı geçen ülkelerin bütçelerinde ya da resmi yayınlarında yer alan rakamlardır. Biz burada yer alan rakamları gerçekmiş gibi değerlendirmekle birlikte gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu da düşünmeliyiz.

Dünya silahlanma liginin ilk sırasında her zaman olduğu gibi ABD var. Bu ülkenin askeri harcamaları 2017 yılında tamı tamına 610 milyar dolar olmuş. (NATO verilerinde bu rakam 638 milyar olarak yer almaktadır.) ABD’nin askeri harcamaları küçük bir inme eğilimi gösterse de, listede kendisinden sonraki yedi ülkenin harcamaları toplamından daha büyük bir rakamdır.

Listenin ikinci sırasında 228 milyar dolarlık harcaması ile Çin yeralıyor. Burada bir detaya dikkat etmek gerekir. Amerika’nın askeri harcamalarında önemli bir kalem tutan personel masrafları, zorunlu askerliğe dayanan Çin örneğinde çok daha küçüktür. Bu nedenle Çin’in askeri malzeme ve donanıma harcadığı paranın toplam içindeki oranı aslında daha büyüktür.

Listenin üç, dört ve beşinci sıralarında 69 milyar dolarla Suudi Arabistan’ı, 66 milyar dolarla Rusya’yı ve 64 milyar dolarla Hindistan’ı görmekteyiz. Suudi Arabistan görece küçük bir ülkedir ve kendi teknolojisi ile hemen hiç bir şey üretememektedir. Bu ülkenin askeri harcamalarının bu şekilde patlamasınında Yemen’de giriştiği soykırımın (bu olayı açıklayan başka bir kavram bulamıyorum) ve Yemen halkının buna karşı gösterdiği kahramanca direnişin önemli etkisi olmuştur. Suudi Arabistan’ın askeri harcamalarındaki artışın bir diğer nedeni de İran’la olan çelişkidir. Ufukta artık bir Arap-İran savaşı görünmeye başlamıştır ve böylesi bir olay yeni bir dünya savaşının kıvılcımını çakma potansiyeline de sahiptir. Rusya’nın dördüncü sıraya inmiş olmasının temel nedeni bu ülkenin giderek derinleşen ekonomik sıkıntılarıdır. Ordusunu modernize etmek Rusya için çok büyük öneme sahiptir. Ancak planlarını hayata geçirmekte güçlük çekmektedir. Bir örnek olarak Suriye’deki savaşta kullandığı silah teknolojisi çok etkili olsa bile, büyük ölçüde Sovyet döneminden kalmadır.

Askeri harcamalar konusunda birinci ligi oluşturan listenin altıncı, yedinci ve sekizinci sıralarında Avrupa ülkeleri yer almaktadır. Bunlar 58 milyar dolar harcamayla Fransa, 47 milyar dolarla İngiltere ve 44 milyar dolarla Almanya’dır.

NATO’NUN YÜZDE 2 KURALI

Nato 2014 yılında üye ülkelerin tamamı için geçerli olmak üzere, askeri harcamaların milli gelirin en az yüzde 2’si oranında olması koşulunu getirdi. Bu konu şimdiye kadar çok ciddiye alınmamış olsa da Trump yönetimi üye ülkelerin bu limitin altında kalmamaları konusunda ısrarlı. Bu yüzde 2 limitinin ne anlama geldiğini anlayabilmek için önce NATO ülkelerinin şu andaki askeri harcamalarına bir göz atmakta fayda var.

NATO’nun kendi verilerine göre ittifakın silaha en çok para harcayan ülkesi olan ABD’nin 2017’deki askeri bütçesi 638 milyar dolar (Sipri verilerine göre 610 milyar dolar) ve ülkenin dev milli gelirine olan oranı yüzde 3,6.

Yine NATO verilerine göre askeri harcamalarda ABD’yi izleyen İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Türkiye, İspanya, Polonya ve Hollanda’nın toplam harcaması yaklaşık 235 milyar dolar ve bunun bütün bu ülkelerin ulusal gelirlerine oranı yaklaşık yüzde 1,5. NATO’nun geri kalan küçük ülkelerinin toplam harcaması 35 milyar dolar ve milli gelirlerine oranı da yaklaşık yüzde 1,4 civarında.

Bütün üye ülkelerin bu yüzde 2 limitine uymaları durumunda, ABD haricindeki ülkelerin harcamalarını yaklaşık 100 milyar dolar civarında artırmaları gerekecek. Bir çoğunun ekonomisi zaten çok iyi gitmeyen bu ülkelerin kaç tanesi böylesi bir artışı karşılayabilir o ayrı bir konu. Ancak yakın bir gelecekte NATO’nun ABD haricindeki üyelerinin tamamının silaha daha fazla para ayırmak zorunda kalacaklarını kesinlikle söyleyebiliriz.

Bunun iki önemli sonucu olabilir: Birincisi ABD’nin NATO’nun ateş gücünü düşürmeksizin kendi askeri harcamalarını kısmak gibi bir olanağı olacaktır. İkincisi de, kendi askeri teknolojisine sahip olmayan ülkelerin ulusal gelirlerinden yaklaşık yüzde 0,5 gibi bir oran ABD’den başlayarak, askeri teknoloji üreten İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerin ekonomilerine aktarılacaktır.

Kendi müttefiklerine fazlasıyla güvenmeyecek olan ABD’nin askeri harcamalarını aynı oranda düşürmeyeceğini de düşünürsek, aslında NATO’nun silaha ayırdığı bütçe şu anda olandan çok daha büyük rakamlara ulaşacaktır.

Bu arada ulusal geliri yüksek olan Almanya gibi bir ülkenin askeri harcamaları da rakam olarak Rusya’nın harcamalarından daha yukarıda bir noktaya çıkacaktır.

SON SÖZ OLARAK…

Anton Çehov’un sıkça alıntısı yapılan, “bir duvarda asılı bir silah varsa mutlaka patlar” türünden bir sözü vardır. Gerçi soğuk savaş döneminde duvarlara asılmış olan silahlar patlamadı. Savaş da taraflardan birisinin ekonomik iflası ile sonlandı. Ancak bu olay daha çok Çehov’un tezini bozmayan bir istisnaydı. Bunca büyük miktarda silah üretilip duvarlara asılırsa, oyunun sonlarına doğru bir yerde patlaması da kaçınılmaz olur. En azından riziko çok büyür.

1 Eylül dünya barış günü döneminde daha iyi bir şeyler yazabilmeyi isterdim. İdare edin artık.

CEVAP VER